Kielletty Hedelmä (2009): İnancımızı Sorgularken Karşılaştığımız Duvarlar Ne Kadar Yüksek?

Kielletty Hedelmä/Yasak Meyve, Finlandiya sinemasıyla ikinci kez başbaşa kalışım. İlkinde, talihli bir başlangıç yapmış oldugumdan, bu filme başlarken beklentim de gayet yüksekti. -Önyargı, her zaman olmusuz yönde olmuyor.-

Elbette ki tecrübe edilmiş 2 film, Finlandiya sinemasından vazgeçmek (veya hayran olmak) için yeterli değil. Ama, özgürlüğün dibine vurduğunu sandığımız Avrupa’da “öteki” yaşamlar da olduğunu farketmek için iyi bir fırsat. Ve eğer şanslıysak, bu filmi izlerken
-ufak bir empatiyle- kendi duvarlarımızı bile oynatabiliriz yerinden… Birkaç milim.. Kimse hayatını değiştirecek bir hikaye beklemesin 🙂

Filmin, insanı şaşırtan, hayran bırakan, dehşete düşüren herhangi bir hikayesi/görüntüsü/kurgusu yok. Hatta mesleki kaygılarla söyleyebilirim ki, kostümleri korkunç. Ama endişelenmeyin. Nereye varacak bunun sonu diye beklerken, Laestadian kızlarının akıllara zarar moda anlayışı fazla göze batmıyor.

 

Laestadian ??????

Film tam da buna cevap veriyor işte. Açılıştaki prologue ve ufak bir araştırmayla Laestadianların 1800′lerin ortasında başlayan Lüteriyen akımın canlanma hareketinin mensupları olduğunu; Finlandiya çoğunlukta olmak üzere, Kuzey Amerika, Norveç, Rusya ve İsveç’te varlıklarını sürdürdüklerini; sayılarının tahmini olarak 144.000 ila 219.000 arasında olduklarını öğreniyorsunuz. İnançlarına sıkı sıkıya bağlı olan bu kapalı komünite, İncil’i harfiyen uyguluyorlar. Bir Laestadian için hareketli müzikte dansetmek, TV izlemek, alkol içmek, makyaj yapmak, doğum kontrolü ve evlilik öncesi cinsel ilişki (dokunmak dahil) kesinlikle yasak. Tövbekar ve bağışlayıcılar. Ve tüm günahlarının yüce İsa’nın kutsal kanı adına affedileceğine yürekten inanıyorlar.

 

Filmin kahramanları 18 yaşında iki genç kız. Hikaye, bir Laestadian kasabasında, kalabalık ailesi ve “yazılmış” kutsal kurallarıyla yaşayan Maria’nın, “köyün en son çitinde dünyanın bitip bitmediğini” merak etmesiyle başlıyor. Ve kasabanın önde gelenleri “kaybedilmiş” ablasının peşinden büyük şehre giden bu “küçük koyun”un yoldan çıkmasına engel olmak için “inancına sadık” Raakel’i takıyorlar peşine.

Kendini keşfetme hikayesi, ilk başta kulağa, daha önce pek çok örneğine denk geldiğimiz senaryolardan biriymiş gibi gelse de, film ilerledikçe anlıyorsunuz ki, inançlarını sorgulamaya -zaman zaman- pek yetişmeyen cesaretleri Raakel ve Maria’nın arayışlarını, muadillerinden farklı bir yere koyuyor.

 

İçten gelen cesaret, her duruma yetişmez. Öyle anlarda aradaki boşluğu tamamlayabilmek için karşımızdakinin korkaklığına oynarız. Maria da öyle yapıyor. İçinin derinliklerindeki korkuyu gizlemek için, yüzeydeki öfkeyi serbest bırakıyor. Zira sığ sularda yüzmek daha korunaklıdır her zaman. Ne ile karşılaşacagını biliyor olma hissi ayakta tutar insanı; ki boy verdiğimizde ayakların kuma değiyor olması bizi cesaretlendirir. “Gel gel, burası boyu geçmiyor” çağrısı var ya. Hah işte! Sınırdır orası. Sınırları boyumuz belirler. Ve bazılarımız boyumuzu aşan konulara yaklaşmaktan özellikle imtina eder.

Raakel ve Martha, film boyunca boy veriyorlar inançlarının sularında. Ama onları diğer Laestadianlar’dan ayıran fark, emniyet çizgisinin ötesinde olup bitenlere dair merakları. Hemen hemen eş zamanlarda, birbirlerinden gizleyerek geçtikleri sınır, birini sahile daha da yaklaştırırken diğerini okyanusun açıklarında ne oldugunu merak etmeye teşvik ediyor. Sorgusuzca sırtlarını yasladıkları semboller (İsa’nın kutsal kanı), insan doğasının getirdiği merakları (cinsellik, sinema, beğenilme arzusu) kendilerince meşru kılıyor. Neticede, her seçim, diğerinden vazgeçmeyi gerektiriyor.

Bazı durumlarda, inancımızı sorgulamaya cesaretimiz yetişmezken; bazen, kendimize olan inancımız en yüksek duvarları bile yerinden oynatabiliyor. Bazen hayat, takip ettiğimiz sınırlar bitince başlıyor…

 

Bu yazı poisonblue tarafından kaleme alınmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5