Gangster Squad (2013): Klasik Bir Suçlu – Polis Hikâyesi

Seçil Toprak
Seçil Toprak
28 Şubat 2013

1913’te doğan ve 1976’da ölen bir mafya lideri olan Mickey Cohen’i ve onun peşindeki polis teşkilatını merkeze alan Gangster Squad (Suç Çetesi) ABD’de 2012’deki vizyonu ertelendikten sonra yılın ilk ayında gösterime girdi. Biz de kısa bir süre sonra, bu bol yıldızlı filmi vizyonda görme şansı yakaladık.

Mickey Cohen’in sinemaya ilk kez konuk oluşu değil Gangster Squad. Bu filmden önce L.A. Confidentiel’da (1997) kısa da olsa kendini göstermiş, Bugsy’de (1991) de Harvey Keitel tarafından canlandırılmıştı. Burada filmin merkezinde ancak yine de baş rol değil Sean Penn’in canlandırdığı Cohen tiplemesi. Polis teşkilatının gizli görevini anlatmak için kullanılan “gangster squad” tabiri, özellikle polislere odaklanmamızı istiyor. 50’li yılların atmosferini yakalamakta başarılı olduğunu söyleyebileceğimiz filmin renk kullanımı ve yarattığı plastik atmosfer filmin çekici yönü.

Suç filmlerinin genel yönelimleri

Suç filmleri kapsamında ele alabileceğimiz gangster / mafya filmleri genellikle romantize edilmiş bir suç dünyasının kapılarını aralar izleyici için. Estetik görüntüler eşliğinde müzik desteğiyle de “suç”un nedenlerine inmekten çok yarattığı romantik suçlu tiplemeleriyle, o dünyanın hem şiddet dolu yönünü ele alır hem de bizi genelde suçluyla özdeşleştirir. Anlamaya çalıştığımız kişiler yoluyla suç dünyasının anahtarı da elimize verilmiş olur adeta. Tipik olduğu kadar ölümsüz filmler çıkarmıştır bu anlayış: The Godfather serisi, Scarface filmleri ilk akla gelenler… Günümüze daha yakın olanlara baktığımızda ise American Gangster, Public Enemies gibi filmleri sayabiliriz bu yönelim içinde. Elbette yüzümüze bir tokat gibi çarpan ve bizi suçun esasına yönlendiren filmler yok değil. Ancak Gangster Squad daha çok ilk bahsettiğimiz gruba dahil olduğundan, suç filmlerinin genel yönelimlerini birebir kopyalamış bir filmin garanticiliği var karşımızda.

İlkin bu bir erkekler dünyası filmi. Bu dünyada “biblo” niyetine kullanılan ve erkeklerin sevdiği/istediği oranda kendine bu dünyada yer edinebilen kadın klişesi aynen kullanılmış. Emma Stone’un canlandırdığı arzu nesnesi Grace her daim bakımlı, iyi giyinen, hoş kadın görüntüsüyle sadece görüntü olmaktan ibaret olmanın niteliğinin altını çizer gibi. İsminin de ifade ettiği “zarafet”i üzerine alan bir tiplemeden öteye gidemeyen Grace, zaten bu tarz filmlerin mafya adamı ve iyi adamını karşı karşıya getirmesi klişesinin vazgeçilmez görüntüsü burada da.

Filmin başrollerindeki Josh Brolin ve Ryan Gosling, Sean Penn’in canlandırdığı Mickey’nin peşine düşen polisler olarak tabiî ki adalete inancın sağlanmasını pekiştirmek için çizilmiş gibiler. Tam anlamıyla iyi olan John (Josh Brolin) ve onun ekibine dahil olan genç ve karizmatik Jerry (Ryan Gosling) itkileri ne olursa olsun filmin “iyi”leri olmaktan ileriye gidemiyorlar. Alt yapıları ne kadar doldurulmaya çalışılsa da (aile- sevgili- merhamet vs.) üstlendikleri “görev”i aklamaktan başka bir çaba değil bu eklemlemeler.

Bilirsiniz, avın ve avcının olduğu yerde bir müddet sonra av da avcı da birbirine karışır. Peşine düştüğünüz kişiyi yakalamak için onun yöntemlerini çözmeye çalıştıkça siz de aslında “o”na dönüşürsünüz. Bu yaklaşımlar defalarca ve incelikli bir şekilde işlendi filmlerde. Hatta doğruluğu, yanlışlığı da sorgulandı. Gangster Squad, düşmanı yakalama konusundaki tercihleri sorgulama yönünü tek bir cümleyle geçiştiriyor ve sanki “söylemeden geçmeyelim” der gibi yine bildiği yolda ilerliyor. Yani fazla derinlik beklememize gerek yok filmden. Vadettiği suçlu–polis kovalamacasını ve iyi diye belletilen adamların ne yaparlarsa yapsınlar özünde ulaşmak istedikleri toplum yararına olan her neyse ona ulaşmalarına imkan sağlayan bir senaryo var filmde. Yer yer kartonlaşan tiplemeler, karikatür olmaktan öteye geçemeyen mizansenlerle bezeli bir yapı çıkıyor ortaya. Bunu kapatmak sadece oyuncuların personasına kalıyor. Kaldı ki sayısız performansı hafızamıza kayıtlı Sean Penn, yeni neslin yeteneklerinden Ryan Gosling, son yıllarda epey yükselişte olan Josh Brolin bu açığı bir nebze kapatıyor. Yine de bilindik sularda yüzmenin verdiği rahatlık, filmi birkaç adım ileriden takip etmenize neden olacaktır, eklemeden geçmeyelim.

Türkçe Adı: Suç Çetesi

Yönetmen:  Ruben Fleischer

Senaryo: Will Beall (Paul Lieberman’ın kitabından)

Oyuncular Josh Brolin, Ryan Gosling, Sean Penn, Emma Stone, Giovanni Ribisi

Yapım 2013, ABD

Süre: 113′

 

Seçil Toprak

twitter/sec_t

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5