Black Book (2006): Direniş Hiç Bu Kadar Eğlenceli Olmamıştı!

Fırat Ataç
Fırat Ataç
10 Ocak 2012

Güçlü bir kadın, işlevsel şiddet, alaycılık, gösterişçilik ve eksik olmayan çıplaklık… Verhoeven sinemasının belirleyici öğeleri olarak gösterebileceğimiz bu listeye baktığımızda büyük bir eğlenceye hazır olmamız gerektiğinin sinyallerini almamız mümkün. Sahip olduğu derin seksüel ve psikoseksüel takıntılarını mainstream filmlere büyük bir ustalıkla yediren Verhoeven, Zwartboek ile İkinci Dünya Savaşı’na el atıyor.

İlk olarak güçlü kadınını bize tanıtan yönetmen, İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesini Hollanda kırsalında saklanarak bekleyen Yahudi şarkıcı Rachel’ı hikâyesinin merkezine oturtuyor. Saklandığı yer bombalanan ve sınır dışına çıkma hayali güvendiği kişiler tarafından baltalanan Rachel’ın hikâyesinin pek de ilgi çekici olduğu söylenemez. Daha önce bu tip birçok hikayede görmüş olduğumuz ihanet, dramatik anlar, klasik Nazi profilleri filmin ilk yarım saatlik bölümünü tekeline almış durumda. Giriş kısmındaki oldukça dağınık, nereye gideceğini bilmeyen bu düz çizgi Rachel’ın Hollanda direniş örgütünün liderlerinden biriyle tanışmasıyla titrek bir hal alıyor ve film hızlı bir tempo kazanıyor. Seçenekleri arasında ‘güvenli bir çalışma ortamı’ veya ‘direniş için aktif çalışma’ olan Rachel’ın ikinci seçeneği seçmesi onun için zorlu bir görevin başlangıcı oluyor. Görevin tam açılımı ise: Daha önce Rachel’dan hoşlanmış olan Hollanda S.S’lerinin komutanı Müntze’yi baştan çıkarmak ve bu sayede karargâha sızmak.

Filmin genel gidişatı içerisinde İkinci Dünya Savaşı ve direniş filmlerinin klişelerini bütün alaycılığıyla kullanan Paul Verhoeven, sanki bu alt türün bir pastişini yapıyor. Hollywood tarzı teknik zariflikler ve bir Avrupa filminin karakter üzerindeki hassasiyetini bir araya getiren yönetmenin ‘saygınlığını geri kazanmak’ istediği söylenebilir. Bu durumda da şöyle bir soru ortaya çıkıyor: ‘Kim saygın bir Paul Verhoeven ister ki?’

Bu soruyu sorabileceklerin de olacağını kestirmiş görünüyor Verhoeven. Çünkü film her ne kadar alışıldık bir konuyu ele alan ‘uslu’ bir film olarak görünse de, uçlarda dolaşmayı da ihmal etmiyor. ‘Zwartboek’de belirleyici unsur yine cinsellik. Devamlı merak uyandıran, provake edici, seks ve gücün yüksek bir tansiyon içerisinde çarpıştığı hikâyede belli kuralların da yıkıldığını söylemek mümkün. Zira bir Yahudi kızla bir Nazi subayının aşk yaşadığına pek sık rastlanmıyor. Bu aşk hikayesinin başlangıç dönemlerinde gerçekleşen Verhoeven tarzı sansasyonel olması muhtemel sahne ise oldukça ilgi çekici. Zira yönetmen, ‘Basic Instinct‘te olay haline gelen bacak bacak üstüne atma sahnesini modifiye ediyor ve ‘Yahudi gibi görünmemek için’ bütün vücut tüylerini sarıya boyayan kadın karakteriyle bizi baş başa bırakıyor. Bu sahnede bunun ‘can yakıcı’ bir işlem olduğunu da bize belirtmeden geçmiyor ki bu da ancak Verhoeven’den beklenebilecek bir ayrıntı.

