Identity Thief (2013): Ya İçindesindir Sistemin ya da Dışında

Güzin Tekeş
Güzin Tekeş
10 Mayıs 2013

Yıllar önce “Gilmore Girls”deki sevimli komşu kadın olarak hayatımıza giren Melisa McCarthy, 2011’de “Bridesmaids” filminde canlandırdığı sıradışı karakter ile “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında ödülden ödüle koşmuştu. McCarthy’i artık iyi bir dramda görmeyi sabırsızlıkla beklerken onu yine bir komedi filminde, bu kez başrolde bulduk.

“Identity Thief”, tek cümle ile özetleyecek olursak; sistemin dışında kalmaya çalışan (ya da buna mecbur kalan) bir kadınla sistemin tam da göbeğinde bir hayat süren bir adamın başlarından geçen macerayı anlatan bir yol filmi. Daha film açılırken anlıyoruz ki Diana telefonla kandırdığı insanların kimliklerini çalıp, kredi kartlarını kopyalayarak, onların parasıyla gününü gün eden, mutsuz ve yalnız bir kadın. Yalnızlığı ve mutsuzluğu “elbette” fiziksel özelliklerinden kaynaklanıyor, ne de olsa güzel olmayan bir kadının bırakın aşk hayatını, arkadaş sahibi olmak bile ne haddine! Diana o kadar yalnız ki har vurup harman savurduğu parayla insanlara kendini sevdirmeye, yaptığı alışverişlerde ona mecburen katlanan kasiyerlere hayali evliliğinden bahsederek kendini tatmin etmeye çalışıyor. Oysa film pekâlâ kapitalist sisteme karşı bir duruş olarak okunabilecekken, Daina’nın aracını engelliler için ayrılmış yere park etmesi ve bunu yaparken de arabasına engelli işareti koyması ile aslında hiçbir etik kuralı olmayan, kötü niyetli yapısı birkaç saniye içinde gözümüze sokuluveriyor.

identity

Diğer tarafta ise Türkiye’de yaşasa tam da istenen makbul vatandaş portresine uyacak, üçüncü çocuğu yolda olan, çalışkan aile babası Sandy Bigelow Patterson ile karşılaşıyoruz. Sandy çok çalışan, aza kanaat eden, kurallara saygılı yani tüm kapitalist hükümetlerin bayıldıkları bir sistem adamı. En büyük derdi ise unisex bir isme sahip olduğu için dalga geçilmek. Ta ki yolu Diana ile kesişene kadar… Diana’nın kıvrak zekâsı sayesinde kimliği çalınan mağdurlar kervanına katılan Sandy Bigelow Patterson, polisten ihtiyacı olan desteği göremeyince, kimlik hırsızını yakalamak için kendi işini kendi halletmeye karar veriyor ve belki de ilk kez sistemin dışına çıkıyor.  Bu dakikadan itibaren ikilinin karşılaşması ve peşlerindeki kötü adamlara rağmen Amerika’nın bir ucundan diğer ucuna yaptıkları yolculuğu izliyoruz.

İlk dakikadan itibaren seyirciyi içine alan bir tempoya sahip olan filmde, Melisa McCarthy’nin performansı tıpkı “Bridesmaids”deki gibi yine göz dolduruyor. Jason Bateman da her ne kadar üstüne düşeni yerine getirse de onun yerinde kim olsa idare edermiş hissiyatını bir türlü kıramıyor. İkilinin ayrı ayrı performansları geçer not alsa bile bir araya geldiklerinde kimyalarının pek tuttuğunu söylemek mümkün değil. Filmin en büyük artısı ise komedinin bile şiddet ve ölüm olmadan yapılamadığı son yıllarda, onca kötü adama, havada uçuşan mermilere, çarpışan arabalara rağmen kimsenin ölmemesi. Diğer yandan, yol filmi olunca araba kovalama sahneleri, büyük kazalar, takla atan arabalar olmadan olmaz düşüncesi, aksiyon filmlerinde bu tarz görüntülerin âlâsına doymuş seyirci için yavan ve sıradan kalıyor. Yine de filmin hiç düşmeyen temposu ve zekice esprileriyle iyi kotarıldığını söylemek mümkün olabilirdi, ah o kapitalist sistemin hoyratça taçlandırıldığı finali olmasa… Diana’nın her şey olup bittikten sonra sisteme adapte oluşu ve ödülünü de artık insanların onu sevmeye başlamasıyla alması, sıradan bir komedi filmi için bile fazla sakil kalıyor. Sonuç olarak yapacak daha iyi bir işiniz yoksa en azından Melisa McCarthy’nin kendine has performansını izlemek için “Identity Thief”e bir şans verebilirsiniz.

 

Türkçe Adı: Kimlik Hırsızı

Yönetmen: Seth Gordon

Senaryo: Craig Mazin

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular:  Jason BatemanMelissa McCarthyJon Favreau, Amanda Peet

Süre: 111′

 

guzintekes@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 5