Film Socialisme (2010): Sosyalizmi Yeniden Düşünürken

Arda Gulyan
Arda Gulyan
23 Mart 2011

Godard bundan yıllar önce sinemanın insanları birbirine yaklaştıran ya da onları birbirlerinden uzaklaştıran gücünden bahsederken savını tek bir şeyle doğrulamaya çalışıyordu: sinemanın hala dünyamızın bir temsili olmasıyla. Bu uzun temsil Lumière kardeşlerden günümüze, insanlığın bütün duraklarına uğramakla kalmadı, onun hayalgücünü de şaşırtacak denli ileri giderek perdeye aktarmaya devam etti, ediyor.

Godard’ın pratiğini 60’ların başından 70’lerin ortasına dek geçen döneminde deneme fırsatı bulduğu politik çizginin teorik kavrayışı yetersiz,  “belirlenmelerinde birçok öğenin rol oynadığı” şeylerle kurduğu bağ muğlak bulundu. Bu yüzden Godard başından itibaren yalnız bırakıldı denebilir, ancak bu ona istediği şeyleri rahatça yapabilmesi için sonsuz genişlikte bir olanak olarak geri döndü. 70’ler geride kalırken Godard artık fenafillaha ermişti.

Godard bir sanatçı olarak kimi filmlerini gölgede bırakacak denli baskın bir figür, neyse ki Film Socialisme bu kaderi savuştaracak kadar güçlü. Godard’ın pratikten yaralı bir teoriyle, günümüz dünyasında sosyalizmin hala mümkün olduğunu (işgaller, özel mülkiyetin dayanılmaz ağırlığı ve uğradığı her limanda gerçeğe gözlerini biraz daha yuman yolcularıyla bir geminin seyri ekseninde) bir şeyi söylemek ve bir şeyi sezdirmek arasında inşa edip, her geçen gün ona yeni bir tuğla eklediği film yapma/yazma tekniğiyle anlatmaya çalıştığı yeni filmi, sosyalizme ona handiyse Michaux’nun “doğruysa bile yanlış”ıyla sırtını dönmüş bizlere quo vadis? diyor. Bir anlamda Film Socialisme yanlışsa bile doğru.

Genel eleştirileri -ki işi “Godard öldü” demeye götürenler var- bir yana bırakırsak Film Socialism’le Godard ona duyduğumuz güveni suistimal etmiyor. Şimdi bütün o sözde brechtyen teknikleri bir yana bırakırken de, O’nun anlatım biçiminin ne olup ne olmadığını birkez daha görmek için iyi bir fırsat bu. Bir ayıbın tarihine hiç şüphesiz onu anlamak adına yaklaşan birine karşı daha yapıcı olabilirdik.

***

Yine, yeniden kalın ve yüksek bir vicdan duvarı ören ve bunu belki de her zamankinden daha bile isteye yapan; içine girmesi zor, anlaşıldıkça katlanması daha güç, artık mümkünü olmayan dünyamızın Monsieur Godard’ın gözünden dünü, bugünü ve belki de yarını.

 

ardagulyan@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5