Karışık Kaset (2014): Dönüşen Kentimiz, Değişen Kendimiz

Kaan Karsan
Kaan Karsan
19 Kasım 2014

Uygar Şirin’in 2013 yılının başlarında çıkan romanı “Karışık Kaset”, 90’lardaki ergenliğe, 2000’lerdeki gençliğe ve 2010’lardaki yetişkinliğe pop-müzik arka planıyla temas ederek bir aşk öyküsü anlatıyordu. Şirin, başkarakteri Ulaş’ı karakterin müzik tutkusu ve içinde bekledikçe karmaşıklaşan aşkı üzerinden gerçeklerken bilinç akışı yöntemini kullanarak karakterin zihnini kaynak alarak bir dramatik çatı kuruyordu. Sadece belli bir bölümüne tanık olabildiğimiz üçe bölünmüş bölünmüş yirmi yıllık süreçte Ulaş, aşık olduğu ancak bir türlü açılamadığı İrem, bu iki insanın aileleri, alışkanlıkları ve elbette ki yaşadıkları ülkenin popüler kültürü durmaksızın değişiyordu.

İlk uzun metrajlı filmini yapan Tunç Şahin’in “Karışık Kaset” uyarlaması ilk bakışta herhangi bir romantik-komedi gibi görünebilir. Kaldı ki tür sinemasının yerinde yeller esen popüler sinemamızda ‘herhangi’ bir romantik-komediden bahsetmek de zor. Bu bağlamda üç farklı zamanın ruhunu yakalamaya ve görselleştirmeye çabalayan Tunç Şahin’in kalkıştığı işin zorluklarından ortada. Zira Şahin’in uyarlaması 90’larda İstanbul’un bir köşesinde; 2011’de aynı şehrin bir diğer köşesinde bitiyor. İstanbul’un ve ülkenin bu süreçte yaşadığı her anlamdaki dev dönüşüm göz önüne alındığında belli ki “Karışık Kaset”te Tunç Şahin’i zorlu bir ‘dönem’ ödevi bekliyor.

karışık kaset 1

Karışık Kaset’te, tıpkı romanında da olduğu gibi, büyük oranda Ulaş’ın hayatının sınırları dahilinde kalıyoruz. Çocukluğundan yetişkinliğine; bankacılıktan müzik yazarlığına varan hikayesinde, onun dinlediği müzikler, yürüdüğü sokaklar, başarıları ve başarısızlıkları bizim rehberimiz. Ancak onun hikayesinin bir köşesinde de her daim İrem var. Ulaş’ın hayatında İrem olsa da olmasa da, karakterin kendisine rehberlik eden kişi de İrem. İrem, Ulaş’ın hikayesindeki bir nihai amaç gibi. Ancak Ulaş, İrem’le duygusal anlamda bağlantı kurmasını engelleyen hayati unsurları bir türlü tespit edemiyor, kendi meselelerini dahi içselleştiremiyor. İrem ise bu bakımdan onun tam zıt köşesinde konumlanıyor. Film, 90’ların, 2000’lerin ve 2010’ların başında bu üç karakterin yenilenmiş, dönüşmüş hallerini bir araya getiriyor ve onların on yılda bir filizlenen hikayelerini uç uça ekliyor.

Tabii bu süreçte anlatılan tek hikaye –her ne kadar ön planda olan o olsa da- Ulaş ve İrem’in hikayesi değil. Bu hikaye 90’lardan 2010’lara kadar defalarca dönüşmüş hatta laçkalaşmış yerli pop müziğe göbek bağıyla bağlı. Dönüşen pop kültürüyle birlikte karakterlerin meşguliyetleri ve kabullenişleri de dönüşüyor. Zira artık herkes güncel kalmanın, eskimemenin derdinde. Bu süreçte önemli bir unsur haline gelen baba figürü üzerinden popun yeni çağı layıkıyla irdelenebiliyor. Babasının yazdığı kitabın bağlamını önemli bir manevrayla değiştiren Ulaş’ın tercihleri de önemli detaylar teşkil ediyor.

karışık kaset 2

Uygar Şirin’in romanının sağladığı hammaddeyi sinemalaştırırken kolaycılığa, şablonculuğa kaçmayan ve her daim ‘cüret etme’nin peşine düşen Tunç Şahin’in yönetmenlik başarısından bahsetmek de elzem. Şahin, belki de en basit diyaloğun cereyan edeceği sahne üzerinde bile kameranın nerede duracağını ve nasıl hareket edeceğini fazlaca düşünmüş. Filmin final bölümüne tekabül eden, filmin hem mizah hem de ritim duygusuna önemli katkılarda bulunan tek plan sahne bunun sadece bir örneği. Filmin geneline yayılmış, oldukça özenli bir kamera kompozisyonu var Karışık Kaset’te. Bu etraflı çalışma sayesinde mizahtan, drama hatta gerilime dahi yumuşak geçişler sağlanabiliyor. Filmin duygusal dünyasının hızlı değişimi filmin teknik yetkinliği ışığında eser miktarda yalpalıyor.

Sarp Apak, kariyerini önceleyen rol tercihleri sebebiyle bir miktar yabancılaşma hissi yaratıyor ve kimi anlarda önceki karakterlerini anımsatıyor olsa da son celsede Ulaş rolünün altından bir şekilde kalkmayı başarırken Özge Özpirinçci oldukça tutarlı ve karakterinin on yıllar arası kişilik dönüşümlerini layıkıyla taşıyan bir performans sergiliyor. İki oyuncu arasındaki kimyanın da ‘tutmuş’ olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Tunç Şahin’in “Karışık Kaset”ini anaakım sinemada bir ‘umut’ olarak görmek mümkün. Karışık Kaset, izleyicisini istismar etmeyen, ona değer veren ve sadece kolay tüketilir bir hikaye türetmektense sinema yapmaya çabalayan bir film. Elbette ki dört dörtlük değil. Zaten dört dörtlük olma çabasında da değil. Ancak kendisinden önce pek iyi örneğini izlemediğimiz bir türde, daha önce başarılamamış birçok şeyi başarıyor büyük özeniyle.

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yönetmen: Tunç Şahin
Senaryo: Mert Atalay, Tunç Şahin, Uygar Şirin (roman)
Oyuncular: Sarp Apak, Özge Özpirinçci, Bülent Emin Yarar, Ulaşcan Kutlu, Aslıhan Kapanşahin, Sevinç Erbulak
Yapım: 2014, Türkiye
Süre: 106′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla