Jobs (2013): Steve Jobs’u Anlamak (?)

Seçil Toprak
Seçil Toprak
14 Ağustos 2013

Bu yıl hatta gelecek yıla da sarkan bir vizyon tarihleri araştırması yaptığınızda ilk karşılaşacağınız film türlerinden biri biyografik filmler. Hep sözünü ettik, etmeye de devam ediyoruz; konu sıkıntısı çekmenin dışavurumu çizgi roman uyarlamaları, devam filmleri ve bu halkaya ekleyebileceğimiz biyografik filmler. Bunu, bu tercihlerden mutlaka kötü filmler çıkar, genellemesi ile söylemiyorum elbette. Hatta özellikle yaz aylarında insanları sinemaya çeken “blockbuster” denilen gişeye oynayan filmler bu eğilimlerden doğuyor. Bu da bir filmi tercih etmek için ayrı bir sebep olabilir izleyici için.

Şimdi özele indirgeyerek biyografik filmlerin tercih sebeplerini bir düşünelim. Birincisi ve akla en yatkın sebep “hazır veri kullanımı”. Zaten yaşanmış ve ayrıntıları bilinen bir hayat (veya hayatın bir dönemi), karakteri hiç yoktan yaratma zahmetinden kurtulmak… Buna anlatılan kişinin güncel özellikleri olmasını da eklersek, sanırım gişe garantisi baştan yaratılmış oluyor. Ayrıca biyografik filmlerin bir diğer özelliği, seyirciyi etkileyebilme kabiliyetlerinin yüksek oluşu. Düşünsenize, bir film izliyorsunuz ve filmdeki karakter özellikle inandırıcılık yönüyle sizi çok etkiliyor. Tutarlı ve inandırıcı bir karakter yaratmış olmasından dolayı bile o film akılda kalıcı olabiliyor. Son tahlilde o karakter “film için yaratılmış”tan öteye geçmiyor. Ancak biyografik filmler inandırıcılık kisvesini baştan giyiniyor. En nihayetinde ele alınan kişinin yaşadığını biliyorsunuz. Dolayısıyla “etkileyicilik” etiketini baştan kendi kendine yapıştırıveriyor. Tabiî ki bunun olumlu ve olumsuz tarafları var. Yaşamış bir insanı doğruya en yakın bir biçimde anlatabilme sorumluluğu ve sorumsuzluğu filmin olumlu veya olumsuz görünüşünü de etkiliyor. Aslında biyografik filmlerin nitelikleri uzar gider, dolayısıyla biz bu haftaki vizyon filmlerinden Jobs’a odaklanalım.

jobs1

Filmin aksayan yönleri

Steve Jobs, popüler kültürün ve bu kültürün adeta bir taşıyıcısı haline gelmiş teknoloji takipçilerinin bilmediği bir isim değil. Hayatına dair ayrıntılar bir tık ötenizde. Hatta hakkında yazılmış kitaplar da mevcut. Dolayısıyla Jobs bize bilmediklerimizi değil, bilmeye çok yakın olduklarımızı anlatan bir film. Apple’ın kurucularından ve hayatının sona yaklaşan dönemlerine girerken Apple CEO’su olarak tanıdığımız Jobs, Ashton Kutcher’ın bedeninde çıkıyor karşımıza. Bu rolü oynayacağını duyduğum ilk günden bu yana Kutcher’ın nasıl bir kompozisyon çizeceğini merak ediyordum ve filmin giriş sahnesinden itibaren göründüğü ilk anda beni yanıltmayacağını bir kez daha anladım. Kutcher, böylesi ikonik personası olan bir adamı canlandırma yetkinliğine sahip bir oyuncu değil ne yazık ki. Anlaşılacağı üzere filmin hatalı bir başlangıç yaptığı oyuncu seçiminden belli oluyor. Bu, filme itirazımın ilk basamağı olsun.

Yaşamış (veya yaşamakta olan) bir kişiyi canlandırmak zor olsa dahi bedenine bürüneceğiniz, psikolojisini çözmeye çalışacağınız kişinin hem karakteristik hem de fiziksel özellikleri sizin için bir kılavuzdur. O kılavuzu okumaya başlamanız ve çözmeniz de oyunculuk yeteneğine bağlı. Zaten kısıtlı nitelikleri olan bir oyuncuyu getirip böyle bir filmin orta yerine bırakırsanız, o da fiziksel dönüşümünü ancak karton tipleme boyutunda bırakır. Jobs’un Ashton hali veya Ashton’ın Jobs hali hiç tat vermiyor. Üstelik Kutcher’ın tutarsız bir yorumlaması var.

Filmin senaryo yazarı Matt Whiteley, ilk senaryosuna imza atmış. Belki ilk atışta hedefi vuran dahiler var ancak Whiteley için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. Çünkü senaryoda üzerinde durduğu yılların altını çize çize ayrıntı denizinde boğulurken atladığı yılların yarattığı boşluklara hiç kafasını yormamış. Üstelik Jobs’un 1985-1996 yılları arasında neler yaptığına dair güncel bilgiler bu kadar yakınımızdayken adamı adeta bir münzevi ve emekli hayatı yaşıyormuş gibi göstermek hangi aklın açıklayabileceği bir ayrıntıdır, bilemedim.

jobs2

Filmin yönetmeni Joshua Michael Stern, Jobs öncesi iki uzun metraj yönetmiş adı pek ön plana çıkmamış biri. Bu filmi de sırtlayamadığı ortada. Filmin hikâye anlatma tekniklerinden tutun da sahne sıralanışına kadar televizyon filminden hallice bir görüntü çizmesi yönetmenin yetkin olamadığını gösteriyor. Sanırım tüm bu tercihler Ashton Kutcher ismini öne çıkarmak için ya da onun önüne kimsenin geçmesini istememek.

Filmde demagoji sınırlarını aşan bir müzik kullanımı mevcut. O kadar gereksiz ve manipüle edici bir müzik  kullanımı var ki filmde daha ilk andan Jobs’un çok önemli bir insan olduğunun havası estirilmeye çalışılmış sanki. Ancak ortaya çıka çıka sâkil bir müzik kullanımı çıkmış.

Filmin rahatsız edici yönlerinden biri Jobs’a nereden bakacağını kestirememek. Bir tarafta adama adeta ilah gözüyle bakanlar var bir diğer tarafta kuyusunu kazanlar veya Jobs’un kuyusunu kazdıkları. Bunlar öyle duygu geçişleriyle veriliyor ki Jobs’un nasıl bir insan olduğunu kestiremiyorsunuz. Ancak bu onun bir özelliği değil, bu 1974-2001 yılları arasını konu alan filmin senaryosunun tutarsızlıkları sonucu ortaya çıkıyor. Abartılı bir şekilde yere göğe sığdırılamayan Jobs’un (mesela ona bakan gözlerdeki ışıltılar) ortaya çıkan filmin totalinde aslında yaptıklarıyla öne çıkamaması, filmde “Dünyayı değiştiren adam” deyip izleyicide “Peki ama ne yaptı?” sorusunu yaratabilmek ayrı bir başarı olsa gerek.

***************

 Yönetmen: Joshua Michael Stern

 Senaryo: Matt Whiteley

 Yapım: ABD, 2013

 Oyuncular: Ashton Kutcher, Josh Gad, Dermot Mulroney, J.K. Simmons, Lukas Haas, Matthew Modine

 Süre: 122′

Seçil Toprak

twitter.com/sec_t

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5