Dirty Girl (2010): En Zayıf Halka

Seçil Toprak
Seçil Toprak
24 Mayıs 2012

Kavgamızı baştan yapalım Edepsiz Kız filmiyle. Biz izlemekten, yazmaktan sıkıldık; siz bu filmlere para harcamaktan bıkmadınız!

Evet, şimdi geçelim bu haftanın hafif komedi, dram ve  aile filmleri çemberinde dönen ve o çemberin en zayıf halkalarından biri olan Edepsiz Kız filmine. 2010 Amerika yapımı olan filmin yönetmeni aynı zamanda senaryo yazarı olan Abe Sylvia. Bu film Sylvia’nın ilk uzun metraj filmi. İlk filmini sorunlu ergen ve aile sorunsalı çizgisinde çekmeyi tercih eden Sylvia ne yazık ki öncüllerinden değil bir adım önde olmayı; öncüllerinin yanında bile yürüyemiyor. Hepimizin malumudur ki sorunlu ergen triplerinin (Tamam, bu da sanki aşağılama gibi oldu; “aile-çocuk” ekseninde dönen ve gençlik problemlerini ele alan diyelim.) filmleri seksenlerin sükse yapan konularındandı. Tabiî daha öncelere gidip atalardan Rebel Without A Cause filmini anarsak, bu temanın sinemanın çekirdeklerinden biri olduğunu görebiliriz. Biz yine seksenlere dönelim ısrarla çünkü Edepsiz Kız tarih olarak seksenleri seçmiş. Bize de o dönemden en azından The Breakfast Club (1985) filmini hatırlatmak düşer. Zaten yazdığı ve yönettiği Sixteen Candles ve Ferris Bueller’s Day Off gibi filmlerle seksenler gençliğini kalbinden yakalayan ve anlatan John Hughes, bu türün elbette ki en önemli temsilcilerindendir. The Breakast Club da yaşlı – genç demeden hepimizin hatırlayacağı, özlemle anacağı, tevellüd yetmiyorsa da bir şekilde adını duyduğumuz bir film. Hani derler ya “80’lerde çocuk olmak…” Biz o ifadeyi genç olmakla değiştirirsek John Hughes filmlerinin temel dinamiğini de ifade etmiş oluruz.

Arkasına aldığı seksenleri bu kadar hatırlatan, hatta seksenlerden çıkıp gelen filmler olunca Edepsiz Kız filmine –acımasızca da olsa – yüklenmemek elde değil. Kendisini yalnız büyüten annesi Sue-Ann’le (Milla Jovovich) birlikte inişli çıkışlı bir ilişki yaşayan genç kız Danielle (Juno Temple), okulda pek de başarılı olmayan sorunlu bir ergen. Hatta okulun müdürü onu “sorunlular” sınıfına da gönderiyor. Orada “tesadüfen” bir ödev için Clarke’la (Jeremy Dozier) “eşleşen” Danielle, macburi ödevin zaruri birlikteliği sonucu Clarke’la birlikte vakit geçirmeye başlıyor. Buraya kadar her şey malumunuz, zaten bundan sonrası da öyle. Ancak filmi belki çekilir kılan ve belki üzerine ciddi şeyler söyleyebilecekken bunu tercih etmeyen yönü, Clarke’ın eşcinsel olması. Bu tercihin orijinalliği değil tabiî ki kastım, çünkü bunun özgün bir hali yok. Ancak Clarke ve babasının ilişkisi ile ailedeki anne motifi belki daha çekilir bir film malzemesi sunuyor. İllaki Danielle’e yönelen ve filmin merkezi olma tercihini kızdan yana kullanan Abe Sylvia, bu noktada zaten kaybediyor çünkü aslında Danielle’in ilgi çekici hiçbir yanı yok! Yalnız annesi Sue-Ann ve müstakbel eşi Ray bile ondan daha ilgi çekici bir hikâye olma potansiyeline sahip. Sanki o mecralar kazınsa oralardan bir komedi filmi dahi çıkabilirdi, ki eminim daha isabetli bir tercih olurdu bu.

Filmin adının niye Edepsiz Kız olduğu konusunda da biraz kafa yorulursa elde avuçta hiçbir şey kalmayacağı sonucu ortaya çıkabilir. Filmin isim tercihi sorgulandığında, tek dayanağı annesinin küçük yaşta hamile kalması ve okulu bırakması; Danielle’in de seks konusunda fazla “seçici” olmaması görünüyor . Okul müdürünün filmin girizgâhında söylediği ve filmin sonunda Danielle’in ağzından yine tekrarlanan “Nobody likes a dirty girl.” ufak bir vurgu olmaktan öteye gidemiyor. Yoksa ortada ne edepsiz bir kız var ne de edepsiz bir durum. Ortada bildiğiniz, babasını bilmeden büyümeye çalışan, hayatının bir noktasında babasının kimliğini öğrenen ve annesinin değerini sonradan anlayan gibi klişelerle kotarılmaya çalışılmış bir film var o kadar.

 

Seçil Toprak

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5