Herkesin Başyapıtı Kendine!

Barcelona’da forma giyen Arda Turan geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda (1) “Yüzyıllık tarihe baksınlar. Kaç tane Arda Turan var! Fazla mütevazılık kibir göstergesidir…” demiş, hak ettiği övgüyü ve saygıyı görmek istediğini söylemişti. Hak ettiğine emin olduğu övgüyü kendisine bahşeden Arda Turan yalnız değil elbette. Kendisinden kaç tane var tam olarak bilmiyoruz ama “Yeni Türkiye” siyasette, bürokraside, medyada, kültür sanatta, kısacası her alanda Arda Turan’lar yaratmayı başardı maalesef…. “Kişinin kendi kendini övmesi” ayıp olmaktan çıkalı çok oldu, şuursuzluk normal bir hal aldı. Ortada övülecek bir durum var mı, orası ayrı bir tartışma. Diğer taraftan, insan hakları ihlalinden tutuklu gazeteciler listesine kadar hemen hemen her alanda liste başı olan ülkede köprülerin, tünellerin, yolların övünç kaynağı olduğu düşünülürse her şey normal aslında. “Türkiye sinema tarihinin en iyi 100 filmi” (2) soruşturmasına katılan yönetmenlerin kendi filmlerini ilk 10’a koymaları da normal kalıyor bu yüzden.

Bu yönetmenlerden ilki Yüksel Aksu. Aksu’nun listesinde yönettiği filmlerden Dondurmam Gaymak yedinci sırada, İftarlık Gazoz dokuzuncu sırada yer alıyor. Aksu’nun filmografisinde üç film olduğunu hatırlatalım. Önümüzdeki yıllarda bu listeyi gönül rahatlığıyla kendi filmleriyle dolduracağına emin olduğumuzu da ekleyelim. Yüksel Aksu da Arda Turan gibi düşünmüş olmalı. “Fazla mütevazılık kibir göstergesidir”. Biz de Arda Turan gibi düşünelim, yüzyıllık tarihe bakalım, kaç tane Yüksel Aksu var ki? Hiçbir uluslararası başarısı olmamasına rağmen Nuri Bilge Ceylan’ın rekor desteğine yakın Bakanlık desteği alan kaç sinemacı var? (3)  Türkiye sinema tarihinin en iyi dokuzuncu filmi olan İftarlık Gazoz’da ölüm orucu gibi bir meseleyi muhafazakar yaklaşımıyla ortaya yuvarlayıp kitlelere sevdirmeye çalışan kaç yönetmen var? Ama galiba Yüksel Aksu’yu asıl özel yapan şey Atıf Yılmaz’ın bütün filmlerinden, Lütfi Akad’ın bütün filmlerinden, Metin Erksan’ın Kuyu ve Susuz Yaz dışında kalan bütün filmlerinden Erden Kıral’dan, Ömer Kavur’dan, Ertem Eğilmez’den ve çağdaşı olan, 2000’lere damgasını vurmuş bütün filmlerin üzerine kendi filmlerini koyma cüretini gösterebilmesi. Yüksel Aksu haklı. Yüzyıllık tarihe bakalım. Dondurmam Gaymak ve İftalık Gazoz’u hem yönetip hem de “başyapıt” ilan eden kaç kişi var! Yüksel Aksu kesinlikle haklı.

(Not: Türkiye sinema tarihinin en iyi dokuzuncu filmi İftarlık Gazoz 100 kişilik jüride bir tek Şerif Gören’in listesinde var. Şerif Gören’in listesinde Yol ya da yönettiği başka bir filmi olmadığını belirtelim. Türkiye sinema tarihinin en iyi yedinci filmi Dondurmam Gaymak ise hiç kimsenin listesinde yok.)

Türkiye sinemasının kurtarıcısı

Bir diğer isim Ömer Faruk Sorak. En son sinemayı boş verip spiritüel mesajlar vermek istediği filmi 8 Saniye ile seyircinin karşısına çıkan Sorak’ın listesinde 1990 öncesinden sadece üç film yer alıyor. Geri kalan yedi filmin dördü de 2000 sonrasına ait. Anlaşılan Ömer Faruk Sorak 1990 öncesi sinemadan listesine koyabilecek çok fazla örnek bulamıyor. Selvi Boylum Al Yazmalım, Kuyu ve Yol dışında bir filmi listeye alacak kadar önemli bulmaması Ömer Faruk Sorak’ın sineması hakkında da çok şey söylüyor aslında bize. Görüntü yönetmenliğinden gelen, reklam ve klip yönetmenliği de yapan Sorak’ın kendisine kulak verelim: “Ne çok popülist olmak gibi bir durumum ne de çok entelektüel olmak gibi bir durumum var.” (4)

Gelgelim Ömer Faruk Sorak’ın özgüven sorununa! Sorak’ın listesinde yedinci sırada yer alan film Yılmaz Erdoğan’la birlikte yönettiği Vizontele. Vizontele soruşturmada Sorak dışında altı kişinin (Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Ezel Akay, Selçuk Aydemir, Ata Demirer, Emrah Kaman) daha listesinde var. Ömer Faruk Sorak’ın zevklerine karışmak haddimize değil, sadece kendi filmini en iyilerden biri olarak ilan edebilme rahatlığıyla ilgileniyoruz. Tam burada Sorak’ın şirketi Böcek Yapım’da yer alan biyografisine bakabiliriz. Biyografisinin neredeyse tamamında filmlerinin gişe rakamlarından söz ediyor. (5) Anlaşılan Yeni Türkiye Sinemasının kurtarıcılarından biri olarak görüyor kendisini. Böylece listesini anlamak biraz daha mümkün oluyor.

