Hoshi No Koe* (2003): El Yapımı Anime

Hoshi No Koe (Voices of a Distant Star) , 2002 yapımı, yaklaşık 25 dakikalık bir film, pardon, bir film değil; bir dakikalık rüya, bir uzun şiir, bir ömürlük aşk. Öyle ki her sahnesi, farklı bir anını yaşatıyor aşkın: ayrılık, özlem, hüzün, kelimelerin yetmemesi, ufak şeylerden duyulan mutluluk, aynı düşünecede olabilmek, farklı kalplerde aynı duyguları hissedebilmek…

Tarih: 7 Temmuz 2046. Noboru Terao, sınıf arkadaşı olan Mikako Nagamine ile aynı liseye gideceklerini düşünmektedir, çünkü Mikako, son sınavdan iyi not aldığını söylemiştir. Ancak Mikako’nun gelecek planları farklıdır:  Mikako, UNSF (Birleşmiş Milletler Uzay Gücü) ‘ye katılmak, İzleyiciler’den biri olmak istemektedir. İzleyiciler, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlere saldıran Tarsian adlı uzaylıları avlamaktadırlar. Bu yüzden, Lysithea (Japonca okunuşu: Risitia) adlı uzay gemisiyle birlikte Mikako, uzayın derinliklerindeki korkunç ve bilinmez bir göreve doğru giderken;  Noboru geride, Dünya’da kalır.

Risitia ile birlikte, ışık hızında seyahat eden Mikako ile Noboru arasındaki iletişimi sağlayan tek araç, cep telefonu yoluyla gönderilen e-postalar ve sesli mesajlardır.  Birbirini seven bu iki insan arasındaki uzaklık ve zaman arttıkça, yaşları arasındaki fark da artar: Mikako, yüksek hız nedeniyle 15 yaşında kalırken geride bıraktığı Noboru, giderek yaşlanmaktadır. Ayrıca,  Mikako’nun mesajlarının arası da, mesafe yüzünden artmaktadır : önceleri  1 yılda ulaşan mesajlar, sonraları 8 yılda anca ulaşabilir hale gelmişlerdir.

İlk başlarda, Mikako, gördüğü gezegenlerin ve uzayın güzelliğini anlatır Noboru’ya. Noboru ise, ilk yıllarda sürekli olarak Mikako’dan gelecek mesajları bekleyerek ömrünü tüketirken, büyüdükçe hayatını devam ettirmeye yönelik kararlar alır farklı insanlarla. Ama ne görülen gök cisimleri ne de hayatlarına girmeye çalışan diğerleri, onları teselli edemez. Noboru da, Mikako da, ayrılığın hüznünün yanı sıra, birbirlerinin yanında durmamalarının pişmanlığını da yaşamaya başlarlar: Noboru, geleceğini, belki de Mikako yüzünden, askeri alana yöneltmiştir. Ancak en çok acı çeken Mikako’dur; dünyanın sunduklarını: yağmur sonrası toprak kokusunu, bir külah dondurmayı ve Noboru’yu görememekte, duyamamakta, koklayamamakta, tadamamakta ve hissedememektedir, sadece düşüncelerinde vardır bütün bunlar. Ve sadece düşünceler, aşıklara yetebilir mi? Evet, bazen aşıklara sadece fikirler yetebilir, onları her ne kadar ağlatsa da.

Sirius’un 4. Gezegeni olan Agharta’da, Tarsianlar tarafından saldırıya uğrayan Lysithea’dan, geriye tek kalan Mikako olur. Kahramanca bir son dövüşün içine giren Mikako’nun, uzay boşluğunda savrulan mechasında** görebildiği son şey, onu, Noboru’ya bağlayan cep telefonudur. Ancak bu ki aşığın düşünceleri zaten bir araya gelmiştir artık: onlar, “burada”dırlar.

Her ne kadar, animeleri teknik özellkleri açısından tanımlamayı sevmesem de, yapmak zorundayım, ancak bunu bir düzen içerisinde yapamayacağım sanırım, çünkü söz konusu olan Hoshi No Koe olunca, belli bir sıralama biraz anlamsız kalıyor.

Hikaye, biraz karmaşık ve daha sonra bahsedeceğim,  ama üzerinde durulmaması gerektiğini düşündüğüm bir kaç mantık hatasına rağmen,  gayet basitçe ve güzel işlenmiş. Özellikle de, söz konusu ışık hızında yapılan yolculuklar olunca, konuyu fazla dağıtmadan bu kadar şiirsel bir anlatım yakalayabilmek çok zor.  Bu filmi ilk izlediğimde, aklıma Arthur Clarke’ın kitabı gelmişti: Uzak Dünyanın Şarkıları. Lise yıllarında okuduğum en güzel kitaplardan biri olan Uzak Dünyanın Şarkıları’nda ise, Hoshi No Koe’den farklı olarak, geride kalan bir kadın, giden ise bir adamdı. Adam, yüzyıl sonra varması gereken noktada uyandığında hala aynı yaştayken, yıllarca onun gemisinin bir yıldız gibi gökyüzünde parlayışını ve sönüşünü izlemiş olan kadın ise, son nefesini veriyordu. Adam oğluyla görüşebildiğinde ise, oğlunun büyüyüşünü hiç göremediğini, karşısında kendisinden yaşlı bir adam bulunca anlıyordu: baba, ışık hızında ve donmuş olarak uyuyarak seyahat ettiği için, fiziksel olarak en son yaşının görüntüsünde iken, oğlu babasından yaşlı haldeydi. Bu anlattıklarım biraz kafanızı karıştırmış ve bu animeye karşı olumsuz bir önyargı yaratmış olabilir, ama kesinlikle böyle düşünmeyin, çünkü Hoshi No Koe, uzay seyahatlerini izleyiciye kolay bir biçimde aktarırken, asıl anlatmak istediğinin insan ilişkileri olduğunu zaten belli ediyor. Bilimsel ayrıntılara girmeden, seyredenleri sıkmadan derdini anlatabiliyor.

Müziklerin naifliği, görüntülerin güzelliği, bu “şiir”i çok güzel yansıtıyor. Gerçi izleyenlerin büyük çoğunluğu ile aynı fikirdeyim: Mechalar ile uzay gemilerinin tasarım ve çizimleri gayet hoş, ancak aynı şeyi insan çizimleri için söyleyemeyeceğim, ama bir yandan da şunu unutmamak gerek: Hoshi No Koe, büyük bir stüdyodan çıkmış bir iş değil.  Makato Shinkai’nin, evinde yıllarca uğraşarak, her şeyini kendisinin tamamladığı –Noboru’nun seslendirmesi de dahil- bir anime.  Burada ayrıca, çizerin kendi yorumunu katmasından bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu nedenle, eğer izlerseniz, lütfen karakter çizimlerine ya da o kadar güzel olmasına ve yansıtılmasına rağmen, hikayedeki bazı mantıksız yönlere -örneğin 2046 yılında, hala sınıflarda soba olması ya da eski tip cep telefonlarının kullanılması gibi- aldırmayın. Ben genelde, bu tip noktaların, ilgili hikayenin mantığı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünmüşümdür. Ancak bu şekilde okuduklarımdan, dinlediklerimden, izlediklerimden keyif alabiliyorum çokça. Ki, senaryoyu da göz önüne alırsak, aslında hikayenin nasıl anlatılabildiği daha ön plana çıkıyor burada. Sırf şiirselliğinden ve basitliğinden –ki bunu kötü anlamda söylemiyorum, izleyene derdini rahatça anlatabilmesini kastediyorum- dolayı, Makato Shinkai, bazı eleştirmenlerce yeni dönemin Miyazaki’si olarak görülmekte. Açıkçası, çizimlere bir parça daha özenilirse, gerçekten de bu ünvanı alabilir Shinkai.

Seslendirmeyi Makato Shinkai’nin kendisinin yaptığını belirtmiştim. İlk olarak bu şekilde yayınlanmış bu anime. Hatta Mikako’yu da, Shinkai’nin nişanlısı seslendirmiş. Daha sonraları, film büyük stüdyoların ilgisini çekince, profesyonel bir seslendirme ile tekrar gündeme gelmiş. Her iki seslendirmesi de ile de izleyebilirsiniz. Açıkçası, ben ilk seslendirmeyi tercih ettim.

Ayrıca Tenmon’un yaptığı müziklerin de mükemmel olduğunu söylemem gerek, özellikle de Ai Miyako’un söylediği  Through The Years and Far Away (Hello Little Star) , o kadar hüzünlü ve huzurlu ki! (Şarkıyı, aşağıda bulunan trailer’dan dinleyebilirisiniz.) Gerçekten de yağmurlu bir günün ardından açan akşamüstü güneşi gibi: hani gökyüzünde morumsu-grimsi bulutlar vardır hala, serin bir rüzgar eser bir yerlerden,  taze bir koku gelir burnunuza ıslak ıslak, güneş ise sizi bir an için ısıtır, sonra turuncu ışıkları oynaşarak batar gider ufukta. Biraz içiniz burkulur. İşte Hoshi No Koe de böyle bir hikaye: bir yandan Mikako ile Noboru için sonsuz bir hüzünle doluyor içi insanın, bir yandan da onların birlikte olduğunu hissedebiliyorsunuz son cümlelerinden:

“Ama bazen, bir mucize olacağını düşünüyorum.. Hatıraları düşünüyorum.  Burada hiçbir şey yok.  Örneğin…  Örneğin, hiç bulut olmayan yaz…  Serin bir yağmur, sonbaharın kokusu… Şemsiyeye değen yağmurun sesi, yumuşak toprağın verdiği his… Ve senin,  gece olduğunda  duyduğun ferahlık hissi. Ve okuldan sonra, soğuk havada temizlenen kara tahtanın kokusu, uzaktaki bir kamyonun sesi… Ve ikindi vakti yağmurun yağdğı asfalt yolun kokusu.. Birbirimizden çok çok uzakta olmamıza rağmen. Düşünceler, zamanı ve uzaklığı geçebilir. Bak, aynı şekilde düşünüyor olmalıyız: “Buradayım…”

 

*Hoshi No Koe:  Hoshi: Yıldız, Koe: Ses, No: Türkçe’de iyelik eki olan “–nın” eki, bu durumda “Yıldız’ın Sesi” gibi bir serbest çeviri yapabilirim sanırım.

**Mecha: Bu kelime, “mekanik” ya da “makine”den gelir. Anime ve mangalardaki devasa robotlara denir. Genelde bu robotlar, bir insan kullanıcı tarafından yönlendirilir. Ama yönlendirilmeyebilir de tabi, kendi başlarına da hareket edebilirler. Aynı zamanda bu tip robotların bulunduğu anime ve mangaların da türleri mecha olarak adlandırılabilir. Örneğin, Magic Knight Rayearth, hem büyü, hem shoujo, hem de mecha türünde iken, Mobile Suit Gundam ise, uzay, shounen ve mecha türündedir. Söz konusu mecha türündeki animeler olduğu zaman, cyborglar ve androidler de buna dahil olabilir, çeşitli anime ve manga mecralarında görürseniz, şaşırmayın.

İyi Seyirler!

Not: Yazı elenormarin tarafından kaleme alınmıştır.


[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=dc–DFC2w00]

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5