Festival Notları: Yeni Bir Bakışla Altın Lale

İstanbul Film Festivali‘nin bu yılki önemli yeniliklerinden birisi de Uluslararası Yarışma‘ya katılacak filmlerle ilgiliydi. Daha önceki festivallerde aranan ‘edebiyat uyarlaması olmak ya da sanat veya sanatçıyla ilgili bir öykü barındırmak’ gibi bir katılım koşulu yerine bu sene, biraz daha muğlak ancak hiç şüphesiz seçkiyi daha da hareketlendiren bir tema seçilmiş. Buna göre 35. İstanbul Film Festivali‘nde Altın Lale için ‘Dünya sinemasına yeni bir bakış getiren’ filmler yarışıyor. Aşağıdaki yazıda yarışma kapsamında gösterilen filmlerden beşinin ne derece yeni bir şeyler sunduğuna göz atalım.

1ansizin-ic

Ansızın (Auf Einmal)

Bu yıl yarışmada yarışan tek yerli yapım Zeki Demirkubuz‘un ‘Kor’u olsa da bir Türk yönetmen daha Altın Lale’ye gözükmüş durumda. Aslı Özge‘nin Almanya, Fransa ve Hollanda ortak yapımı ‘Ansızın’ı (Auf Einmal) yönetmenin Almanca çektiği ilk film. ‘Ansızın’, biçimsel olarak ilk uzun metrajı ‘Köprüdekiler’den ziyade Özge’nin ikinci yönetmenlik denemesi ‘Hayatboyu’nun izinden gidiyor. Esinlendiği öyküsü Türkiye kaynaklı olsa da Özge, toplumsal ahlak değerlerini ve kolayca suçlu ilan edilme olgusunu ne kadar evrensel bir boyuta da taşıyabileceğini gösteriyor. Özellikle filmin ilk yarısında çok iyi kotarılmış diyaloglarla ve Özge’nin özenli görsel çalışmasıyla birlikte muğlak, kafa karıştıran, sorgulatan çok dinamik bir öykü izliyoruz. Ne var ki bir süre sonra çeşitli ayrıntıların ifşa olması ile birlikte filmin kışkırtıcılığı, yerini monoton bir çözüme gidişe bırakıyor. Özellikle filmin son kısmındaki birbiri ardına dizilmiş abartılı katarsisler serisi, seyirciyi belki rahatlatıyor ancak bunların ardı ardına ve yapısal anlamda birbirini tekrar eden bir biçimde inşa edilmiş olması filmin finalini başlangıca nazaran daha sıradan bir kimliğe  sokuyor. Yine de Özge’nin ‘Hayatboyu’ ile karşılaştırdığımızda çok daha iyi diyaloglar ve performanslar çıkardığını; sarkmalarına rağmen daha derli toplu, seyirciyi avucunun içinde tutmayı başaran bir film çıkardığını da kabul etmek gerek.

1canavar

Bin Başlı Canavar (Un Monstruo de Mil Cabezas)

Altın Lale yarışına yabancı olmayan ve kışkırtıcı öyküleri onlara uygun görsel atmosferlerle dile getirmek konusunda son derece başarılı olan Rodrigo Pla’nın yeni filmi ‘Bin Başlı Canavar’  ise sağlık hizmetlerinin bel bükücülüğü ve pek çok mağdur yaratan özel sigorta şirketlerine dair evrensel bir cinnet hikayesini çok özel bir bakışla peliküle ediyor. Bir gün içerisinde geçen bol mekanlı ve bol yan karakterli, hareketli bir macerayı tanıkların gözünden aktaran Pla; izleyicisini ana öykü izleğinden ayırmazken bir yandan da toplumun çeşitli katmanlarında pek çok farklı tiplemeyle irili ufaklı yan öyküler yaratmayı da beceriyor. Aykırı kadrajlar ve anlatım dilinden çekinmeyen yönetmen bir şekilde filmin içindeki farklı dallanmaları dağınıklığa çevirmeden ana hikayeye hizmet eder hale getiriyor. Ne var ki, tüm bu çekici öğelerine rağmen ‘Bin Başlı Canavar’ ana öyküdeki entrikaların biraz kolay ve hızlı geliştiği bir senaryoya sahip. Bu bağlamda sette ve post’ta köpürtülen öykünün kendisinin biraz güdük kaldığını da belirtmek gerek.

