Atlıkarınca (2011): Ensest İlişkiye Kadınsal Bir Bakış

Başka Dilde Aşk filmiyle tanıdığımız yönetmen İlksen Başarır’ın ikinci çalışması Atlıkarınca bugün itibariyle Türk sinemalarında yerini aldı. İlk filmi gibi bu filminde de yönetmen insan haklarına veriği değeri gözler önüne sermiş, bu suretle film sinemalarda “altyazılı” oynatılıyor. Yani daha ilk konuşmalarda beliren altyazılarından itibaren Atlıkarınca; “toplumsal” bir film olduğunu, amacının bir şeylere karşı toplumu uyandırmak olduğunu seyirciye yansıtıyor.

Filmde muhafazakar bir çekirdek aile içerisindeki, “ensest” çatışması anlatılıyor.  Her ne kadar baba ve çocukları arasındaki bu çatışma daha çok çocukları etkiliyormuş gibi görünse de aslında ensest, ailenin her ferdinde ayrı bir tesire sahip. Anneden(Sevil), evde yaşayan anneanneye kadar herkeste bu çatışmanın etkilerini görmek mümkün. Bunun yanında film daha çok kocası Erdem’in foyasını çok sonradan öğrenen Sevil’in yaşadığı içsel çatışma üzerinde duruyor… Enseste karşı kadınsal bakış açısı bu noktada, bir erkeğe yıllarca güvendikten sonra böyle bir durumu ona yakıştıramama ve hemen ardından gelen çocuklarını koruma duygusunun beyazperdeye yansımasıyla çarpıcı bir hal alıyor.

Atlıkarınca’da bunca çatışma varken, bu çatışmaların tümü oldukça sessiz gelişiyor, gerçek hayatta olduğu gibi… Muhafazakar ailenin yaşadığı sessiz çatışmalar anlatılırken birçok çarpıcı detay filmde yer alıyor. Bunlardan en önemlisi, filmin isminden de anlaşılacağı gibi, atlıkarınca motifi oluyor. Bu motif çocuk saflığının sembolü  The Catcher In The Rye’daki lunapark sahnesini anımsatıyor. Hemen ardındansa Erdem’in(baba) cinsel ilişki sonrası içtiği buzlu su, kapanmayan banyo kapısı, Sevgi’nin kusması ve yolda aile arabasının çarpıp öldürdüğü “köpeğin mezarı” geliyor…

atlı karınca Atlıkarınca (2011): Ensest İlişkiye Kadınsal Bir Bakış

 

Tüm güzel detaylar fazla ayrıntıya girmeden izleyiciye sunuluyor. Ayrıca fim pornografik bir konu işlemesine rağmen şiddete ve pornografiye yer vermeden amacına ulaşabiliyor.  Bu açıdan film oldukça doyurucu; ancak bazı noktalarda doğallıktan uzaklaşıyor. Özellikle filmin ilk yarısında mutlu anne-çocuk ilişkisi rahatsız edici boyutlara ulaşıyor. Yani ailedeki her fert kusursuzken yalnızca “baba”, “kötü” rolünü sergiliyor. Bunun mesajını da Erdem ilk sahnelerdeki kan görememe, ölü hayvan elleyememe gibi takıntılı tavırlarıyla veriyor.

Atlıkarınca özellikle toplumsal açıdan önemli bir adım olarak “ensest ilişki” kavramına cesurca değiniyor. Aynı zamanda toplumsal mesajını da sanatsal detaylara yedirmeyi başarıyor. Kadın hakları konusunda oldukça duyarlı yönetmenin ikinci filmi, izlenmesi gereken vizyon filmlerinden bir tanesi.

*Bahsi geçen sahnede büyümek istemeyen Holden kız kardeşi Phoebe’yi lunaparka götürür. Onu bir atlıkarıncaya bindirir. Phoebe’yi saf bir şekilde atlıkarıncada gören Holden, kız kardeşinin bu atlıkarıncadan inmesini hiç ama hiç istemez. Onu öyle izlemek, Holden’a büyük bir keyif verir.

Not: Yazı zigzagazgiz tarafından yazılmıştır.

 

Yönetmen: İlksen Başarır

Senaryo: İlksen Başarır, Mert Fırat

Yapım: Türkiye, 2011

Oyuncular: Nergis Öztürk, Mert Fırat, Zeynep Oral, Sema Çeyrakbaşı

Süre: 93′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5