Jack the Giant Slayer (2013): Masalı Tutunca

Eray Yıldız
Eray Yıldız
23 Mart 2013

Klasik “prensesi kurtarma” öyküsü olarak bir çırpıda yaftalanabilecek olan film, en başta söylenmeyi gerektirdiği üzre 1001 gece masalları ayarında seyrederek daha çok çocuk seyirciyi hedefliyor. Teknik kudreti, uzun bir müddet ertelenen, ismi değiştirilen, üzerinde fazla uğraşıldığı duyurulan bir film için beklentilerin altında kalsa da içeriğinin masalsılığını taşıyan bir atmosfer kurabildiği aşikar. Ama başındaki ismi düşününce bir terslik olduğu da ortada.

Bryan Singer için “yönetmen sineması” diyebileceğimiz bir şahsiyet olarak konuşamasak da aslında 90’lardan beri aktif olarak sinemada öyle veya böyle iyi işler yaptı. Kariyerinin başındaki malumumuz olan “sürpriz sonlu” Olağan Şüpheliler, halen kült Amerikan sinemasının yüz aklarından biri olarak anılır. Sonrasındaki X-Men’lerle şahsen yapılmış en iyi çizgi roman uyarlamalarından ikisine imza attı. Ancak Superman Returns ile hem gişede hem de eleştirmen cenahında sınıfta kalan Singer, bugüne dek sinemaya neredeyse küsmüş gibi bir tavır içinde gözüktü. Hollywood standartlarındaki aksiyonu herhangi bir aksiyon-sever için bile ters düz edip 2000’ler başında muazzam bir çizgi-roman manzarası sunduğu X-Men 2: The United, günümüzdeki çoğu örneğine bile hala taş çıkarmakta nitekim.

Jack-and-the-Giant-Slayer-Review (1)

Dev Avcısı ise, çocukluğumuzda bize de anlatılan sihirli fasulye masalını temel alıyor. Bu masalı seçmelerindeki handikap da tansiyonu yükseltememesi, çatışmasını yeterince ekran yüzleriyle, dolayısıyla bizle özdeşleştirememesiyle başlıyor ve finale kadar devam ediyor. Bunun pekala bir stüdyo filmi olması ve Singer’ın atmosfer iskeletini kafasına göre kuramamasında yeri ne kadardır bilinmez ama film, yetişkin seyirciyi en iyi ihtimalle sadece oyalayabiliyor. Finale doğru daha da karışması beklenen düğüm, günümüzde daha iyisi çekilip kurgulanan bir dönem dizisinde bile daha iyi servis edileceği şekliyle, sakil ve oldu-bitti’ye getirilerek çözümleniyor.

Sınıfsal meselelere de “şöyle bir” dokunan film, kökleri zeminden göklere uzanan bir sınıflar portresi çizmekten de geri durmuyor. Çiftçiyi, işçiyi kutsar gibi duran yapısı, bit yeniklerinin din adamından doğması, saf kötünün iktidar yansımasının kral değil de kralın sağ kolu olan bir adamla kemik bulması gibi Hollywood’dan görmeye pek alışık olmadığımız didaktik kılıflar da gırla aslında. Bu açıdan, film, politik olarak stüdyolar zincirinin anlaşmalı söylemlerinden, kralın köylüyü soyuna geçirmesi bakımından da ayrılarak klişe prens-prenses anlatısına alternatif bir bakış atıyor.

Jack-the-Giant-Slayer-image

Yine de, kahramanlık, iyilik-kötülük, alt-üst sınıf gibi kalıp pratiklere (yine pek uzak düşmeden) öyküsü dahilinde farklı bir perspektifi rasyonelize etmesi dışında gerekliliği tartışılır bir iş Dev Avcısı. Dönüp tekrar izlenesi meziyetleri pek olmayan, yılın en unutulası işlerinden biri olarak hatırlanacağı muhakkak.

 

Türkçe İsmi: Dev Avcısı Jack

Yönetmen: Bryan Singer

Senaryo: Darren Lemke, Christopher McQuarrie

Oyuncular: Nicholas Hoult, Eleanor Tomlinson, Ewan McGregor

Yapım: ABD, 2013

Süre: 114′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
2 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 52 votes, average: 3,00 out of 5