İntikam (2013): Yabancı Dizilerin İntikamı…

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
23 Ocak 2013

Komşu ülkelerde seyredilme rekorları kıran diziler, tanıdık simalar üzerinde dönen klişe konular, iki saatten oluşan bölümler ve bunun getirisi durağan sahneler… Türk dizi sektörünün geleceği hususunda tartışılmaya açılacak o kadar unsur var ki… ‘Yerli dizi, yersiz uzun’ cümlesiyle bir dönemin gündem maddesi olan film uzunluğunda bölümler ve bu bölümlerin çekilmesine vakit ayıran dizi ekibine bir nebze hak vermemek elde değil.  Bu gerçekten yola çıkılarak, bazı konularda eleştirileri daha yapıcı hâle getirip, beklentileri düşürmekte fayda var aslında.

“Beren’in yeni dizisi, Kenan’ın yeni dizisi…” tarzında söylemlerin dizi isimlerinin önüne geçtiği ülkemizde, reyting kıstasını temel alarak, başarı hedefleyen yapımcılar aktör-aktris seçimine itinayla yoğunlaşıyor. Nitekim son dönemin en popüler ismi olan Beren Saat, bu ilginin de etkisiyle Aşk-ı Memnu ve Fatmagül’ün Suçu Ne’den sonra şimdi de Revenge adlı dizinin uyarlaması olan İntikam ile yeniden ekranlarda…

resim2

Yabancı dizi uyarlaması deyip, bu konunun üzerinde durmamak mümkün değil. Kolaya kaçma genel olarak yalnızca dizi değil, sinema sektörümüzün de kronik rahatsızlıklarından aslında. Hayran kitlesi olan oyuncuların rol aldığı, yeri geldiğinde milli duygular, yeri geldiğinde de akrabalık hassasiyetleri istismar edilerek çekilen emek harcanmamış sadece para kazanmaya yönelik filmler veyahut diziler… Bu kolaya kaçmaya meyilli sistem, son yıllarda Türkiye’de gördüğü ilgi gittikçe artan yabancı film ve dizileri göz ardı edebilir mi hiç? Bu soruya, yabancı kaynaklarda çıkan, Türkiye’de “x” adlı dizinin kopyası çekilmiş  tarzı haberlerin(1) yaygınlaşmaya başlaması ile cevap bulmak kolaylaşıyor.

Uyarlamalar konusu daha önce yeterince yazıldı, çizildi. Kısaca bu yöntemi tercih edenlere şu soruyu yöneltmekte fayda var. “Orijinalinde olmayan neyi vaat ediyorsun?” Bu sorunun cevabı alındığında, yöntemler daha iyi şekilde değerlendirilebilir. Türkiye’de uyarlama diziler iki şekilde seyircinin karşısına çıkarılıyor. Birinci yönteme, uyarlamadan ziyade esinlenme demekte fayda var aslında. Bu da tartışılabilecek bir tercih ama hiç olmazsa yerli bir proje demek için gerekli kriterler diziye yansıyor. Bu tarz esinlenmelerin son yıllardaki en bariz örneği Suskunlar. Sleepers filminin konusundan etkilenerek çekilen dizi, ilerleyen bölümlerde de filmle büyük benzerlikler taşısa da özünde Türk dizi kültürüne göre uyarlanmıştı. Seyir anında o hissi seyirciye aktarabiliyordu. Hatta kimi kaynaklar tarafından, dizi tarihimizin medarı iftiharı olan Ezel’in Monte Kristo Kontu’ndan izler taşıdığı belirtilmişti. Ama ilerleyen bölümlerde eşi benzeri olmayan bir yerli dizi hüviyetine kavuşmayı başarmıştı Ezel, senaristlerin kıvrak zekâları sayesinde. Oysaki ikinci tip uyarlamalarda sistem hiç de böyle yürümüyor. Senarist yalnızca isim değiştirme hakkına sahipmiş gibi, yabancı diziyi direkt şekilde yerli ismiyle piyasaya sürüyor.

Bir haftalık ara sebebiyle henüz üçüncü bölümü yayımlanmamış olan İntikam’ın, ikinci yönteme uygun olduğunu belirtmekte fayda var. Bu tercihin dizi boyunca, bazı olumlu ve olumsuz etkileri olacak tabii ki. Öncelikle, ilk iki bölüme yansımış büyük artısından söz etmemek olmaz. Türk dizilerinin genel özelliği olan, konunun uzatılıp içinden çıkılmaz hale dönüştürülmesi ve lüzumsuz klişelere saplanılması bu dizide neredeyse hiç yok (ki bu son derece normal). İlk iki bölüm bunun sinyallerini net şekilde verdi, bu gerçekten sevindirici bir unsur. Yine buna benzer bir yaklaşım Ezel’de hâkimdi. Dizinin özellikle birinci sezonunda gelişmeler hızlı şekilde oluyor, lüzumsuz, bir o kadar da sinir bozucu sürprizlerle seyircide bıkkınlık yaratılmıyordu. Türk dizisi klişesi demişken, bir iki örnek vermek uygun olacaktır; bir olayı tam görmeden yanlış anlamalar, olmadık yerde, olmadık zamanda bir yerden geçen karakterin kulak misafiri olarak tüm sırları öğrenmesi… Örnekler tabii ki çoğaltılabilir ama bunlar en sık rastlanan olaylardan. Nitekim birçok yerli dizide her hafta bu tarz klişelerin ısıtılıp önünüze koyulduğuna şahit olabilirsiniz. Hâl böyle olunca, özgün bir yapıya bürünmüş İntikam dizi sektörüne olumlu bir giriş yapabiliyor ve seyircisini bu tarz işkenceden uzak tutuyor.

