İçinden Christmas Geçen En İyi 5 Animasyon Film

Salihcan Sezer
Salihcan Sezer
22 Aralık 2012

2013 için geri sayım sürerken, yılbaşına planlar yapılırken ya da evde, televizyonda neler var diye bakınırken, aileler geleneksel eğlencelerine yelken açarken, çerezler, kuruyemişler stoklanmaya başlanırken; kişisel kriterlerle, içinden Christmas geçen en iyi 5 animasyon filmi sıralıyorum. Tek kaşını kaldırarak ve hatta masaya yumruğunu belli aralıklarla vurarak: ‘‘Efendi, efendi! Bu mahallelerde salyangoz satma bakayım!’’ diyebilecekler, yeni yıl konseptli en iyi 5 animasyon olarak da algılayabilirler listeyi. ‘‘İşte o filmler’’

5- Polar Express (2004)

polarexpress

Hayal gücünün karanlık sularında yüzen, esasında bir çocuk filmi olarak tasarlanmasına rağmen kanımca amacını aşan ve daha çok büyüklerin içindeki çocuklara seslenebilecek Polar Express; Back to the Future serisi, Forrest Gump, Cast Away gibi filmleriyle tanınan ‘bol ödüllü yönetmen’ Robert Zemeckis’in ilk animasyon filmi. ‘Performans yakalama metodu’yla çekilmiş olan film bu yönüyle sinema tarihinde de bir ilk aynı zamanda. Bu metoda göre oyuncuların hareketleri kaydedilip, kayıtlar üzerinden animasyona dönüştürülmüş. Ekspres trenin kondüktörü olan Tom Hanks’in karakteristik hareketlerini izlerken de bu özellik açıkça görülebiliyor. Filmde Christmas’a birbirinden farklı gözlerle bakan; biri septik, biri mesafeli ve biri de inançlı olmak üzere üç çocuğun yaşadıkları olaylarla tavırlarının/yaklaşımlarının değişmesi konu alınıyor. Noel Baba’ya, Christmas ruhuna ve yeni yılın büyüsüne inanmanın da değeri/güzelliği vurgulanıyor. Filmin kalitesi ve beklentiler ölçüsünde mutlu ediciliği tartışma konusu olsa dahi; sırf Tom Waits’in trenin tepesindeki bir hayalet olup da, varlığı ve filme kattıklarıyla bile bir kısım seyirci tarafından iyi anılacaktır Polar Express.

4- How The Grinch Stole The Christmas (1966)

howthegrinchstolechristmas

Jim Carrey’e Grinch olmak doğrusu epey yakışmıştı! Pek çok oyuncu için performans gölgeleyicisi olabilecek o canavar kostümünün/makyajının altından; ses kullanımı, mimikleri ve beden diliyle kariyeri anlamında müstesna yeri olan bir iş çıkartmayı başarıyordu. Tahmin edildiği üzere vizyona Christmas zamanı giren film; ciddi bir hasılata ulaşıyor, filmin çekildiği sıra yalnızca yedi yaşında olan Taylor Momsen’e de ‘çocuk yıldız’ olarak şöhret kapılarını aralıyordu. Ancak kim inanırdı ki o kapıdan daha küçücük boyuyla geçen Momsen büyüyüp serpilecek, rock yıldızı olacak, seksi klipler/reklamlar çekip, bir şarkısıyla da Kick-Ass’i sonlandıracak. Yine de format nedeniyle konumuz 2000 yapımı Grinch değil. O filmin öncülü 1966 yapımı How The Grinch Stole The Christmas animasyonu/çizgi filmi. Çocuk kitabı yazarı Dr. Seuss’un aynı adlı eserinden uyarlanan filmde; Bela Lugosi’nin ezeli rakibi, Frankenstein filmlerinin korkunç (anti)kahramanı Boris Karloff hem anlatıcı, hem de Grinch’in sesidir.

3- The Nightmare Before Christmas (1993)

thenightmarebeforechristmas

Tim Burton ve Danny Elfman ortaklığının kendini çokça tekrara kaçmadığı zamanlarda ortaya çıkmış, ufuk açıcı bir stop-motion. Burton o dönemlerde, her filmiyle farklı bir üslup gözetmeye gayret ediyor ve The Melancholy Death of Oyster Boy kitabı da dahil olmak üzere ortaya sürekli özgün, başarılı sanatsal eserler çıkarıyordu. 1982’de bu filmin habercisi olabilecek 6 dakikalık kısası Vincent’ı çekmişti. 1993’teyse, aslen Henry Selick tarafından yönetilmesine rağmen bir Tim Burton filmi olarak kabul edilen The Nightmare Before Christmas; gerek sinema çevrelerinde, gerek popüler kültürde büyük bir dalga yarattı. Ekseriyetle genç erkeklere tişört/küpe, genç kızlara aksesuar/çanta kabilinden bayağı-bayağı günlük yaşamın bir parçasına dönüşen film, fenomen olarak da belli bir niteliğe sahip aynı zamanda. Christmas kabuslarına yarattığı karakterler, oluşturduğu büyüklere masal dünyası ve müzikal/yapısal tekniğiyle büyülü bir hava katan Burton; varoluşçu kaygılar içindeki cesur Jack Skellington’a aşık Sally üzerinden duygusal/hüzünlü tonlar da yakalıyordu.

2- A Charlie Brown Christmas (1965)

charliebrownchristmas

Şimdiki çocuklar yeni çizgi filmlere, yeni yeni kahramanlara sahipler, belki bilmezler ancak ‘bizim çocukluğumuzda’ Charlie Brown ve arkadaşları vardı. Charlie Brown’ın beklentilerini boşa çıkarmaktan ayrı bir haz alan Snoopy’nin umursamaz ve ‘atarlı’ halleri, karşılıksız/hayali aşkları, çok çekişmeli beyzbol maçları, Linus’un mavi battaniyesi… Hatta benim de bir mavi battaniyem vardı; çizgi filmden öykünerek, özenerek tuttuğum, yanımdan hiç ayırmadığım. Sonra o battaniye ben bilmeden, aniden atılıvermişti; haberini sonradan aldım. Çizgi filmi bırakmak da böyle oldu işte; birden, fark etmeden, haberini sonradan alarak. Hazır yeni bir yıla daha girmek üzereyken, A Charlie Brown Christmas’ı izleyip, şehirlerin soğuğunda nostaljiye kendini kaptırarak, o günleri özlemle anmak, gayet hoş olacaktır doğrusu. Zira Charlie Brown ve dostlarının Christmas öyküsü; 25 dakikalık yahut ‘bir sıcak çikolata içimlik’ kısa süresine rağmen hüzünlü ve güzel müzikleriyle insanın içine işlerken, buruk da bir tat bırakabiliyor. Sinema tarihinin kanımca en iyi christmas filmi It’s A Wonderful Life’ın finalini anımsatarak sonlanan A Charlie Brown Christmas, ‘çocukluğun soğuk geceleri’ne küçük, sevimli bir yolculuk.

1 – Tokyo Godfathers (2003)

tokyogodfathers1

2010 yılında, henüz 47 yaşındayken vefat eden Satoshi Kon’un; çılgın, özgün ve yaratıcı fikirleriyle/filmleriyle anime dünyasındaki yeri bir başkadır. Yakın zamanda, dosya halinde incelemek üzere adını aklımızın tavan arasına değil, başucuna alalım ve kelimenin tam anlamıyla Christmas filmi olmasa bile o dönemde geçen ve ruhuyla bu vasfı kazanan Tokyo Godfathers’ı listenin tepesine iftiharla koyalım. Babasını bıçaklayan bir çocuk, bir travesti ve kaba-saba görünüşlü ama ‘özünde iyi’ bir adam; geçmişte yaptıkları hatalar nedeniyle yaşadıkları suçluluk duyguları üzerine Tokyo sokaklarında yaşamaktadırlar. Geçmişe geri dönüşler, vicdani yaralar, koşuşturmacalar, aksiyonlar, aşklar, hatıralar ve çalıntı bir bebeğin bulunduğu filmde adeta yok yoktur. Satoshi Kon bu eğlenceli, zevkli, ‘feeling good’ filmiyle de harika vakit geçirtir.

Salihcan Sezer

salihcanzer@gmail.com