Tomboy: Filmekimi’nin Gözden Kaçan Favorisi

Celine Sciamma’nın pek çok festivalden ödülle dönmüş filmi Tomboy festivalin favori filmlerinden değil. Zira lalecilere rağmen bilet bulmakta zorlanmadık. Ne yalan söyleyeyim, benim de favorim değildi.. Ama sabahın on birinde çapaklı gözlerimle seyredebileceğim en uygun filmmiş.

Film, 10 yaşlarında bir kız çocuğunun erkeksi görünümünün yanı sıra, kendini erkek gibi “hissetmesinin” doğurduğu sonuçları konu alıyor. Hikaye özünde sert de olsa, yönetmenin başarılı anlatım tarzı hikayeyi yumuşatmış ve bizlere elimizden geldiğince duyarlı ve hassas olabileceğimiz bir pencere açmış. Filme bu pencereden baktığımızda Laure (ya da kendini tanıttığı isimle Mickael) ‘in kendisi için çığrından çıkan ve o küçük, zayıf bedeninde yüzleşmek zorunda kaldığı gerçekler içimizi acıtıyor.

Filmde özellikle altı çizilen diğer bir gerçek Mickael’in altı yaşındaki kız kardeşinden aldığı destek. İki kız kardeşin birbirine bağlılığı ve gizli ortaklıkları son derece zekice yansıtılmış. Filmin izleyicide bıraktığı keyfi yaratan da karakterlerin olağan koşullarında, yaşadıklarına verdikleri kendi içinde bir mantığı olan tepkiler. Küçük kız kardeş Jeanne filme o kadar güzel yedirilmiş ki, oynayan oyuncunun sevimliliğinin haricinde bir kere de abisinin/ablasının yaşadığı çıkmaza verdiği boyundan büyük tepki için yiyesiniz geliyor. Hem ailesine, hem de arkadaşlarına karşı Laure’yi anca bir yetişkin kadar iyi idare edişini izlerken, bir taraftan da kendini bir erkek gibi hisseden ablasının aksine Jeanne’deki kadınsılığa şaşırmamak elde değil. İki kardeş arasındaki dayanışmanın içine biraz da mizah serpiştirilerek anlatıldığı küçük mizansenlerde bu iki ufaklığın oyunculuk başarısı inanılmaz.  Bu arada filmdeki çocuk oyuncuların amatör olduklarını belirtmekte fayda var. Çocuk oyuncuları yönetmek zaten zorken, bir de iki amatör çocuk oyuncudan istediğini alabilmek sanıyorum her yönetmenin harcı değildir.

Filmden çıktıktan sonra, uzun bir süre annenin tepkisi üzerine düşündüm. Böylesine ağır bir yüzleşme gerekli miydi, bu bir film değil de gerçek hayat olsaydı yapılması gereken bu muydu? Tartışmaya açık.

Filmde sanat yönetenliği üzerine gözümüze çarpan büyük detaylar yok. Zaten genel olarak dış çekim ağırlıklı olan film öykü ve basit/akıcı kamera hareketler üzerinden ilerliyor.. Ancak görüntü yönetmeninin özellikle yakın çekimlerde hakkını yememek gerek. Filmin seyirciye hiç açık vermeden tasarlanmış senaryosu yine Celine Sciamma’ya ait.

 

Bu yazı katinascissorhands tarafından kaleme alınmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5