It Follows (2014): Bir Gün Bir Şey Olur Ve…

Fatma Onat
Fatma Onat
07 Mayıs 2015

34. İstanbul Film Festivali’nin “Geceyarısı Kuşağı”nda kendinden çokça bahsettirmiş bir film Peşimdeki Şeytan. Yapım, türünün karşılığı korku mizahına indirgenemeyecek ciddiyette duruyor, ama izlediğimizin etkili bir korku filmi olduğunu söyleyemeyeceğimiz bir gevşekliğe de sahip. Bir yanıyla “iyi bir korku filmi”, öte yanıyla korku filmi klişelerine mizah da yüklemiş kısmen sinir bozucu da olabilen bir yapı…

“Bir gün bir şey olur ve her şey değişir.” temel matematiğine yaslanmış bir hikâyesi var Peşimdeki Şeytan‘ın. Tek arzusu, hoşlandığı genç adamla iyi vakit geçirmek olan Jay, uyandığında kendini izbe bir alanda, eli kolu bağlı bir halde bulur. O an itibariyle genç kızın hayatında başa çıkması güç durumlar yaşanmaya başlar. Halüsinasyon ve gerçek arasında başlayan büyük çatışma klasik bir bakışın aksine, filmdeki diğer karakterlerin de görmese de inandığı bir gerçekliğe evrilir. Tek kişinin gördüğü hayalse, dört kişinin inandığı nasıl bir gerçektir? Sorusunu burdan kuruyor yapım. Kardeş, komşu ve yakın arkadaşların bir aradalığı korku ve gerilim dozunu azaltmak yerine, tersine başka bir biçimde arttırıyor. Klasik seyir içinde ana karakterin yanılgısı ihtimalinden güç alan seyirci tarafınız, bu yapımda herkesin dahil olduğu korkutucu bir olağandışılık içinde buluyor kendini. Komiğin de dahil edildiği planlar eşliğinde.

it_follows-3

Filmin malzemeleri çok da yabancısı olduğumuz tatlar değil, korku klasiklerinden tutam tutam serpiştiriliyor her sahneye. Fakat bu tanıdık tatlardan yadırgatıcı bir atmosfer yaratma becerisi var filmin. Halüsinatif olanın somutlanması, metafizik ile gerçeklik arasındaki yakınlığın görünürleştirilmesi önemli artılar. Fakat kendini ciddiye alıp almadığı çok da belirgin olmayan bir film bu. Türünün karşılığı korku mizahına indirgenemeyecek ciddiyette duruyor, ama izlediğimiz etkili bir korku filmi diyemeyeceğimiz bir gevşekliğe de sahip. Bi yanıyla “iyi bir korku filmi”, öte yanıyla korku filmi klişelerine mizah da yüklemiş kısmen sinir bozucu da olabilen bir yapı…

Biçim ve içerikteki bu karmaşa içeriksel bir çatışmayı değil hem biçim hem de içerikte bir çelişkiyi doğuruyor gibi. Hikâyenin olay örgüsü, bazı sahnelerin neye hizmet ettiğinin anlaşılamaması, ilk sahnenin finalle çok da bağlantıya geçememesi koca koca boşluklar olarak öylece kalıyor. Ayrıca karakterlerin durumları, aile ile ilişkileri, liselilik ile üniversiteli olma hali arasındaki belirsizlik, istedikleri an hiçbir engelle karşılaşmadan her şeye, her yere ulaşabilme durumları birçok şeyi yüzeyde bırakıyor. Jay ve çocukluk arkadaşına yüklenmeye çalışan derin anlam da aynı boşluktan nasibini alıyor. Biçimin dayattığı bu sıkı birliktelik içeriksel olarak hiçbir anlam kazanmıyor. Bütün kurgu korkutma-eğlendirme temelli ilerliyor. Bir yanıyla oyun oynanan yüzeyde etkili sahneler bile kısa bir süre sonra etkisini yitiriyor.

it_follows-2

Hikâye ara ara toplumsal mesajlar da yüklenmek derdine düşmüş belli ki. Fakat bu dert, gettolarla banliyöler arasında kaba bir karşıtlıktan öteye gidemiyor. Bu kaba, filmin estetiğini kurduğu “kaba”lıktan farklı bir anlama sahip. Zayıf ve etkisiz bir toplumsallığa işaret ediyor. “Garip şeyler”in döndüğü gettoların “bela”sı “düzgün hayat” süren karakterlerimize de bulaşıyor. Tabii biz sonrasında işlerin çok da öyle olmadığı bir yere taşınıyoruz, ama nihayetinde buralarda herhangi bir marifet görmek mümkün olmuyor.

Cinsellik önemli bir motif bu filmde. Hikâyedeki dönüşümü başlattığı iddia edilen durum Jay’in “yakışıklı oğlan”la cinsel birlikteliği. Yaşanan gerilimin bu yolla taşınılması söz konusu. Fakat bu anlamı, çürüten durumlar gerçekleşiyor. Film bir yanıyla hikâyesindeki tezi çürütüp yerine başka bir şey koyamıyor. Sanki birkaç farklı alanda ayrı ayrı oyunlar, filmler dönüyor. Bu parçalı anlam -sızlık- bir noktadan sonra her şeyi bi tarafa bırakıp filmin o garip lezzetine teslim olmanıza sebep oluyor. Herkes, her şey bir yana; korkutmakla, “kaba” estetik anlayışıyla, nostaljik öğelerle öylece sürüklenip gitmek kurcalamaktan daha iyi bir seçim oluyor. Biçimine, içeriğine dair söyleyeceğiniz onca olumsuz şeye rağmen izlediğinize pişman olmadığınız bir film duruyor karşınızda.

Fatma Onat

onatfat@gmail.com

**

Türkçe Adı: Peşimdeki Şeytan

Yönetmen ve Senarist: David Robert Mitchell

Oyuncular: Maika Monroe, Keir Gilchrist, Daniel Zovatto, Jake Weary, Olivia Luccardi, Lili Sepe

Yapım: ABD, 2014

Süre: 100

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5