Direktøren for det hele (2006): Trier Tarzı Komedi

Ahmet Tuğcu
Ahmet Tuğcu
13 Kasım 2012

Bir teknoloji şirketinin sahibi olan Ravn, yıllarca kendisi için çalışan elemanlara sahip oldukları işin asıl patronunun başka birisi olduğunu söyleyerek onları kandırmıştır. Aslında çalışanları birçok nedenle kızdıran kararlar alırken, bu kararlardan hayali bir patronu sorumlu tutarak kendi çalışanları ile güzel bir ilişki kurmuştur. Bu ilişki devam ederken, bir gün şirketi elden çıkarmaya karar verir. Bu süreçte şirketi satın almayı isteyen yatırımcılar asıl patronla görüşmek ister, böylece bu sır çıkmaza girmiştir. Ravn, bu olayda çözüm için kendisi yerine rol yapması için bir oyuncu bulma yöntemine başvurur. Bu yöntem ilginç olduğu kadar risklidir de. Rolü gereği asıl patronu oynayacak olan Kristoffer kariyeri için bu göreve büyük önem verip patron karakterine bürünür. Fakat zaman orada çalışanların geleceğine dair belirsizlikleri açığa çıkardıkça, Kristoffer kendisini piyon olarak hissetmeye başlar ve işçilerin geleceği için kaygılanır. Ortada bir sahtekârlık vardır. Ve en önemlisi bu sahtekârlık Kristoffer aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bundan sonra Ravn’ın kontrolü kaybetme riski ile Kristoffer’ın duyduğu vicdan azabı olaylara değişik bir yön çizecektir.

Trier’in ilk komedi girişimi olarak değerlendirilen, aynı zamanda ikinci Dogma filmi olan ‘Emret Patronum’ aslında tipik komedi filminden çok uzaklarda, biraz Danimarka İzlanda çekişmesine atıfta bulunan, kariyer sürecini irdeleyen iğneleyici bir kara mizah olarak adlandırılabilir. Hani Türkiye’de çokça esprisi yapılan, güldürürken düşündüren tarzda…

direktoren2

Zevk izafi bir olgudur. Bir filmi komik veya değil diye eleştirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Kimisi yaygın olarak kullanılan soğuk Amerikan esprisinden hoşlanırken, kimisi iğneleyici laflardan haz alır, hepsinden öte samimiyet duygusunu mizahta ilk sıraya yerleştirecek ciddi bir insan topluluğu da olduğu aşikârdır. Hâl böyle olunca, henüz tam olarak komedi filmi olduğu bile söylenemeyen “Emret Patronum için mizahı göz önüne alarak gereğinden fazla bir beklentiye girmek yalnızca hayal kırıklığına sebebiyet verir.

Bir Trier filmine başlamadan önce mutlaka yönetmen hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor, bu bir çeşit uyarıdır aslında. Trier tarz olarak ciddi anlamda zor bir yönetmen, ilk kez karşılaşan yani tarzına aşina olmayanlar için filmleri zulüm hâline gelebilir. Kısaca öylesine vakit geçirmek için seyredilmeye karar verilen filmler kategorisine girmez Trier’in filmleri. Genellikle ağır mesajları insanların suratına tokat atarcasına verir usta yönetmen. Kimisini mesajlar gerer, kimisini ise üslubu. Nitekim kendisi de itiraf eder sürekli, sinemayı bir eğlence aracı olarak görmez. Sonunda seyredenleri üzerinde düşünmeye, tartışmaya sevk edecek eserler sever. Kara mizah filmi de tam olarak böyledir.  İzlanda ile olan çekişmelerinden, insan mizacının kariyere ve koltuğa olan sevdasına, patron işçi ilişkisinden, tüm bu düzenin işleyişine kadar birçok konuyu irdeler, seyirciyi allak bullak eder.

Her filmde olduğu gibi tüm mesele filmin içine girebilmektedir. Tabii bunda sadece filmin tesiri göz önüne alınmaz. Seyircinin psikolojisi, filmin içeriğinin seyredenle olan ilişkisi gibi birçok faktör buna tesir edebilir. Ama şu da bir gerçek ki, Trier filmlerinin ortak özelliklerinden bir tanesi filmin içerisine girmenin zorluğudur. O boğazda düğümlenme, ruh daralması hissinin kaynağı olabilir ‘Emret Patronum’. Doğru zamanda, doğru psikolojide seyredildiğinde ise ders alınabilecek bir sürü unsur vardır. Tüm mesele o doğru zamanı bulabilip filme katlanabilmekte…

Yoksa ne mi olur? Komedi filmi olur size dram…

Ahmet Tuğcu

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5