For All Mankind (1989): Uzaya Giderken

Kaan Karsan
Kaan Karsan
25 Ocak 2014

Al Reinert’in 1989 yapımı Oscar adayı belgeseli “İnsanlık İçin”, Apollo projesinin kısa ama yoğun macerasını çok geniş bir perspektif ile ele alıyor. Üstüne üstlük ‘gerçek’ kayıtları ‘gerçek’ alıntılarla birlikte hikâyeleştirerek benzersiz bir film izleme keyfi sunuyor. “İnsanlık İçin”, insan ve uzay üzerine dudak uçuklatan bir belge.

Yaklaşık elli yıl öncesine tarihin ışığında bakınca ikiye bölünmüş bir dünya, göğüs göğse çarpışan ideolojiler ve yarına dair büyük bir umutsuzluğa kapılan insan türünü görüyoruz. ‘Modernite’ oyunu tarafından kafası karıştırılan, davranışları kontrol altına alınmaya çalışılan,  yitip giden kendine haslığıyla bağını koparan ve tüm bu vaziyeti kanıksayan insanlar… ‘Soğuk savaşın’ hem paranoyası hem de gerçekliği tarafından zihinleri abluka altına alınan ve nükleer bir yok oluşun ayak seslerini bekleyen bu insanların ‘bağlanabilecekleri’ bir şey aramaları elbette ki şarttı; bu insanlar bazı şeyleri unutmalı ve ‘makbul şeyler’ hatırlamalılardı. Başka gayelerin egemen ve meşru olduğu 21. yüzyıl, özgürleştiği oranda tutsaklaşan insan türünün kendini tarih sahnesinde en fazla ‘feda ettiği’ zaman dilimiydi. SSBC ve ABD arasında etkileşme sürecine ‘tepkileşme’ olarak peyda olan ‘uzaya gitme yarışı’ ise bu bağlamı en kolay mecazlaştırabilecek rekabet alanlarından biriydi. İdiografik temelde milliyet mensubiyetini/ülkeli olma bilincini okşuyor; nomotetik temelde ise ‘modernite’nin en mühim hedefi olan ‘istikrarlı ilerleme’yi kolay yoldan ifade ediyordu. Uzaya gitme rekabeti, Amerikan ve Sovyet halkına yepyeni ve pek çok açıdan iki tarafın da yararına olan bir hareket ve ‘tek yürek’leşme alanı açıyordu.  Nihayetinde neredeyse iki galibi olan bir yarışta hem Gagarin hem de Armstrong kazandı. Sovyetler yıkıldığında ise mevzunun temeli çabucak “insanlık için” ifadesinin çatısı altında sadeleştirildi. 2013 yılından o günlere baktığımızda ise mevzubahis döneme hâkim olan psikolojik kargaşanın içerisinde kaybolmamak pek mümkün değil. Hele ki Ay’a gitme görüntülerinin aslında Kubrick’e çektirilen, bu yarışta galip gelmiş olma arzusuyla ‘beklentilere’ karşı dikte ettirilen kayıtlar olduğu hakkındaki komplo teorilerini de hesaba katınca -halen tam anlamıyla açıklığa kavuşmadıklarını da ekleyelim- bu gedik daha da dipsizleşiyor.  Gelin, hep beraber inan’a’mayalım. ‘İnsanlık için’, hep birlikte büyülenelim.

“İnsanlık İçin”in yönetmeni olan Al Reinert’i birçok sinema sevdalısı 1995 yapımı Ron Howard filmi “Apollo 13”ten hatırlayacaktır. Malumunuzdur, Apollo projesinin on üçüncü halkası olan ve gerçekten de muazzam bir film materyali bahşeden bu deneme, insanlığın en büyük hayallerinden birini en büyük hayal kırıklıklarından birine dönüştürmenin eşiğine getirmişti. Zira araç içerisinde gelen büyük bir komplikasyon, kapsül içerisindeki astronotları korkunç bir tehlikenin içerisine atmıştı. Lakin problemler ne kadar ileri gidiyorsa çözümler de o kadar ileri gitmek zorundaydı ve üç kahraman ana-gezegenlerine sağ salim dönmeyi başarmışlardı. Al Reinert’in Apollo 13’ten altı yıl evvel kurguladığı müthiş belgeseli ‘İnsanlık İçin’ ise tek bir uzay macerasını değil; sınırları dâhilinde elini uzatabileceği tüm maceraları bir potada eritmek için çabalıyor. Ay arkaplanlı son saniyelerinde ise kendini ‘insanın uzay macerası’nda yaşamını yitiren tüm insanlara adadığını ilan ediyor.

forallmankind1

“İnsanlık İçin”, John F. Kennedy’nin meşhur konuşmasıyla açılıyor. Bu konuşmanın anafikri elbette ki modernitenin en sağlam temelini orantılı bir biçimde övüyor. Artık kendi gezegeninden taşmak üzere olan, -emelleri dünyevilikle bütünleşik olsa da- sözcüklerin muhteviyatını genişletmekten hoşlanan insanoğlu için halen keşfedilmesi elzem bir irfan var. Ancak o irfan o kadar yükseklerde ki, insanoğlunun bu kez hem somut hem de soyut anlamda her zamankinden daha yükseğe zıplaması gerekiyor. Belki kolay ifade edilir olmayan bir inançla, belki de sadece içgüdülere güdümlü saf bir merakla… Ne olursa olsun… Bunu yapmamız; daha fazla anlam kazandırmamız ve dolayısıyla da daha fazla anlamlanmamız gerekiyor. Reinert’in belgeseli de tam olarak bu anlamlandırma çizgisi üzerinde ilerliyor ve ilgilisine, sıfırdan bir ‘tecrübe etme projesi’ takdim ediyor. Sanki bütün bunların hiçbiri yaşanmamış gibi… Sanki tüm olanları belgesel seyrimize eşzamanlı olarak içselleştirebiliyormuşuz gibi…

Tam bu noktada Reinert’in metodolojisinden bahsetmemiz lüzumlu olacaktır. “İnsanlık İçin”, aslında konu hakkında az çok malumatı olan herkesin aşina olduğu ‘kayıtların’ kurgulanmasıyla iskeletlenmiş bir belgesel. Takdire en çok mazhar olan tarafı ise kayıtlardan çıkardığı ritim ve bu ritimden aldığı güçle tüm meseleyi öyküleme becerisi… Reinert, tamamen bilimsel amaçlarla kayda alınmış görsellerden kimi anlarda iflah olmaz bir biçimde dramatik; yeri gelince ise ziyadesiyle eğlenceli bir bilim’kurgu’ ortaya çıkarıyor. Dünyada başlayan, ayda zirvesine ulaşan ve dünyaya dönüşle birlikte son bulan bir duygular silsilesi… İşin en büyüleyici tarafı ise bu ‘kurgu’nun tamamıyla gerçek olmasından ileri geliyor elbette.

Dünyaya birkaç kilometre yukarıdan bakma fikri en azından tarihin bu diliminde ‘sıkıcı’ olarak anılmayacak, bu kesin. Sadece bu bakışla bile merak uyandıracaktır. Hâlbuki “İnsanlık İçin” artık dünyayı eskisinden çok daha hızlı tükettiğimiz bu dönemlerde başka pencerelerin halen açık olduğunu gösteriyor hepsine ek olarak. Stephen Hawking, canlılığın sürebilmesi için mutlaka başka türlü ve taze hülyalara endekslenmiş bir yaşam arayışına girmemizi öneriyor sıkça. “İnsanlık İçin” hem yakın geçmişte atılan adımların mamurluğuna referans olurken hem de gelecek için umut veriyor; kendini insan türüne atfediyor.

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Türkçe Adı: İnsanlık İçin

Yönetmen: Al Reinert

Oyuncular: Jim Lovell, Kenneth Mattingly, Russell Schweickart

Yapım: ABD, 1989

Süre: 80′ 

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla