Emergo (2011): El Kamerası Alan Film Çekiyor

Kaan Karsan
Kaan Karsan
07 Ağustos 2012

Ticari sinema, kolay yoldan kârın yolunu bulunca bu işin peşini bırakmıyor. Artık neredeyse her iki haftada bir yeni bir örneğini izlediğimiz ‘found footage’(nam-ı diğer ‘buluntu’) filmler, seyircinin zaman içerisinde geliştirdiği refleksler nedeniyle iyice can sıkıcı bir hal almaya başladılar. ‘Cannibal Holocaust’ ile midemizin ayarlarıyla oynayan, ‘The Blair Witch Project’ ile gerçekliğiyle algılarımıza nüfuz eden ve ‘Cloverfield’ ile bizi ‘gerçekten de gerçek’ bir canavarla yüzleştiren buluntu filmler, artık kolaycılık etrafında sektörleşip, öyküsel olarak gitgide daha da tembelleşen tecrübelere dönüştüler maalesef.

Artık şaşırmıyoruz. Karşımızda sorunları, sırları olan ve evlerine bir hayalet musallat olan ‘annesiz’ bir aile var. Elbette ki durumun böyle devam edemeyeceğini fark edip ‘öcü-savar’ bir şirketi onlarca kamera kurmak üzere evlerine davet ediyorlar. Bu noktadan sonra da beklendiği üzere çığlıklar, kıyametler… Sonraki neslin izleyip de etkilenebilmesi için elden geldiğince ürkütücü’ bir ‘to be found footage’ı kendilerinden geriye bırakıyorlar.

Emergo’nun diğer buluntu filmlere nazaran farklı olmayı çabalayan bir yanı var. Bu da kurmaya çalıştığı ‘derinleştirilmeye çabalanmış’ dramatik altyapıdan ve genel olarak da filmin bilimle el ele tutuşur yanından ileri geliyor. Buried ile müthiş bir çıkış yapan Rodrigo Cortés’in senaryosu, paranormal olayları bilimden fazla kopmadan ve parapsikolojiyle dirsek temasında açıklamaya çabalıyor. Bu da filmin genelde dindar temalara sırtını dayayan ve ana gerilimini buradan sağlayan buluntu filmlerden bir nebze olsun ayrılmasını sağlıyor.

İlk uzun metrajını kotaran Carles Torrens’in genellikle oldukça uzun planlarla oyuncuların yeteneklerinden sağmaya çalıştığı gerçekçiliğin ise maalesef pek bir matah yanı yok. Zira kamerayı açıp evin içerisinde oradan oraya çılgınca koşturmanın artık eskisi gibi adrenalin yükseltici bir tarafı yok gibi. Oyuncuların çok büyük bir iş başarıyorlarmış gibi kapıldıkları bazı ‘büyük’ oyunculuk tavırları da etkileyici olmaktan uzak. Korkutma tesirinin, öcünün, canavarın nereden geleceği ise artık bu tip filmlerin onlarca örneğini izlemiş olan bir sinema seyircisi için fazlasıyla bilindik veya hiç değilse tahmin edilebilir.

Sırları olan ailenin, filmin finaline kadar sakladığı sırlarını da itiraf edelim ki, artık çok da merak etmiyoruz. Gerçekten merak edeceğimiz bir sırları varsa bu algımızı kısa sürede değiştirebiliriz; ancak biz zaten Emergo’daki ailenin karanlık geçmişini az-çok tahmin edebiliyoruz. Babasıyla sorunları olan ergenlik çağındaki kız çocuğu, ailesini bir arada tutmak için saçını süpürge etmek durumunda kalan, umudunu yitirmiş bir baba, bir süre önce kaybettikleri ‘melek’ anne ve elbette ki olan bitenden en çok etkilenecek olan küçük bir çocuk daha… Sanki ‘kolay yoldan dramatik yapı kurmak’ isimli bir kitabın ilk sayfalarını okuyoruz.

Biliyoruz ki, yarattıkları kökten gerçekçilikle ve takdim ettikleri sağlam duygudaşlık hissiyatıyla buluntu filmlerin kendine özgü bir tatları ve heyecanları var. Lakin bu kadar sıklıkla karşımıza gelen bir türe ve ucuzluk temelli formüllere karşı artık karnımız biraz daha tok. Evet, özellikle bilimselliğe olan yakınlığıyla Emergo’nun en azından kağıt üzerinde özgün bir tavrı varmış gibi görünüyor. Ancak filmin son derece sıradanlaşmış bir formül üzerinden ilerliyor olması hem bu tavrı bozuyor hem de canlarımızı sıkıyor. Emergo, vasatlığı çok da tartışılamayacak bir ucuz sinema örneği.

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5