İçimdeki Ses (2014): Bırakalım O da Konuşsun

Fatma Onat
Fatma Onat
29 Ocak 2015

Şakası ciddiyetine karışmış bir dünyadan duyuluyor İçimdeki Ses. Engin Günaydın, Vavien’den sonraki ilk uzun metraj senaryosuyla çıkıyor karşımıza.

“Kafa sesi” filmleri keyiflidir. Kurmaca içindeki yaratıcı yazarların çatışmalarından, sorgulamalarından, gerilimlerinden, başka bir yaratıcı üretim çıkar çünkü. Yazma hezeyanlarının yaratıcılığa evrilen boyutları ortaya koyulur. Özel bir yerde Barton Fink, başka bir tarafta Stranger Than Fiction olarak çıkar karşımıza bu yapımlar. Kimi daha gerçeküstü kimi daha gündelik bir yerden başka başka seyir deneyimleri çıkarır ortaya. Engin Günaydın’ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı İçimdeki Ses’in dokusunda da bu filmlerdeki haller yatıyor biraz. Damakta bıraktığı tat bu tarz yapımların hoşluğunu, zekasını hissettiriyor; ama bir pırıltı biçiminde.

İnsanın kafasının içiyle dünyanın üstü başka telden çalar ya bazen, sonra siz o iki telin arasında, eşikte durursunuz da adınız “manyak”a çıkar. Bu film tam da bu eşiği kovalayan bir yerde duruyor. Bir yandan çok uyanık, öbür yanda gözü kapalı dolaşan biri var sanki. Gerçeğin tehlikesinin, acımasızlığının, vicdansızlığın, büyük çatışmaların farkında olsa da, bunlar öldürmez eğlendirir vurgusuyla yolunu alıyor. Baş karakter çoğu zaman filmdeki yapıya da sirayet eden ve belki de filmin en keyifli sahnelerinden bir olan “Zeki Müren bakışı”yla yoluna devam ediyor. Dünya tersyüz olsa da “asalet”inden taviz vermeyip, olayları gerçek haliyle görmezlikten gelme bakışı bu.

İçimdeki_Ses_2

Hayatını dizi senaryosu yazarak sürdüren, blogunda edebi yazılar yazan, ilk uzun metraj senaryosunu yazmaya çalışan, kurduğu dünya içinde kendi düzenini koruma derdinde bir karakterdir Selim (Engin Günaydın). Hayatının dağıldığını hissettiği noktada toparlanmak telaşına düşer. Çözüm olarak da annesinin, yanına taşınmasını ister. Tam da bu sırada ihtimal bile vermediği bir durum gerçekleşir. Güzel ve zengin Ayşıl (Leyla Tuğutlu) Selim’e aşık olur. Filmin güzel – çirkin, zengin – fakir, hayal – gerçek çatışmaları üzerine kurulan yapısı da inşaa edilmiş olur böylece.

Engin Günaydın, Vavien ile memleket sinemasının kronik senaryosuzluk serzenişlerini rafa kaldıracak güçte bir iş çıkarmıştı. Olay örgüsü, karakterleri, toplumsal zemini ile ağız sulandıran nitelikte bir yapıydı kurduğu. Bundan da sebep kıymeti büyüktür Günaydın’ın. E bu filmin senaryosuna da imza attığı bilgisi, beklentiyi yukarılara çıkarıyor. Bu haklı beklentinin karşılığını verdiği bazı bölümler olsa da filmin tamamı dikkate alındığında, özellikle son yarım saatin heyecan ve keyif uyandırmayan bir tekrara dönüştüğünü belirtmeli. Hikâyenin akışındaki aceleci hamleler, olay örgüsünün hemen kurulup hızla çözülmesi, durumlara yaslanarak komiği arttırma çabası senaryoda sarkmalara sebep olmuş. Parçalı bir anlatımla bütünlüklü bir yapı arasında bocalama seziliyor. Bu noktada netlik yakalanması ve buna göre bir biçem sağlanması işi çok daha nitelikli bir noktaya taşırdı mutlaka. Çünkü bu haliyle klip klip izlenilesi, fragman fragman gülünesi bir parçalanma yakalanmış gibi. Oysa biliyoruz ki, Günaydın’ın senaristlik mahareti bu parçalanma kolaycılığına gitmeyecek kadar büyük.

Yönetmen Çağrı Bayrak, dizi yönetmenliğinden öte bir ton yakalamaya çalışmıştır mutlaka. Mizahın ortaya koyuluş biçimi, atmosfer kurmak noktasında bu çaba yerinde. Fakat kocaman perdede keyifle izlediğiniz bir yapımın televizyon ekranına sığdırılamayacak anlatı boyutunu görmek çok da mümkün değil. Gündelik gerçeğin yönünü kırmak, absürdün dokusunu filme yaymak, karakterlerin aynı zeminde top koşturduğu hissini yaratmak noktasında zayıflıklar var. Herkes farklı sahalarda mücadele ediyor sanki. Karakterlerin hepsi ayrı ayrı seyredilebilecek bir kopukluğun içinde. Herkes piste çıkıp dans edip çekiliyor gibi. Bazı seyircilerin seveceği bu durum, bir uzun metrajın bütünlüğünü yakalamak noktasında eksiklik olarak var daha çok.

içimdeki_ses-2

Selim ile Ayşıl arasındaki flört halinin alışılmışın dışında olmasının kaba ve cinsiyetçi bir yere evrilmemesi önemli. Bu durumun Selim üzerinde yarattığı şaşkınlık, şapşallık elbisesiyle sunuluyor. Zaten şapşallık, sıradan bir erkeklik hali olarak film boyunca varlık gösteriyor. Selim’in arkadaşları arasında alay konusu olan seksüel dürtülerinin hantallığı, karaktere dair başka bir boyut ortaya koyuyor. Henüz kendine itiraf edemediği bir eşcinsellik olarak da okunabilir bir durum çıkıyor ortaya. Selim, formu değişmiş bir masalın anti kahramanı olarak film boyunca pek keyifli sahnelerin, göndermelirin içinden çıkıyor karşımıza.

Filmin “imkânsız”la girdiği keyifli çatışma bazen çelişki doğuruyor. Örneğin, Ayşıl’ın termosta alkol taşıması… Bu durum, komiğe bir sürü malzeme sağlasa da anlamda kaymaya sebep oluyor. Sanki genç kadının “mükemmel”e yakın çizilen portresine falsolar verilip bu sayede “çirkin”le birlikteliğine olanak sağlanıyor. Oysa genel akış tam da tersi bir dramaturjiyle akmakta.

Günaydın, Füsun Demirel, Nazlı Tosunoğlu ve birçok oyun kişisi bu filmi izlemek için bir neden aslında. Çünkü belli ki hepsi büyük bir keyifle, tadını çıkara çıkara canlandırmış karakterini. Mizahı özenli yerli yapım bulmanın da güç olduğu düşünüldüğünde İçimdeki Ses bütün eksiklerine, fazlalıklarına rağmen fena bir yerde durmuyor. Bir de filmin bütün gişesinin Çocuklar Gülsün Diye Derneği’ne bağışlanacağını da belirtmek gerek.

 

Fatma Onat

onatfat@gmail.com

***

Filmin Adı: İçimdeki Ses

Yönetmen: Çağrı Bayrak

Senaryo: Engin Günaydın

Oyuncular: Engin Günaydın, Leyla Tuğutlu, Ersin Korkut, Onur Buldu, Füsun Demirel, Feriha Eyüboğlu, Hamdi Kahraman, Nazlı Tosunoğlu, Güzin Usta

Yapım: Türkiye, 2014

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5