Jimmy’s Hall (2014): Rüya Bütün Çektiğimiz

Ken Loach sineması ilk yıllarından bugüne sınıf mücadelesini, sermayeyle işçilerin çatışmasını ‘küçük insan’ hikâyeleri üzerinden perdeye taşıyan bir direniş resitali olarak görülebilir. Her filminde tematik ve biçimsel bir akrabalık üzerinden aynı dertten muzdarip karakterler çıkar karşımıza. Tüm zaaflarına ve zayıflıklarına rağmen daha iyi bir yaşam için didinip dururlar. Ken Loach bu insanların hikâyesini anlatırken ne abartılı ve süslü bir sinematografiye ne popüler oyunculara ne de görkemli tanıtımlara ihtiyaç duyar. Tek derdi en yalın ve derin haliyle mensubu olduğu sınıfın hikâyesini seyirciyle buluşturup onların zihinlerine küçük bir çentik atmaktır. 50 yıla yaklaşan sinema yolculuğunda her filmiyle seyircisinde bu etkiyi rahatlıkla yarattığını söyleyebiliriz.

‘İşçi sınıfının şairi’ olarak anılan Ken Loach, İrlanda İç Savaşı’nı iki kardeş üzerinden anlattığı Altın Palmiyeli filmi The Wind that Shakes the Barley (Özgürlük Rüzgarı) sonrası kamerasını yeniden İrlanda’nın küçük bir kasabasına yerleştiriyor. İç savaş yorgunu 1930’ların İrlanda’sının Co. Leitrim bölgesinde yaşayan komünist işçi ve aktivist James (Jimmy) Gralton’un sürgünlerle geçen zorlu yaşamını perdeye taşıyan Loach, sosyalist mücadelenin yerel kahramanı Gralton ve arkadaşlarının direnişi üzerinden kendisine has sinemasının mücadeleci ruhunu da yeniden ortaya koyuyor. Loach sinemasının gedikli senaristi Paul Laverty’nin Donal O’Kelly’nin oyunundan uyarladığı, dönemin ruhunu yakalayan senaryosu derinlikli yapısıyla filme güç katıyor.

jim-2

İç savaş sonrası Co. Leitrim’de ‘yoldaş’larıyla birlikte bir dans ve eğitim kulübü açan Gralton’ın amacı sosyalist mücadelenin örgütleneceği, kolektif üretimin yapılabileceği, kasaba halkının özgürce zaman geçirip kendilerini kültürel anlamda geliştirebilecekleri bir dayanışma mekânıdır. Kasabanın toprak sahipleri ve Katolik kilisenin başlattığı propaganda sonucu geri adım atmak zorunda kalan Gralton baskılar sonucu İrlanda’yı terk ederek Amerika’ya taşınır ve salon kapanır. Amerika’da başta madencilik olmak üzere her türlü işte çalışan Jimmy Gralton, 1929’da yaşanan Büyük Buhran’ın ardından bir gramofon ve caz plaklarıyla Co. Leitrim’e geri döner. Yaşlı annesine yardım etmek ve amcasından kalan tarlada çalışarak, kasabadaki politik gerilimden uzak kalmayı amaçlasa da zamanla kasabadaki gençlerin ısrarlarıyla ‘Salon’un açılmasına önderlik eder ve mücadele başlar. Kasabada özgürce dans etmek, edebiyat üzerine konuşmak, ortak bir yaşam alanı yaratmak isteyenler kilisenin ve toprak sahiplerinin öfke ve nefretle örülmüş sert duvarına çarparlar.

Din ve sermaye ilişkisi üzerinden kilisenin toprak sahipleriyle kurduğu komünizm ve özgürlük karşıtı ittifakın karşısında duran Gralton, ‘kızıl tehlike’, vatan haini ve ateist olarak damgalanır. Söylem hep aynıdır: “Komünistler Moskova’ya”. Salona gidenlerin fişlendiği, şiddete maruz kaldığı, rahibin kilise vaazlarında kasabalıları ‘Salon’a karşı kışkırttığı bu baskıcı ortam 1930’lardan bugüne dünyanın pek de değişmediğinin altını çiziyor. Ken Loach, hikâyesini ‘aydınlık- karanlık’ çatışmasının evrensel tarihi üzerinden kurarken yer yer karikatürleştirip naif bir anlatıma meyletse de, dönemin kültürel/dinsel baskısı ve sermaye sahiplerinin çıkarları için her yola başvurmaları Loach’un dolaysız ve cesur anlatımının boşuna olmadığını gösteriyor. McCarthy dönemi ABD’sinde başlayan komünist ‘cadı avı’nda ülkeyi terk etmek zorunda kalan Chaplin’e de selam göndermeyi ihmal etmeyen Loach, Chaplin sinemasının basit anlatımı ve duygusal yoğunluğundan da çokça ilham alıyor. Chaplin’in yıpranmış ceketi Jimmy Gralton’ın yorgun bedenini şefkatle sararken, sinemanın yüzyıla yayılan mücadeleci ruhu seyirciye umut vermeye devam ediyor.

Marx’a atfedilen “komünizm rüyam insanın sabah balık tutup, öğleden sonra keman çalmasıdır.” sözü Jimmy’s Hall’u izlerken sık sık akla gelenlerden. Loach bir kasaba üzerinden bu rüyaya ancak mücadeleyle erişilebileceğini bir kez daha gösteriyor. Bu rüya sıklıkla sekteye uğratılsa da… Yeniden sürgün edilen ve İrlanda vatandaşlığından çıkarılan Jimmy Gralton kasabayı terk ederken gençlerin ona verdiği söz, hüzün ve umuttan vazgeçmeyen Ken Loach sinemasının da özeti bir bakıma: “Dans etmekten ve hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

 

Sinan Yusufoğlu

**

Türkçe Adı: Özgürlük Dansı
Yönetmen: Ken Loach
Senaryo: Paul Laverty, Donal O’Kelly (tiyatro oyunu)
Oyuncular: Barry Ward, Simone Kirby, Andrew Scott, Jim Norton, Brian F. O’Byrne
Süre: 109′
Yapım: 2014, İngiltere, İrlanda, Fransa

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5