Yönetmenin daha önceki filmleriyle Zwartboek arasında bağlantılar ise oldukça fazla. Total Recall ve Robocop‘u biçimlendiren kimlik, hafıza içerikli psikolojik sorular, Showgirls‘ü tek cümlede özetleyebilecek kadının seksüelliğinin meta olarak kullanılması ve Starship Troopers örneğindeki ‘herkesin faşizme eğilimi vardır’ ana fikri hikâyenin kurulmasında büyük önem teşkil ediyorlar. Tüm bunlara Verhoeven’in en iyi filmi olarak görülen 1977 tarihli Soldier of Orange’ın bir İkinci Dünya Savaşı draması olduğunu eklersek, Zwartboek’in bir ‘Verhoeven özeti’ olduğunu söylemek mümkün.

Filmde yaratılan görsel atmosferin çok başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dönemi bütün ayrıntılarıyla incelediği belli olan Verhoeven, iki binli yıllarda yapılan bir dönem filmini izlediğimizi bize unutturuyor. Devamlı yükselen orkestra müzikleri, savaş zamanı romantizmi ve 40’ların şıklığı eski moda bir film izlediğimiz hissini yaratıyor. Bununla da yetinmeyen yönetmen, herkese kendi dilini konuşturuyor, Almanca, İngilizce ve İbranice kullanarak çok dilli bir film yaratıyor. Teknik açıdan sergilenen işçiliğe ise diyecek bir söz yok çünkü bu Verhoeven’in en başarılı olduğu noktalardan biri. Silahlı çatışma sahnelerinden, araba kazalarına, uçakların attığı bombalardan, şarkı söyleme sekanslarına kadar görüntü ve sesin birincil önem teşkil ettiği anlarda kusur bulmak neredeyse imkânsız.

Bu kadar olumlu yönüne rağmen ‘Zwartboek’in sahip olduğu en önemli artı ise Carice van Houten’in harika karakter çalışması. Verhoeven’in bu konudaki seçimlerinde hem şanslı hem başarılı olduğunu kanıtlayan Van Houten, yönetmenine, ‘bütün filmi götürebilecek bir kadın kahraman bulma’ sıkıntısını yaşatmıyor. Bunun bir örneğini de Basic Instınct’te görmek mümkün. Filmde ağır topun Michael Douglas olması ama herkesin Sharon Stone’u hatırlaması kadın karakter seçimlerinde Verhoeven’in başarısını gözler önüne seriyor. 90’lı yılların seks ilahesi, muazzam varlık Sharon Stone’un kelimelerle ifade edilemeyecek Catherine Tramell kompozisyonundan farklı olarak, Van Houten’in Rachel Stein’i duygusuz, acımasız bir kadın değil. Belli bir hedefin peşinden koşan, inançlı bir kadın karşımızdaki. Bunu yaparken bocalıyor, problemi çözmek için elinden geleni yapıyor, âşık oluyor, kederleniyor, acı çekiyor… Hızlı tempolu bir filmin içerisinde birçok farklı duyguyu başarıyla canlandıran Van Houten, günümüzdeki düz oyunculuklardan farklı olarak, ateşli ve kameranın başkasına çevrilmesine izin vermeyen bir performans ortaya koyuyor. Rachel’ın, ailesini öldüren Nazi subayıyla ‘Naughty Lola’yı söylediği ve filmin zirve anlarından biri olan sahne ise harika bir an olarak akıllara kazınacağa benziyor.

Paul Verhoeven, bu bol dönemeçli, tutkulu, romantik ve şiddetli savaş aksiyon/dramasıyla bizleri memnun eden bir dönüş yapıyor. Savaştan, çekilen acılardan bahseden bir filmin bu denli eğlenceli ve utanmaz olabilmesi de pek rastlanan bir durum değil. Verhoeven sinemasının anlamlandıramadığımız çekiciliğini oluşturan unsurun, bu rastlanmamışlık olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

Filmin notu: 8/10

 

Fırat Ataç

firat_atac@hotmail.com / firatatac.tumblr.com / twitter

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5