Great Expectations (2012): Uyarlamalar Tekrardan İbaret mi Olmalı?

Seçil Toprak
Seçil Toprak
26 Nisan 2013

Charles Dickens sinemanın sevdiği bir yazar. Öyle ki yazdığı birçok roman defalarca sinemaya uyarlanmış bir yazar Dickens. İngiliz Edebiyatının önemli isimlerinden Dickens’ın Great Expectations (Büyük Umutlar) romanı da 1861 basım tarihiyle yüz elli yılı aşıp günümüze gelen unutulmaz, her daim okunan klasiklerden biri. Hal böyle olunca sinemanın bu romanı keşfetmesi, birkaç kez uyarlama yoluyla görüntüye aktarması kaçınılmaz bir sonuç. Üstelik Dickens romanları da görüntüye fazlasıyla yer veren, tasvirleriyle koskocaman bir dünya yaratan romanlar. Sinemaya aktarmaya elverişli olmaları da en çok bu yönleri zannımca.

Great Expectations, 2011,

Sinemanın uyarlamalarla imtihanı

Geçtiğimiz yılla beraber Great Expectations’la birlikte üç büyük roman uyarlaması geçti sinemadan. Les Miserables (Sefiller), müzikal oluşuyla sıyrılıverdi aradan. Gerçi direkt romanın değil romanın sahneye uyarlanmış müzikalinin aktarımıydı söz konusu olan. Ancak bu bile onu ayrıksı yapmaya yetti. Bir diğer roman uyarlaması da Anna Karenina’ydı. Belki de uzun zamandır gördüğümüz en cesur uyarlamaydı bu. Çünkü teatral bir yapı, mekan düzenlemesi ile çıktı seyirci karşısına Joe Wright. Kimilerince takdir topladı, kimileriylse manasız buldu bu tercihi. Büyük Umutlar’dan sonra da Much Ado About Nothing’i bekleyeceğiz. Gerçi bu uyarlama Shakespeare’in aynı adlı oyunundan ancak günümüzde geçiyor ve siyah beyaz. Demek istediğimiz o ki daha önce sinemaya uyarlanmış eserler yeniden seyirci karşısına çıkmaya hazırlanırken birtakım radikal kararlar alabiliyor, ilgi çekmeyi başarabiliyorlar. Bu, illaki “olması gereken” bir tutum değil ancak yapıda veya türde farklılaşmaya gitmek en azından merak unsurunu tetikleyebilecek olan tercihlerdendir. Peki 2012 yapımı Great Expectations’da Mike Newell’ın tercihi ne olmuş? Tamı tamına aslına sadık bir dönem uyarlaması. Evet, Newell’ın Great Expectations’ı kitabını okumuş veya daha önceki sinema uyarlamalarını izlemiş kişilere yeni bir şey önermeyen, klasik yapıyı aynen tekrar eden, diyalogları takip etmenizin bile gerekmeyeceğei aşinalıkta bir film. Bu tercihler filmi “garantili iş” nitelemesiyle anmamızı sağlayabilir ancak filmi sıkıcı hale getirmekten kurtaramıyor ne yazık ki bu garantici tutum. Üstelik 1946 yılında, özellikle epik anlatımın ustası David Lean’in elinden çıkma, siyah beyaz sinemanın en yetkin görsellerine sahip filmlerinden biri olarak Great Expectations hatırımızda dururken (tabiî bu uyarlamayı izlemiş olanlar için söylüyorum) Newell’ın bu yeni filmini niye tercih edelim sorusu aklımıza gelebilir. (1998 yılında Alfonso Cuaron’un Great Expectations filmini, romanın günümüze uyarlanmış hali olduğu için karşılaştırma dışı tutuyoruz.) Hatta eğer tercihimizi filmden değil de diziden yana kullanacak olursak, Great Expectations’ın 2011 yapımı üç bölümlük harika BBC uyarlaması hatırımıza gelecektir. Mike Newell’ın de İngiliz olduğunu ve işin içinde yine BBC’nin olduğunu düşünürsek bu karşılaştırma da pekâlâ aklımıza gelebilir. Tabiî ki dizi olmanın verdiği ayrı bir zaman bolluğu uyarlama yapmak konusunda –özellikle hacimli, detaylı romanlar söz konusuysa- bir rahatlık veriyor uyarlayanlara. Detay kullanımı, atmosfer yaratımı, karakter yaratımı açısından daha incelikli işler çıkabiliyor dizi dünyasında. Yine de konumuz dizi ve sinema filmi karşılaştırması yapmak değil, bunları kaynağın İngiliz olması ve romanın sunduklarından yararlanabilme, sunduklarını aktarabilme yetkinliği açısından kısıtlayıcı film sürelerini de anlamlandırmak için anmak istedim.

Uzunca bir şekilde anlatmaya çalıştığımız gibi bu yeni Great Expectations uyarlaması klasik bir Charles Dickens uyarlaması izleyeceğinizin garantisini veriyor; fazlası değil. Bu seçim çoğu izleyici için kendini uzak diyarlarda hissetmek, 19. yy havası solumak açısından yerinde bir tercih olabilir. Bu izleyene ve izleyenin beklentisine kalmış.

Romanın unutulmaz kahramanları

Dickens’ın bu romanının başlı başına unutulmaz dört kahramanı var: Küçük ve büyük halleriyle Pip ve Estella, romanın yarattığı ürkütücü havayı soluyan ve besleyen bir kahraman olarak Miss Havisham ve gizem damarını besleyen Magwitch. Havisham rolünde belki de akla gelebilecek ilk kişi yani Helena Bonham Carter var. Ancak onu bu tarz rollerde görmeye o kadar alıştık ki maalesef varlığı filme karikatür bir kahraman kazandırmış bile diyebiliriz. Çünkü Carter, Dickens romanı kahramanı olmaktan çok Tim Burton tiplemesi gibi duruyor filmde. Magwitch rolünde de yine bildik bir isim, Ralph Fiennes var. Zaten filmin tanıdık simaları bu iki oyuncu. Estella’yı canlandıran Holliday Grainger’in henüz kısa olan filmografisinde iki dikkat çekici uyarlamın olduğu görülebilir: Anna Karenina ve Jane Eyre. Ancak Estella rolü onun baş role yaklaştığı rol olduğundan bu uyarlama onun için daha önemli olmalı. Pip rolündeyse Jeremy Irvine var. Onu sanırım en fazla sinemadaki ilk filmi War Horse’tan (2011) hatırlayabilirsiniz.

Türkçe Adı: Büyük Umutlar

YönetmenMike Newell

Senaryo: David Nicholls (Charles Dickens’ın aynı adlı romanından)

Yapım: İngiltere / ABD, 2012

OyuncularHelena Bonham Carter, Ralph Fiennes, Holliday Grainger, Jeremy Irvine

Süre: 128′

 

Seçil Toprak

twitter.com/sec_t

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 5