Kaç tane Arda Turan var sözü yankılanmaya devam ediyor. Hakkı Yeten, Lefter, Can Bartu, Metin Oktay, Yusuf Tunaoğlu geçmişken bu topraklardan bu cümleyi kurmak için hem cahil hem de kötü niyetli olmak lazım çünkü. Kaç tane Arda Turan varsa o kadar Ömer Faruk Sorak var bu ülkede. Metin Erksan, Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Memduh Ün, Ertem Eğilmez, Halit Refiğ, Şerif Gören, Zeki Ökten, Ömer Kavur kim ola ki?

Başkası adına utanmak

Yüksel Aksu ve Ömer Faruk Sorak’ı bile geride bırakan isim ise Ömer Vargı. Kendisi 10 filmlik listeye yönettiği üç filmi sokarak bu alanda bir rekorun sahibi oluyor. Bu artık başka bir seviye. Biz fanilerin anlaması mümkün olmayan bir seviye. Başkası adına utanmak denilen şey. Yine de şanslı sayılırız, keza Türk Hava Kuvvetleri’nin 100. Yılı anısına çektiği ısmarlama proje Anadolu Kartalları’nı da ilk 10’a alabilirdi Ömer Vargı. Onun yerine neler almış bakalım. Listenin dördüncü sırasında İnşaat var. Yol’u ve Selvi Boylum Al Yazmalım’ı da sevmesine rağmen İnşaat’ı biraz daha iyi buluyor olmalı ki onların üzerine yerleştirmiş sıralamada. Vargı’nın listesinin altıncı sırasında Her Şey Çok Güzel Olacak yer alırken mütevazılık yapıp diğer filmi Kabadayı’yı onuncu sıraya yerleştirmiş. Gerek yapımcılığı gerek yönetmenliğiyle baştan aşağı erkeklik kokan bir filmografiye sahip Vargı’nın listesinde Atıf Yılmaz’ın 80-90 arası çektiği birçoğu başyapıt olan, Türkiye sinemasındaki kadın temsilini değiştiren Adı Vasfiye, Aaahh Belinda, Asiye Nasıl Kurtulur? gibi filmlerini görmek anormal olurdu zaten. Onun yerine kendi filmlerini alması gayet mantıklı. Arda Turan’ın kendisi için dediğini Ömer Vargı’ya uyarlamak zor olmaz: Ömer Vargı gibisi 100 yılda bir gelir! Vargı kendi yönettiği üç filmi Türkiye sinema tarihinin en iyi 10 filmi arasına alıyorsa, biz de kendisi için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

(Not: Son olarak Ata Demirer’i de unutmayalım. Demirer de kendi başyapıtı Eyyvah Eyvah’ı unutmamış ama o da mütevazılığını üçlemenin tamamını almayarak göstermiş.)

Tüm bunların psikolojide karşılığı var ancak mevzu daha basit. Sinemacı olarak istediği saygıyı göremediğini düşünen isimlerin “En iyi 10 film” listesine kendi filmlerini koymasının bir geçmişi var. Filmleri gişede yüksek rakamlara ulaşan bu yönetmenler iyi eleştiri ve ödüllere ulaşamayınca mutlaka ama mutlaka klişe demeçlerini veriyorlar. “Sinema yazarları seyircinin sevdiği filmleri sevmiyor” efsanesi kurtarıcı olarak sahne alıyor. “Çok izlenen film iyi filmdir” fikri ağdalı cümlelerle ve başka cümlelerin içine gizlenerek koca koca adamların diline pelesenk oluyor. Aksu: “Seyirci festivalden ödül almış filmden kaçıyor” (6), Sorak: “Ne çok popülist ne çok entelektüel” gibi örnekler arşivden bulunabilir. Bu kadar vasat bir sektörde çok da anlam yüklemeye gerek yok. Dediğimiz gibi mevzu basit. “En iyiler” listelerinde kendilerini göremeyince “Seyirci filmlerimi seviyor” argümanı yetmemeye başlıyor, aşağılık kompleksi ortaya çıkıyor. Böyle soruşturmalarda söz kendilerine verilince yani fırsat ayaklarına kadar gelmişken de kendi filmlerini kendileri “en iyi” ilan ediyor.

Derdimiz geçmişe övgü ya da saygı değil. “Lütfi Akad ya da Atıf Yılmaz gibi ustaları nasıl almadılar?” değil mesele. Taylan Biraderler’den Emin Alper’e, Belmin Söylemez’den Senem Tüzen’e Sivas’tan İki Dil Bir Bavul’a, Bizim Büyük Çaresizliğimiz’den Köksüz’e 2000’ler sonrasında da önemli yönetmenler ve filmler çıktı. Yani bir yönetmenin kendi filmini en iyiler listesine almaması için bütün koşullar mevcut!

Filmleri birbiriyle yarıştırmak yeterince saçma bir hal almışken ve her şeyin listesini yapan yeni bir nesil aportta beklemeye koyulmuşken bize sinemamızın ne menem bir şey olduğunu bir kez daha gösterdiği için kendi başyapıtlarının hakkını veren değerli yönetmenlerimize belki de teşekkür etmek lazım. Halbuki böyle listelerin amacı gayet basittir. Döneme dair bir not düşmek, yeni filmlerle birlikte bir güncelleme yapmak, özellikle yönetmenlere eski-yeni etkilendikleri filmlere saygıda bulunma fırsatı vermek… Yüksel Aksu, Ömer Faruk Sorak ve Ömer Vargı’nın bu fırsatı iyi kullandığına hiç şüphe yok.

Hasan Cömert
twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5