Inherent Vice (2014): Dumanlı Kafayla Yolculuk

Ali Ercivan
Ali Ercivan
08 Mayıs 2015

Paul Thomas Anderson yüzünü yeniden ustası Robert Altman’a dönmüş. Yeniden diyorum çünkü There Will Be Blood ve The Master ile Altman dünyasından bir parça uzaklaşmış, Amerikan sinemasının yeni ustalarından biri olarak kabul görmesini sağlayan daha epik işlere imza atmıştı. Ancak Thomas Pynchon’un 2009 tarihli zor romanını sinemaya uyarlama sürecinde, Altman’ın 1973 tarihli kara filmi The Long Goodbye uygun bir şablon oluşturmuş. O filmde Philip Merlowe üstünden çıkarmadığı takım elbisesine ve kravatına rağmen zaten Howard Hawks’ın Merlowe’undan çok farklıydı. Ancak Anderson’ın dedektif kahramanı Doc serkeşliği ve her daim dumanlı kafasıyla hepten saykodelik bir mecraya sürüklüyor Gizli Kusur’u (Inherent Vice). Merlowe’un arkadaşı Terry Lennox yerine, bu kez Doc’un eski sevgilisi Shasta’nın tetiklemesiyle başlayıp katman katman karmaşıklaşan, çok daha fazla kalabalıklaşan bir macera…

Inherent_Vice-2

Zor bir romandan uyarlanmış zor bir film bu. Öyle değilmiş gibi davranmanın lüzumu yok. Amerika’nın yetmişlerdeki politik ortamını kendine fon edinmiş. Derdi, polisinden dini kurumlarına kadar tüm yozlaşmış güç odakları. Malzemesi ise yenilgiye uğrayıp kendi kapalı alanlarında uyuşturucuya sığınmış bir nesil. Filmin adını bir noktada filmin kendisini izah ediyor zaten ama ben de tekrarlayayım. Deniz taşımacılığında doğası gereği kırılması muhtemel olduğu için (misal, cam) sigorta kapsamı dışında kalan eşyaları tanımlıyor gizli kusur, yani “inherent vice” kalıbı. Sadece Doc’u değil, filmdeki birçok karakteri, hatta dünyayı izah ediyor sanki bu metafor.

Gizli Kusur’un akrabalık bağının bariz olduğu bir diğer film de Coen Kardeşlerin yine Raymond Chandler etkisindeki Büyük Lebowski’si (The Big Lebowski). The Long Goodbye nasıl Vietnam savaşını sürdüren ve Nixon rejiminde daha da yırtıcı bir kapitalist düzene doğru evrilen bir Amerika’da geçiyorsa, Büyük Lebowski de Körfez Savaşı sırasında ve Bush yönetimindeki Amerika’nın portresini çiziyordu aslında. İkisi de kendi zamanlarını anlatan işlerdi. Paul Thomas Anderson’ın filmiyse kendine referans aldığı bu iki kaynaktan farklı olarak, yapıldığı dönemin ruhunu yakalamaktan ziyade geçmişe bakıyor. Gizli Kusur’u tematik ve görsel (Robert Elswit’in muhteşem görüntü yönetimi ne Vilmos Zsigmond’un ne de Roger Deakins’in altında kalmıyor) zenginliğine rağmen büyük ölçüde bir biçim ve anlatı denemesi olarak bırakan, daha güncel bir damarı yakalamasına engel olup buğulu bir nostalji hissiyle sarmalayan da bu geçmişe bakıyor olma hali.

Inherent_Vice_2-2

Filmin ele aldığı dertlerin günümüzle veya kendimizle bağını kurmak seyirciye kalıyor. Bunun karşımızdaki filmi daha mı zenginleştirdiği, yoksa tam tersine kısıtlayan bir nitelik mi olduğunu sorusuna her izleyicinin kendi cevabını vermesi gerekiyor belki. Anderson’a kıyak geçmeyelim, takibi gerçekten de kolay bir film değil Gizli Kusur ve bunu sırf yönetmenin isminden dolayı hemen bir meziyet olarak yaftalamak da işin kolayına kaçmak olur. Ancak yönetmen kurguladığı bu yolculuğu, ot kafasıyla boyundan büyük işlere kalkışıp karmaşık gizemleri çözmeye çıkan Doc gibi, biraz daha içgüdü ve sezgilerimizle izlememizi istiyor belli ki. Bu da filmi ille de iyi veya kötü değil ama nevi şahsına münhasır bir deneyime dönüştürüyor. Bu yolculuğa çıkmaya gönlünüz varsa, ondan ne alıp ne almayacağınız da size kalıyor.

Ali Ercivan

twitter

**

Türkçe Adı: Gizli Kusur

Yönetmen: Paul Thomas Anderson

Senarist: Paul Thomas Anderson, Thomas Pynchon (roman)

Oyuncular: Joaquin Phoenix, Josh Brolin, Owen Wilson, Katherine Waterston, Eric Roberts, Reese Witherspoon, Maya Rudolph

Yapım: ABD, 2014

Süre: 148

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5
Araç çubuğuna atla