Guardians of the Galaxy Vol. 2 (2017): Walkman’in İzindeki Aile Bağları

2014’teki ilk filminden bu yana devamının ne zaman vizyona gireceği merak konusu olan Guardians of the Galaxy Vol. 2’ye sonunda kavuştuk. İlk filmde olduğu gibi yönetmenliğini yine James Gunn’ın üstlendiği ve Marvel dünyası içinde mizahın oynadığı rolün oldukça ağır bastığı uyarlamalardan biri olan Guardians of the Galaxy, seyircilerin beklentilerini ve filmin dünyasını bir araya getirmek için kullandığı karışık kaset kozuyla gönülleri çalıp, yoluna emin adımlarla devam edeceğinin sinyalini vermişti. Guardians of the Galaxy Vol. 2, yeni yeşeren Groot’un dans enerjisiyle birlikte bizi ekibin dünyasının etrafına pervane eden Peter’ın geçmişiyle, ailevi meselelerinin odakta olduğu hikâye kurgusuyla ve elbet aksiyon sahneleriyle ilk filmin övgülerini kaldığı yerden devam ettirecek bir macerayla karşıladı.

Koruyucuların Sovereign ırkının lideri olan Ayesha için Abilisk adlı bır canavarla mücadele etmeleriyle başlayan film, bizleri yeni karışık kasetle de tanıştıran Mr. Blue Sky eşliğinde dansa davet ediyor. Guardians of the Galaxy’nin sinema uyarlaması için yapılabilecek en uygun tanım çizgi roman ve okuru arasındaki ilişkide saklı esasen. Çizgi romanın okuyucunun hayal dünyasında çizdiği yol ve görsel dünyanın akıldaki kurulumu dans etmenin yarattığı özgürlük alanını da beraberinde getiriyor. Peter Quill’in karışık kasetleri ve halihazırda yabancısı olduğu dünyanın parçası olmaya çalışmasının bu müzikal hazla birleşiminden oluşan etki filmin bir anda oluşturduğu yakınlıkla da paralel ilerliyor. Şarkıların izinde kendi kurduğu dünyada var olmaya çabalayan Peter, geçmişinden ve geleceğinden habersiz bir şekilde göreve atılınca müziğin onun hayatında var olmasının gerekliliği, filmin dünyasının da müzikle birleşmesini zorunlu bir hale getiriyor. O yüzden özellikle ikinci filmin teması itibariyle ikinci karışık, kaset Peter’ın hayatını tanımlayabilmemiz için daha da önemli bir noktada konumlanıyor. Aile, dostluk ve hakimiyet üçgeni arasında şekillenen Guardians of the Galaxy Vol. 2, Peter’in babasıyla nihayet tanışmasının hikâyesi.

Filmin açılış sekansının ardından Rocket’ın yapı itibarıyla yadırgamayacağımız bir takım muzurluklarından dolayı ekibin Sovereignlerle başlarının derde girmesi, Peter’ın babasıyla buluşmasının önünü açıyor. Gerekli sahnenin de kurulumunu da kendine kılıf yaptığı mizacının etkisiyle şekillendiren Rocket, devam filminde de beklediğimiz üzere filmin yıldızı pozisyonunda. Baba oğul ilişkisinin temelinde yatan benliği ve birey olma arzusunu karşısındaki otoriteye kabul ettirme olgusunu, film içinde olabildiğince temellendirmeye çalışan Rocket-Peter ve Yondu-Peter ilişkisi, bu hikâyeyi basit bir baba-oğul hikâyesinin de ötesine taşımayı amaçlıyor. Aile kavramını anne-baba rollerinden ve bu rollerin dayattığı hükmetme yetisinden ayrı olarak aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmiş olan topluluğunun yaşamsal bağlarına odaklanan film, Marvel evreninin oynamayı oldukça sevdiği etik konuları da beraberinde getiriyor böylelikle. Yaşamsal bağdan kasıt çevrenin gerekli kıldığı gelişimsel faktörlerden ziyade benliği temellendirmek için bireyin kişilik yapısını anlamanın gerekliliği; aynı bu filmde Peter’ın, Gamora’nın, Yondu’nun, Rocket’in bu gerekliliği fark edip hayatlarına devam etmeyi öğrenmeleri gibi. Fleetwood Mac eşliğinde rüzgarın sesini dinlemeyi öğütleyen bir kendini buluş hâlini de beraberinde getiriyor bu durum. Koruyucuların ne olursa olsun bir arada durmaları ve birbirlerinden güç almalarını gerektirecek bir güven zinciri bu. Bu zinciri kırmak için hazır bekleyen Ego da tam yanıbaşlarında duruyor üstelik!

