Kayıp (2013 – …)

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
21 Eylül 2013

Sonbaharın gelmesi dizi sezonunun açılışını temsil eder Türkiye’de. Gündem değişir, insanların dağılan ilgisi tekrar televizyona kayar. Sevilen dizilerin yeni sezon tanıtımları, popüler oyuncuların taze dizileri dört gözle beklenir adeta. Beklentiler çok da farklı sonuçlar doğurmaz aslında, aynı fabrikadan çıkmışçasına benzerlikler taşıyan sayısız dizi farklı şekillerde sunulur seyircinin önüne. Senaristler çizgilerinden pek de taviz vermezler. Reyting kazanmak orijinal olmayı gerektirmiyor nasılsa…

Duygu sömürüsünün ve romantizmin sınırları zorlarcasına kullanıldığı, sonu ön görülebilen, yaratıcılıktan uzak onlarca yapım… Buna ilaveten son dönemin meşhur tercihleri, yabancı diziyi veya bir romanı uyarlamak… Yerli yapımlar tekdüzeliğin doruklarında gezerken, acaba aradan sıyrılarak dikkat çekecek bir dizi var mı diye göz ucuyla bakıveriyor ekrana insan. İşte tam da bu noktada bir dizi çarpıyor göze, internette tanıtımına defalarca kez rastladığımız… Adı KAYIP!

IMG_0044.jpg

Başrollerini; Mete Horozoğlu, Aslı Enver, Kaan Taşaner, İlker Kaleli ve Dolunay Soysert’in paylaştığı dizinin yönetmen koltuğunda ise Zeynep Günay Tan oturuyor. Senaryo çok yabancı gelmeyebilir kulağa ilk anda. Büyük bir holding sahibi olan Kemal ve eşi Leyla’nın huzurlu ve mutlu yaşantısı bir gecede bozulur. Evin erkek çocuğu, tüm ailenin holding kokteylinde olduğu bir gün iki polis tarafından evinden alınıp götürülür. Çocuğunun tutuklanması aile efradında şok etkisi yaratır. Hemen polise başvurmak isterler ama karakol önünde gelen telefon ellerini kollarını bağlayacaktır. Bundan sonra işler iyice karışır.

İlk bakışta Hollywood sayesinde aşina olduğumuz bir konuyla karşılaşsak da yerli dizi sektörü için heyecan verici bir başlangıç olduğu söylenebilir. Ütopik aşk senaryolarından bıkmış usanmış Türk seyircisi için yerli bir dedektif hikâyesi elbette ki dikkat çekecektir. Özellikle Mete Horozoğlu’nun canlandırdığı karakterin kattığı pozitif etki ve dizide hâkim olan gizem duygusu devam ettiği sürece “Kayıp”, Türk dizi seyircisi için sıra dışı olma potansiyelini taşıyacak gibi.

fft99_mf3582326

Tabiri caizse şüphenin başrol oynadığı bir senaryoda oyunculara ve yönetmene çok iş düşüyor tabii. Aksiyon sahnelerinden ziyade esrarengiz bir sırrın çözümüne yoğunlaşan psikoloji ağırlıklı bir yapımda, karakterlerin tavır ve hareketleri dolaylı olarak oyuncuların sergiledikleri performans ve yönetmenin bunu yansıtış biçimi sürükleyicilikte en önemli unsurlar olarak değerlendirilebilir. Bu konuda yönetmenin ve oyuncuların kendilerini ispat etmiş olması diziye güvenmek için elbette önemli bir etmen. Lâkin sektör için kronikleşmiş olan sürdürülebilirlik sorunu aşılmadığı sürece bu iddialı yapımın derin bir iz bırakmasının mümkün olmayacağı da bir gerçek. Senaristler ne denli uzun soluklu bir plan içerisinde bilinmez ama böyle bir konu yılan hikâyesine dönüştürülerek gereksiz şekilde uzatılırsa klişelere yenik düşüp kaybolma ihtimali söz konusu. Hâliyle seyirci olarak tedirgin olmamak mümkün değil. Reyting uğruna ne tavizler gördü bu gözler…

Tabii şüpheci olurken acımasız olmamakta fayda var. Her hafta sinema kalitesinde iki saate yakın sürükleyici bölümler çekmek gerçekleştirmesi pek de mümkün bir şey değil elbette. Dolayısıyla dizi vakitlerinde değişim olmadığı müddetçe beklentileri yükseltip yabancı dizilerle kıyaslamak bu projeye emek verenlere haksızlık olur. Dizinin ilk bölümünde göze çarpan bazı gereksiz sahnelerin varlığı da işte tam bu sebepten gerçekleşiyor aslında. Sonuç olarak zorunluluktan, bir nevi vakti uzatmak için eklenen bu sahneleri göz ardı ettiğimizde ise ortaya heyecan verici bir yapım çıkıyor. İlk bölüm bittiğinde kafada birkaç soru işareti ve nispeten sürpriz sayılabilecek bir son var. Bunlar bir diziye şans vermek için yeterli gerekçe olarak addedilebilir mi? Bence evet!

Bundan sonrası mı? Onu her zamanki gibi zaman gösterecek. Ama kim ne derse desin; çekimleriyle, farklı tarzıyla, müzikleriyle ve oyunculuklarıyla dikkat çekici bir yapım Kayıp.

Ne diyelim? Klişelere yenik düşmemesi dileğiyle…

Ahmet Tuğcu

Araç çubuğuna atla