Juno (2007): Ayrıksı Bir Amerikan Bağımsız Güldürüsü


Aylin Solakoğlu
28 Ağustos 2011

Juno daha vizyona girmeden Amerikan sinema dünyasında dedikodusu yapılır bir film olmuştu. Diablo Cody‘nin filmin  senaristliğini yapmasının bu durumda etkili olduğu bir gerçek. Cody’nin striptiz kulüplerinden sinemaya geçişi ve ortaya ergenlik dönemini konu alan, aile ilişkileri irdeleyen bir traji-komik hikaye çıkarması pek çok kişi tarafından hem olumlu hem olumsuz eleştiriler aldı. Bir de tüm bunlara Juno’nun başarıyı yakalayıp Oscar’da en özgün senaryo ödülünü kazanması, Cody’nin başarısını perçinledi.

Ergenlik döneminin özellikle amerikan gençliği için ne denli zorlu ve seks-ilişki-aile üçgeninde geçtiğini sanırım hepimiz filmlerden, dizilerden, haberlerden izlemiş, duymuşuzdur. Hakkında yüzlerce film yapılan, liseli gençlerin hamile kalması durumu, bir kez daha Juno tarafından ele alınmış ve ortaya tipik amerikan filmlerinden oldukça farklı, bağımsız sayılabilecek, trajik bir durumu komedi ve ironi ile işleyen bir film çıkmış.

Up in the Air‘ın kanada asıllı yönetmeni Jason Reitman tarafından kameraya alınan ve yapımcılığını John Malkovich‘in üstlendiği, Juno; başrol oyuncusu olarak da Ellen Page‘i seçmiş. Böyle güzel ve önemli isimlerin biraraya gelmesi -en azından bunu Page ve Malkovich için söyleyebiliriz- filmi izlemeye başlamadan seçme aşamasında bile diğerlerine göre bir adım öne çıkıyor.

Filmin başrol oyuncusu Juno Macguff, 16 yaşlarında , sözünü açıkça dile getiren, sarkastik yer yer akranlarının davranışlarına karşı olan ve ironiyi bu durumlara karşı kullanan, zeki ve komik bir kızdır. Annesinin onu küçük yaşta terk etmesi, babasıyla ve üvey annesiyle geçen zamanı klasik kötü aile, sorunlu ergen kavramına terstir ve filmin klasik amerikan komedisine karşı duruşunu ilk sahnelerden itibaren farkederiz. Juno’nun ergenliğinin bu döneminde cinselliği keşfetmesi ve bunu en yakın arkadaşlarından Paulie ile bir nevi test edip yaşaması, hiç beklemediği biranda hamile kalmasına neden olur.  İçinde bulunduğu duruma mantıklı bir şekilde yaklaşmaya çalışan Juno, yaşından olgun bir davranışla neden-sonuç ilişkilerini kafasında kuran ve çevresine karşı bu durumu tiye alarak, pek zeki diyalog, bazı bazı monologlarla çözümler. Filmin en fazla olumsuz eleştiri alan bölümleri de bol diyaloglu geçen sahneleridir. Özellikle doğallıktan uzak, fazlaca zeki bulunan diyaloglar, filmin tembel izleyiciye karşı bir nevi ofansif oyunudur.

Hamile olduğunu öğrenmesinden sonra ailesiyle bunu paylaşan Juno’nun aklına yatan en iyi fikir, bebeği doğurup ihtiyacı olan bir aileye vermek olur. Film boyunca belki seyircinin aklından geçen hep aynı sorudur, Juno’nun bebeği neden kendisinin büyütmek istememesi. Lakin kürtajı bile biran aklından geçiren Juno, yine bu olayda da kendi mantığını kurarak ve en akıllıca işin; bebeğe bakabilecek, onu seven, ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir aile bulunmasıdır. Dünyada pek çok kimsesiz çocuk varken ve bazı çiftler çocuk sahibi olamazken en iyi eylem, bu iki grubu biraraya getirmektir.

Juno’nun gazeteden bulduğu; çocuk sahibi olmak isteyen çift Vanessa ve Mark, bebek için aranan mükemmel çifttir. Vanessa’nın baskın kişiliği ve Mark’ın müzisyen, rock’çı ve korku filmlerinden hoşlanan ‘cool’ erkek imajı tam da Juno’nun aradığı gibidir. Tek sorun Juno’nun farklı ve çekici kız imajının Mark üzerinde yarattığı etkiyi güçlendirmesi ve Mark’ın Vanessa ile çatırdayan evliliğinin zora girmesidir.

Senaryo’nun belli bir seyirde sürprizsiz olarak ilerdiği biranda ani bir değişiklik ile yönünü değiştirmesi ve izleyiciyi soru işaretleriyle bırakması, zengin diyaloglara sahip filmi daha bir değerli kılmış. Filmin 3 ana noktasında yapılan bu manevralar ile başı ve sonu arasında, film izleyicisi 92 dakikanın her dakikasını dolu dolu geçiriyor.

Filmi yeterince övdüm sanırım, peki bu yeterli mi? Soundtrack albümü bu kadar başarılı olan bir film için ne desek yetersiz kalır. Zira film, özgün başarısının yanı sıra, muazzam bir müzik bilgisiyle de karşımıza çıkıyor; The Kinks, Sonic Youth, Barry Louis… ve daha niceleri filmin senaryosu ile birleşen güzelliğine arka fon olmuşlar.

Ellen Page’e ise ayrı bir parantez açmak gerekir. Kendisinin en iyi performanslarından biri olduğunu düşünmekteyim Juno karakterinin. Rolüyle böylesine bütünleşen genç oyuncu az bulunur. Filmin bu başarısının altında kesinlikle Page’in oyunculuğu yatmakta.

Juno, komedi olarak geçen lakin kocaman kahkahalar yerine küçük ama uzun süreli gülümsemeler bırakan bir film. Karikatürize olmuş hikayesi, yer yer abartılı sahneleriyle, ayrıksı bir anlayışa sahip. İzlenmesi şart oluna!

 

Aylin Solakoğlu

http://twitter.com/#!/AylinSol

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5