Peter’ın babası olan Ego, gücün illüzyonuna ve yalnızlığa mahkum olmuş bir villain olarak şekil değiştirmeden önce, Peter’ın kökleriyle olan meselelerini çözen bir bağ olacağı düşüncesiyle oldukça önemli bir noktada duruyordu halbuki. Hikâyenin ve Peter’ın maceraları doğrultusunda bir cevap kapısı gibi beliren Ego ilk başlarda bu beklentiyi karşıladı üstelik. Kendi gezegenini nasıl kurduğundan, Dünya’ya gelişine ve Peter’ın annesiyle tanışmasına kadar gereken tüm bilgileri verip, Peter’ın ihtiyacı olan güven duygusunu ve baba-oğul bağını gerçekliştirdi de aynı zamanda. Ego’nun Dünya’ya ve diğer gezegenlere hatta tüm evrene hükmetme düşüncesinin ardında yatan hırsın, Peter’ın halihazırda güç aldığı şey olan birlik duygusuyla savaşı da tam bu noktada patlak veriyor. Tüm evrene hakim olma hırsının getirdiği tek başınalık duygusu Ego’nun oğlunu -ya da ondan önce öldürdüğü diğer çocuklarıını- bu gücün uğruna gözden çıkarmaya kadar gidebilecek bir düzeydeyken, Peter’ın yıllar sonra bulduğu baba figürüne karşı nasıl bir tutum sergileyeceği de ekibin motivasyonunu belirleyen en önemli etkenlerden birini dönüşüyor bu durum itibarıyla.

Galaksinin Koruyucular’nın kendi özgüvenlerinin, benliklerinin ve bir arada olmanın getirdiği mücadele ruhunun korunması adına verecekleri savaş Peter’ı babasının etkisinden kurtarmaya ve onun ruhunu korumaya çalıştıkları bir savaşa dönüşüyor filmin ikinci kısmı itibarıyla. Evrenin sonsuzluğunun bireyin kendi içindeki boşlukla da eş düştüğü bu durum Peter’ın bu boşluğu kendi ekibiyle doldurması gerektiğini tekrar anlamasıyla Ego’yu yıkan bir savaşın da nedeni oluyor. Ego’nun Walkman’ini kırmasıyla Peter’ın geçmişle olan bağının yıkımının başlaması, Peter’ın zaten o güne kadar oluşturduğu kimliğinin yerle bir olacağının da sinyalini veriyor. Peter’ın karşısındaki baba figürü olan Yondu’nun ve çocukluk krizlerini her an yaşamasını sağlayan Rocket’in, Peter üzerinde yarattığı etki Galakasinin Koruyucuları’nın da evrende kendilerine bir birey olarak yer bulma mücadelesinde kat ettikleri yolun bir temsiline dönüşüyor.

Guardians of the Galaxy Vol. 2, Kurt Russell’ın en David Hasselhoff hâliyle karşımıza çıktığı, Sylvester Stallone’nun üçüncü filmin sinyalini verdiği, Yondu’nun veda sahnesiyle duygularımızdan havai fişekleri yaptığı ve bebek Groot’la dans ettirdiği tüm sahnelerle Marvel dünyasının oldukça kalburüstü yapımlarından biri olarak karşımıza çıktı. Artık gönül rahatlığıyla, Cat Stevens’ın Father and Son’ı eşliğinde yeni filmi beklemeye başlayabiliriz.

Sezen Sayınalp
twitter

***

Yönetmen: James Gunn

Senaryo: James Gunn, Dan Abnett (çizgi roman), Andy Lanning (çizgi roman) 

Yapım: ABD, 2017

Oyuncular: Chris Pratt, Zoe Saldana, Dave Bautista, Bradley Cooper (ses), Vin Diesel (ses), Kurt Russell

Süre: 136′ 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla