J. Edgar (2011): Kafası Karışık Eastwood

Kaan Karsan
Kaan Karsan
28 Şubat 2012

Hollywood’un başına gelmiş en güzel şeylerden biri Clint Easwood… Hem gençliğinde, hem de yaşlılığında ardı ardına çıkardığı başyapıtlarıyla, kendini ve sinemasını sürekli yenileyen yaklaşımıyla hiçbir zaman eskimeyen, müthiş bir değer… Son on seneyi baz alarak yaptığımız çıkarımlara göre, inzivaya çekilip emekliliğin keyfini sürmesini bekleyebileceğimiz bir dönemde, Mystic River, Million Dollar Baby, Flags of our Fathers, Letters from Iwo Jima, Changeling ve Invictus gibi son derece yetkin eserlerin ve bunlar dışındaki birçok kalburüstü filmin de baş muhatabı kendisi. Bu nedenle, o yaşadığı sürece hiçbir gün sinemasına duyulan heyecan azalmayacakmış gibi görünüyor. İşte J. Edgar’ın henüz kağıt üzerindeyken bile büyük bir proje olmasının sebebi buydu zaten.

Eastwood, J. Edgar’da sevdiği bir işi yapıyor ve Amerikan politik geçmişinin üzerine önemli bir karakter aracılığıyla eğiliyor. Bu karakterin adı, J. Edgar Hoover. Tüm yaşantısıyla ve yaptıklarıyla, FBI’I kurmuş ve Amerika’nın politik ve sosyal geçmişinde hiçbir zaman silinmeyecek bir iz bırakmış olmasının da ötesinde, oldukça ilginç ve kendine özgü bir karakter kendisi. “Güçlü adamlar” arasında güçlenmeye çalışan ve bastırdığı duygularıyla kendinden bile gizlediği bir kişiliği daha olan, hırslı bir adam. Yoktan var ettiği gibi, varlığını yok ettiği birçok şey, Eastwood’un tipik gözlemci yaklaşımıyla gün yüzüne çıkıyor.

Gelişkin makyajlama imkanlarının da yardımını fazlaca arkasına alan Eastwood, bu öfkeli, bencil, hırslı ve ‘insani’ adamın hayatının geniş bir bölümünü ele alıyor. Son derece karakter odaklı bir anlatımla, politik arka plana ve Hoover’ın çevresindeki insanlara da gerekli özeni göstermeye çalışan film, Amerika’nın dününü anlatmak ve bugününü anlamak açısından mesafe kat etmeye çalışıyor. Zamansal geri dönüşlerle dinamik bir öykü kurgusunu tercih eden Eastwood, ilk bakışta bütünlüklü gözüken fakat fazlasıyla göz yanıltan bir dönem filmi çıkarmış.

Filmin teknik yetkinliği ve dönemsel yaratıdaki başarısını gölgeleyen birçok hata ise, filme daha yakından baktığımız anda gözümüze çarpıveriyor. Bir çırpıda anlatılamayacak bir ‘gerçek’ kişi olan Hoover’ın yaklaşık 50 yılını bütünüyle bir filmin içerisine almaya çalışmak Eastwood’un birikiminden beklenmeyecek bir amatörlük taşıyor. Tabii bunda birkaç sene önce Milk ile Oscar kazanan genç senarist Dustin Lance Black’in bir türlü derinleşmeyen senaryosunun da etkisi büyük. Yönetmen ve yazar ikilisi, Hoover’ın belli özelliklerine ya da hayatının rahatça sadeleştirilebilecek bir dönemine odaklanmayı reddederek, bir çırpıda FBI’ın doğuşunu, Amerikan politik tarihinin gelişimini ve bu esnada yaşanan sosyal bunalımları sunmaya çabalıyorlar. Yani film, her şeye odaklanmaya çabalarken, odak noktasını tamamen şaşırıp perdede kayboluveriyor.

Düz bir anlatım kullanılması durumunda hiçbir ilgi çekiciliği kalmayacak ve akıştaki bütün tatsızlıkları su yüzüne çıkaracak olan J. Edgar, bu durumun önüne geçmek için geri dönüşlerden bolca yararlanarak dinamik bir kurgu oluşturmaya çabalıyor. Yapılmaya çalışan bu sihir de, filmin segmentlere ayrılan ve bir türlü bütünlenemeyen yapısını iyiden iyiye cilalayıp iyice değersizleştiriyor. Bunun üzerine bir de Hoover tarihçesine bakılıp parça parça yazılmış gibi duran senaryodan kaynaklı tempo sorunları da eklenince J. Edgar, boş bir sinema tecrübesine dönüşüyor.

Filmin ödül sezonunda da adı bolca anılan fakat nihayetinde film yüzünden Oscar’a aday olamayan başrol oyuncusu Leonardo di Caprio ise kariyerindeki çıkışını sürdürüyor. Ağır bir makyaj altında, Hoover’ın hem yaşlılığını hem de gençliğini inandırıcı bir hırsla oynayan Caprio, hiç şüphe yok ki bu filmin en albenili tarafı.

J. Edgar için Eastwood’un son on yılının en vasat filmi demekte sakınca yok. Karakter öykülerini oynamayı da anlatmayı da seven bir yönetmenin ülke tarihine ayna tutan bir karakteri anlatırken tökezlemesi ise üzücü… Tabii bu film, yorulmak ve yaşlanmak nedir bilmeyen Eastwood’a duyduğumuz sonsuz saygıyı azaltmayacaktır.

 

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5