intikam 1

Beren Saat’in Yağmur ismiyle başrolünde olduğu dizide, Hakan Eren rolünü üstlenen Engin Hepileri’nin ön plana çıktığını belirtmeden geçmek olmaz. Kendisi son yıllarda en dikkat çekici karakterlerden birini ekranlara yansıtmayı başarmış durumda. Bunun dışında tabii ki, Nejat İşler ve Mert Fırat’ın da kadroda olması diziyi dikkat çekici yapan detaylardan. Üstelik geçmişteki tecrübelere dayanarak, şu rahatlıkla söylenebilir ki, Türk seyircisi intikam temalı senaryolara karşı ayrı bir ilgi duymakta. Duygusal bir toplum olmanın getirisi olarak empati kurma ve sahiplenme hislerinin yüksekliği, dizilere ve karakterlere olan bağlılığı artırmakta, hatta bazen gerçek hayat ile dizinin ayrımını yapamama riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Daha önce Kurtlar Vadisi’nde Memati’yi öldüren kişiye saldıranlara ve Aşk’ı Memnu’da Adnan Bey’e mektup yazanlara dair haberlerin çıkması bunun en net göstergesi denilebilir. Zaten başlangıçta bahsettiğim, duygu sömürüsü kaynaklı reyting kaygısı da bu sebepten ötürü kullanılıyor yapımcılar tarafından.

Bunlar hesaba katıldığında, elinde büyük bir koz bulunuyor İntikam dizisinin set ekibinin. Oyuncusundan, konusuna her yönüyle seyircinin ilgisini çekebilecek potansiyele sahip bir dizi var ellerinde. Bu özellikler ciddi bir özgüven kaynağı olmuş olacak ki; kanal, Türkiye’nin açık ara en çok seyredilen dizisinin karşısına koymayı tercih ediyor bu yapımı. Türkiye’de bir Kurtlar Vadisi gerçeği varken, karşısına kadın, erkek ayırt etmeksizin her kitleye hitap edebilecek bir yapım koymanın, ne derece doğru bir hamle olduğu ilerleyen günlerde daha rahat değerlendirilebilir. Nitekim ikinci bölümde düşen reytinglerin bu durumla ilgisi olduğuna dair tahminler şimdiden konuşulmaya başladı çeşitli platformlarda.

Dizinin taşıdığı riskler ve artılarından bahsettikten sonra, ilk iki bölüm hakkında bazı detayların ilginç şekilde işlendiğini belirtmemek olmaz. [Yazının bundan sonraki bölümü ilk iki bölüm hakkında (spoiler) içerecektir.]

Dizinin pratik olmasından dem vurup övgülerle bahsettikten sonra, pratiklik konusunu da tartışmaya açmak lazım. Birkaç sezon boyunca şirket patronunu devirmeye çalışan başkarakterleri seyretmeye alışmış bir toplum olarak, bir bölümde devrilen büyük yatırım şirketini görünce kısa süreli bir şok yaşamadık değil hani. Şüphesiz, olayların hızlı gelişmesi seyircinin diziye olan bağlılığını artırır ama hızlı olurken mantıktan taviz verilirse Türkiye’de kimse, dizinin yabancı senaryo olduğunu göz önüne alarak yapımcıya kredi vermez. Türkiye’nin en büyük yatırım şirketinin sahibi olarak tanıtılan bir adamın, acemilik dersi vererek şirketi bir anda batırması ve hapse girmesi kolay yutulacak cinsten bir vaka değil. Bu süreci bu kadar basit şekilde geçmesi, Amerikan halkı tarafından başarılı addedilebilirken, bizim toplumumuz açısından kabul görmemesi son derece olası bir ihtimal. Yazının içeriğinde bahsettiğim, Türk dizi kültürü tabiri tam olarak bu durumu yansıtıyor.

Diziler seyircinin beklentisine göre şekillenen yapımlardır, hatta günümüzde birçok dizi bu şekillendirmeyi ciddi anlamda ileri taşıyarak çeşitli internet sitelerinden seyircinin beklentilerini takip edip, bu beklentilere göre senaryolarda değişiklikler yapabilmektedir. Bu tavsiye edilecek bir hamle değildir şüphesiz; nitekim bu, zamanla senaryolarda karmaşa yaşanmasına sebebiyet göstermiş, seyircinin beklentisine göre yeniden tasarlanan karakterlerde ciddi tutarsızlıklar meydana gelmiştir. İfrat ile tefrit meselesi tam olarak budur aslında. Bu konuda dengeyi sağlayan, seyircinin beklentisini az çok önceden kestirebilen senaristler bekledikleri ilgiye ulaşabilen diziler çekebilmektedir. Bunları göz önüne aldığımızda, biraz daha Türk seyircisine göre şekillenmiş ‘Revenge’, çok daha geniş bir seyirci kitlesine hitap edebilecekken, motamot alınmış senaryodan taviz vermeyen yapısıyla önümüzdeki günlerde reyting konusunda büyük bir imtihan verecek gibi gözüküyor.

Bakalım Beren Saat, yüzünün eskimeye başladığına yönelik yapılan eleştirileri kulak ardı edip, reyting konusunda diziyi beklenen düzeye taşıyabilecek mi?

(1) http://news.bbc.co.uk/2/hi/programmes/fast_track/9764869.stm

Ahmet Tuğcu

Araç çubuğuna atla