Gözümün Nuru (2013): O Kadar İçten ki ‘Değil’

Kaan Karsan
Kaan Karsan
18 Ekim 2013

Yerli sinemamız dâhilinde yeni bir damara ihtiyaç duyduğumuz ortada. Zira minimalist yönelimin ödül bazında ‘her şey’e dönüştüğü bir kısır döngüde ‘yaratıcılık’ beklemek ikinci ya da üçüncü plana atılmış gibi görünüyor. Oysaki sıklıkla mizahıyla övünen ve sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi adına bile ‘yaratıcılık’ talep eden bu topraklardan tazeleyici bir sinema beklemek ‘tuhaf’ olarak addedilemeyecektir. Melik Saraçoğlu ve Hakkı Kurtuluş’un ikinci uzun metrajlı filmi Gözümün Nuru, ‘yaratıcı’ fikirlerle yola çıkan ve yaşamın satır arasındaki kimi mevzulara temas eden, tespitçi ve otobiyografik bir deneme… Ne kadar iyi yahut kötü olduğu tartışılır ancak –en azından sinemamız dâhilinde- yeni bir şeyler vadettiği tartışılmaz.

Gözümün Nuru, filmin iki yönetmeninden biri olan Melik Saraçoğlu’nun hayat kesitine odaklanıyor; Saraçoğlu’nun gözüyle/görme duyusuyla ilgili yaşadığı kimi sıkıntılar üzerinden bir sinemacının kâbusunu mesele ediyor. Bu sıkıntılı hal, filme hem ‘görme’ duyusunun sağladığı geniş bir alan tanıyor hem de meseleyi hem absürt hem de duygusal bir şekilde ele alabilmesi adına fırsat tanıyor. Melik’in yaşadığı depresif süreç, iki yönetmenin öğrencilik hayatından başlayarak ailevi dünyasına kadar varan bir yeniden canlandırmanın fitilini ateşliyor ve izleyeni yeniden yorumlanan bir gerçekliğe/absürtlüğe şahit ediyor.

Melik Saraçoğlu ve Hakkı Kurtuluş’un işin içine kendilerini de katarak bina ettikleri dünyanın, kaba tabirle, kafası oldukça rahat. Kendileriyle ve temas ettikleriyle dalga geçerek ellerindeki malzemenin içeriğinde bolca bulunan dramayı hafifleştiren ikili, sinemamızda pek de rastlamadığımız türden bir lezzetin peşine düşüyorlar. Bunun fikirsel aşamada oldukça takdire şayan olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Zira kesinlikle ‘herkese göre’ olmayan mizah bir bölüm seyirci nezdinde işliyor ve bu sayede yönetmenlerin amacı belirgin hale geliyor. İkiye bölünen seyirci farklı kulvarlarda seyahat ediyor. Zira tam bu aşamada bir soru, kendi kendine ortalıkta gezinmeye başlıyor. Aynı filmden ‘otobiyografik’ tınıları attığımızda; gerçeklik bir an için yok farz edildiğinde geriye ne kalıyor?

gözümün nuru

Gözümün Nuru, kalkıştığı işin içerdiği riskin farkında olduğu için ilk anından itibaren kendini samimi kılmak adına çabalıyor. Gözünü kaybetmek üzere olan yönetmenin ‘sömürü’ potansiyeli taşıyan hikâyesi, türlü ‘şebeklikler’ ile ‘ciddi’ olmaktan kaçınıyor. Bu esnada da sürekli olarak filmin ‘amatör’ ruhunu destekler hamlelerde bulunuyor; görselliğini sınırlıyor ve küçük kalmayı yeğliyor. ‘Sinema sevgisi’ ve ‘sinema yapmanın sevgisi’ filmin her izleyene cazip gelebilecek damarını oluşturuyorlar. Uzun lafın kısası, film kendini sevdirebilmek adına çok fazla gülümsüyor ve samimi olduğunu vurgulama arzusu, asıl peşinde olduğu kavramı, yani, ‘samimiyetini’ zedeliyor.

Sinema sevgisi mevzusu, uzaktan bir ‘sinefil filmi’ olarak yansıyan Gözümün Nuru’nun itici kuvveti şüphesiz. Lakin filmin bu derin deryadan da dikkat çekici bir yaratıcılıkla çıktığını söylemek zor. Lumiere’den Pelin Esmer’e değin varan referanslar bir türlü doygunluğa ulaşamıyor; hep sığ sularda kalıyorlar. Bütün bu sorunlara ek olarak, filmin kendine güvenini sesli bir şekilde ifade eden ‘dış ses’ hem dramatik hem de mizahi yapıyı anbean zedeliyor. Kısa sürede filmin ‘doğal’ komikliğinin frenleyeni haline gelen dış ses kullanımı, sinemayla ifade edilmesi gereken duyguların özetleyeni niteliğinde…

Ne kadar iyi yahut kötü olduğu, bir yazı üzerinden değil; filmle kurulan bağ üzerinden değerlendirilebilecek Gözümün Nuru’nun tüm eksiklerine rağmen belli ölçülerde ilgiyi hak eden bir çaba olduğunu da görünür kılmak gerek. Zira Melik Saraçoğlu, Hakkı Kurtuluş ikilisinin bu eforunun sinemamızda bir emsali yok. Sadece bu açıdan bile Gözümün Nuru’nu umudun kendisi haline gelmese de umut veren bir iş olarak niteleyebiliriz. Sinemamızın kendisiyle dalga geçen, izleyiciyle arasına duvarlar örmeyen, ‘açık’ yönetmenlere ihtiyacı var.

 

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5