1family-film

Bir Aile Filmi (Rodinny Film)

Henüz ikinci uzun metrajı olmasına rağmen ‘olmuş’ hissi veren yönetmen Olmo Omerzu; filmin ismine uygun biçimde bir ailenin yaşayabileceği, daha önce tonlarca örneğini gördüğümüz hikayeleri orta/üst sınıf bir aile üzerinden anlatıyor. Bunları ufak sürprizler şeklinde filme dengeli bir şekilde yediren Omerzu’nun asıl başarılı olduğu kısım ise oldukça heyecanlı bir şekilde girişilebilecek dramatik yapıyı son derece olgun, soğukkanlı ve temiz bir bakışla aktarması. Elbette yönetmenin bu tercihi, filmi daha çiğ ve bilindik hissi yaratmaktan da kurtarıyor. Ailenin köpeğiyle ilgili yan öykünün entegrasyonu filmi dağıtacak seviyeye ulaşmış olsa da, tüm karakterleri bağladığı etkileyici finaliyle, oyuncularından çıkardığı doğal performanslarla Omerzu, takip edilmesi gereken bir yönetmen olduğunu da kanıtlıyor.

1lider

Bir Liderin Çocukluğu (The Childhood of a Leader) 

Mysterious Skin, Martha Marcy May Marlene, Melancholia ve Force Majeure gibi pek çok önemli filmde rol almış olan oyuncu Brady Corbet‘in ilk uzun metrajı ‘Bir Liderin Çocukluğu’ ise bize ‘işi bilen’ yeni bir yönetmeni daha müjdeliyor. Jean Paul Sartre‘ın öyküsünden uyarladığı filminde Corbet; ana karakterini aile ve ev bölgesinden çıkarmadan çekirdek bir ‘sorunlu coming of age’ masalı yaratıyor. Karanlık, kasvetli bir atmosferin içinde yarattığı – bir nevi – ‘kötü tohum’ karakterini, sorunlu anne ve baba figürlerinin de katkısıyla dallandırıp budaklandıran ‘Bir Liderin Çocukluğu’, Corbet’nin isabetli kadraj, ışık ve kesme tercihleriyle zaman zaman enfes bir gerilime dönüşüyor. Özellikle müzik kullanımının neredeyse kusursuz olduğunu belirtmek gerek. Bu arada tüm kadro bir yana sorunlu anne karakteriyle Berenice Bejo‘nun kendini yırtmadan, çaktırmadan harikalar yarattığını da ekleyelim.

1united

Aşk Birleşik Devletleri (United States of Love) 

İsmini destekler biçimde birbirinden bağımsız ancak birbirine dokunan/komşu üç ana öyküyle dört ayrı kadın karakterinin peşinden giden ‘Aşk Birleşik Devletleri;’ yönetmen Tomasz Wasilewski‘nin anlatım tercihleriyle sadece festivalin değil yılın en parlak filmlerinden birisi. Ancak filmin başarısını sadece şık kadrajları, cesur anlatımı ve kışkırtıcı kurgu tercihlerine bağlamak da haksızlık olur. Senaryoyu da kaleme alan Wasilewski, ‘Aşk Birleşik Devletleri‘inde işlediği dertler ve çıkmazlar konusunda evrensel noktalara değiniyor. Kendisini çıkmazda hisseden bu dört kadının özellikle zamanına göre olağandışı konumlara/ruh haline yerleştirilmiş olması şüphesiz ki Wasilewski’nin öykülerini ve karakterlerini köpürtmesini sağlıyor. Ancak herbir kadının derdinin özünde  – erkek veya kadın/geçmiş veya şimdiki zamanda – yaşanan sorunlar, buhranlar, ve travmalara da ayna tutar biçimde yaratıldığını da söylemek gerek. Kısacası – en klişe tabirle – Wasilewski’nin herkesin kendinden bir parça bulabileceği bunalım öyküleri yarattığını söyleyebiliriz.

K.D. Yılmaz

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5