De Helaasheid der Dingen (2009): Yalnız İnsanların Hikayesi

Selam dünyalılar, hayatının yırtıklarını onarırken bir yönetmenin bakış açısından yardım almayı tercih eden, kendi söküğünü, başkalarının söküklerini beyaz perdede görüp tespit edenler, selam faniler!

Çok daha önce yazmam gereken bu yazıyı yaşadığım sağlık problemlerim yüzünden savsaklayarak, buradaki diğer arkadaşların yazdığı sadece adı “amatör” olup, benden bi kaç gömlek üst yazıları okudukça kapıldığım korku ve ben şimdi ne yazacağım paniği eşliğinde bugüne kadar erteledim. Allah biliyor, daha da ertelerdim. Ancak Ziggy’nin “ne oldu senin yazı” mesajı üzerine sirkelenip kendime gelmem gerektiği kanaatine vardım. Yazının sonunda iyi mi ettim, kötü mü ettim belli olacak.

Sinemada, “filmdeki karakterle izleyicinin kendini özdeşleştirmesi” hastalığından yola çıkarak, başlangıçta aldığı cezaların bedeli olarak yazmaya başlayan, sonrasında yazdıklarının hayatını kurtarmasını bekleyen bir adamın, Gunther’in hikayesi olsun istedim ilk yazım.

Belçika’da, gettoda yaşayan kalabalık bir ailenin Strobbe’lerin en güçük ferdidir Gunter. Ne işe yaradığı belli olmayan birbirinden iri üç amcası, alkolik babası ve kendisine annelik yapan büyükannesi ile yaşadığı hap kadar evde, sessizce çıkış yolu arar. Sorunlu olmasının kaçınılmaz olduğu bu tımarhaneden bozma evde kendisini zorla yatılı okula göndertene kadar bir Strobbe gibi yaşar, elinden geldğince amcalarının türlü absürdlüklerinde onlar kadar eğlenir, babasına babalık yapar. Bir gün babasının da kabul edeceği gibi o bir Strobbe’dir ama her zaman farklıdır.

İzlemenizi şiddetle tavsiye edeceğim bu film Felix Van Groeningen’in elinden çıkmakla beraber, ülkemizde 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ile ödüllendirilmiş, 2010 yılında da Belçika’dan Oscar’a aday olmuştur. Dimitri Verhulst’un aynı adlı romanından uyarlanarak çekilmiş filmde kimin başrolde olduğu çok da önemli değil.

Filmi izlerken Gunter ve babasının hikayesi haricinde amcaların hikayelerini de ayrı ayrı merak ediyorsunuz. Ve elbette bu dört ipsiz sapsız adamla, ilerlemiş yaşına rağmen hala başetmek zorunda kalan büyükanneye acıyorsunuz. Film tam manasıyla bir kaybeden, yalnız insanların hikayesi. Amcalar arasındaki komik rekabet ve hayatta hiçbir başarısı olmamış bu adamların saçma sapan zaferleri.. Sırf festival filmi diye sıkıcı, soğuk bir drammış gibi düşünülmesin; yönetmen dram ve absürd komediyi öyle bir harmanlamış ki, seyrederken hissettiğiniz şey acı ya da keyif değil, umut! Sanki hayatını çok sevdiği babası gibi yaşamak istemeyen Gunter kazanınca, siz de kazanmış sayılıyorsunuz.

Filmin çekim tekniği, karakterlerin salaklanmaları ve hatta kullanılan mekanlar, trenler o çoğumuzun bir dönem dilinden düşüremediği Trainspoting’i anımsatıyor. Bir filmin, başka bir filme benzetilmesini talihsizlik olarak düşünsem de bu filmin başına isminin Türkçe’ye “Çölde Kutup Ayısı” olarak çevrilmesinden daha talihsizce bir şey gelemez.

Belçika’dan absürd komedi çıkmaz demeyin, Kuzey Avrupa’nın sinemasına da müziğine de güvenin.

“….Hayatımın içinden akıp giden tren, yoluna devam ediyordu. Ancak trenleri pek çok nedenden dolayı affedebiliriz. En basiti, o bir trendir. Arabaların tersine, trenler dünyanın arka tarafında ilerler. İstasyona yakın kenar mahalle evleri diğerlerine göre biraz daha iyi haldedir. Ama raylarda yol alırken yalnıca kötü halde olanları görebilirsiniz. Hiçbir araba yolculuğu, bir memleket hakkında tren yolculuğu kadar fikir veremez. Bahçelerimize, çatı katlarımıza ve barakalarımıza bakarsınız. İplerde kuruyan iç çamaşırlarımızı görürsünüz. Bahçe süslerimize, kerevizlerimize, pırasalarımıza, verandalarımıza ve tuğladan yapılma barbekülerimize bakarsınız. Flaman topraklarında boy gösteren, mahkeme kararınca onaylanmış ama tadı olmayan otları ağır ağır yiyen inekleri görürsünüz. Rayların kenarındaki, yere sabitlenmiş tozlu mermer ve granitlerin, sevdiklerimizin son durağı olan yeri simgelediklerini görmek istiyorsanız, terene binin….”

 

Bu yazı katinascissorhands tarafından kaleme alınmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla