Evil Dead (2013): Kan Çözücü, Önyargı Sökücü…

Kaan Karsan
Kaan Karsan
19 Nisan 2013

Saçma tınlayacak ama şöyle başlayalım: Evil Dead bir festival filmi… Tabii, büyük şehirlerde yapılan büyük festivallerin filmi değil; küçük şehirlerin organize ettiği, çizelgesi için korkuyla ilintili dar konseptler belirleyen, küçük festivallerin filmi… Hatta o festivallerin yıldızlaşması muhtemel keşfi… Böyle uç bir tespitle başlamamızın sebebi ise açık. Seyircilerinin üzerine kan yağdıran bir filme ‘korku meraklılarının mutlaka görmesi gereken’ bir film demeye dilimiz varmıyor.  Zaten 2013 model ‘Evil Dead’ de aslında geniş bir kitleye ulaşmayı ve sınırsız beğeniler kazanmayı hedeflemiyor.

1981 yapımı Evil Dead’i sevmememizin nedenlerini saymakla bitiremeyiz. Sam Raimi’nin ürkütücü ve hastalıklı bir hayal gücüyle peliküle döktüğü kirli ve tozlu filmi başrollerinden birini ‘kan kırmızı’ya veriyordu. Filminin içeriksel açıdan tükenmiş halini kesinlikle umursamayan Raimi, biçimin şeytaniliğinden bir tür ‘gore’ başyapıtı ortaya çıkarıyordu. Bu nedenle arkasında Raimi’nin adı olmasına rağmen yeni model Evil Dead’e karşı önyargısız yaklaşmak neredeyse ihtimal dışıydı. Raimi’nin o yokluktan varlık çıkarma felsefesini, imkânları çok daha geniş olan 2013 yapımı bir film nasıl muhafaza edebilirdi ki?

evil dead 1

Aslına bakarsanız Fede Alvarez’in Evil Dead’ini tam olarak bir yeniden çevrim olarak adlandıramayız. Evet, işin ‘evil’ yönü içerikle sabit; ancak Alvarez filmini Raimi’ninkine oranla daha derin bir dramatik yapı üzerine kuruyor. Teen-Slasher kültürünün olmazsa olmazı olan, ‘hafta sonunu alkol, uyuşturucu ve amansız partilerle geçirmek için izbe bir evde konaklayan gençler konsepti’ni çabucak oyunun dışında bırakıyor. Bu aşamada B-Sınıfı Sinema meraklılarını ürkütmeyelim. Çünkü az önce ‘daha derin’ olarak adlandırdığımız bu dramatik yapının genele vurunca derinliğini koruyabildiğinden söz edemeyiz. Kaldı ki bunların hepsi bilinçli ve temelde filmin başlangıç noktasını da gerilimli kılmaya yönelik yapılan hamleler.

Fede Alvarez’in ilk bakışta markadan yararlanmaya çalışan bir yeniden çevrim olarak yansıyan filminin orijinal Evil Dead’den direksiyon kırdığı noktalar bununla da sınırlı değil. Konu da bu aşamada yeniden ‘2013’ olanaklarına geliyor. Fede Alvarez, teknolojinin imkânlarını filmini ‘modernleştirmek’ ve kökeninden saptırmak için değil; bilakis eskitmek için kullanıyor. Bile isteye sağılmış felaket oyunculuk performansları, albenisini on yıllar önce yitirmiş bir şeytani ruhlar ve bütün bu pespayeliğin harcı haline gelen mucizevî bir yönetmenlik becerisi, yeni model Evil Dead’e ihtiyaç duyduğu türden bir ruh kazandırıyor.

evil dead

Filmin başından sonuna değin hâkim gerilimi, bir yandan geleneksel teen-slasher’ların ahlakçı yapısını tersyüz etmek için bir araç haline gelirken öte yandan ‘Evil Dead’in muhtemel sıradanlığını bertaraf etmesini sağlıyor. Alvarez’in sinema tarihine göre ‘eski usul’ dönemine göre ise ‘yenilikçi’ yaklaşımı ise bu noktada asıl takdiri hak eden atılım. Alvarez, filmin hiçbir anında şiddeti estetize ederek sunmuyor. Şiddeti bir tür oyun haline getiren ve ‘gore’ kavramını bir sömürü objesi olarak gören onlarca filmin aksine, şiddeti sözcük anlamıyla, yani ‘berbat’ haliyle takdim ediyor. Bir tür perde keyfi haline getirilen şiddet kavramının üzerine tünemiş, yanıltıcı ve hafifletici unsurları kapı dışarı ediyor. Filmin, seyircisini zıplatmaya yönelik kışkırtıcı hamlelerini de değerli kılan hareket bu. Evil Dead, ‘rahatsız edici’ olsun diye çekilmeyen; ancak doğal yollardan, kaçınılmaz bir biçimde rahatsız eden bir film.

İşin bu yönü bir yana, Alvarez’in teknik maharetleri de göz kamaştıran cinsten. Alvarez, filmin hiçbir anında aynı yumruktan iki tane sallamıyor. Her sekans için, başka türden bir vahşet planlıyor. Evil Dead’in kaçınılmaz olarak kendini tekrarlayan, bayağı hali de teknik buluşları sayesinde önemsizleşiyor. Film, içeriksel çıkmazını bir kenara bırakarak daha çok yönetmeninin kabiliyetlerinden hareket ediyor; yönetmenin becerisiyle ihya oluyor.

Klişeler, sevildikleri için klişe olmuşlardır, malum. Halen kullanılmalarının ve ne kadar küçümseniyor olsalar da varlıklarını sürdürmelerinin temel nedeni de sevilmeleridir. Evil Dead, türünün ve kökünün klişelerini o kadar özel bir biçimle restore ediyor ki, seyircinin bu kan banyosundan nasibini almaması olanak dâhilinde değil. Birçok filmin afişinde ya da tanıtımında rastlamışsınızdır “size bildiğiniz her şeyi unutturacak türden bir film” ifadesine… Mevzubahis Evil Dead ise bunun tam aksini yapan, yani, türe dair bildiğiniz birçok şeyi size hatırlatan cinsten bir film. Daha da ileri gidelim… Evil Dead, türe dair bilmediğiniz birçok şeyi de size hatırlatıyor, zihninize kazıyor. Yeniden çevrimlerin genel anlamda kök eseri sömüren ve yalnızca güncel tarihini değiştiren yaklaşımı Evil Dead’de tazeleyici bir deneyime evriliyor. Buna karşılık ağızlarımızdan sadece ‘böyle yeniden çevrime can kurban’ tümcesi dökülebiliyor.

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Türkçe adı: Kötü Ruh

Yönetmen: Fede Alvarez

Senaryo: Fede Alvarez, Rodo Sayagues

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Jane Levy, Shiloh Fernandez, Lou Taylor Pucci, Jessica Lucas, Elizabeth Blackmore

Süre: 91′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
5 votes, average: 3,00 out of 55 votes, average: 3,00 out of 55 votes, average: 3,00 out of 55 votes, average: 3,00 out of 55 votes, average: 3,00 out of 5