Dallas Buyers Club (2013): İşliyor mu? İşliyor.

Büyük bütçeli bir Hollywood filminin (Focus Features) gerçek bir hikayeden esinlenmiştir yazısını okuduğumuzda (filmin başında değil, filmden aylar önce) artık az çok nasıl bir şeyle karşılaşacağımızı biliyoruz, değil mi?  Bu da pek farklı değil. Bireyin, güvenilmez kurumlar karşısında aldığı tavır, kurumları tanıdıkça değişmesi, etrafına toplanan insanlarla birlikte bir değişimin başlangıcı olması, kendi etrafında alternatif bir gerçeklik yaratma, etrafında topladığı insanları tanıdıkça değişmesi vesaire vesaire…

Sinema sanatı adına çok ilginç şeylerden bahsetmek pek mümkün değil bu filmde. Buradan filmin kötü bir film olduğu sonucu çıkmasın. Yapması gerekeni yapan bir yönetmen, gerçek hayatta olanı biteni filmin süresine sığdırmayı başarmış bir senarist, sanatçıdan ziyade el sanatları ustası olan bir ekiple karşı karşıyayız. Bu da her zaman fena bir şey değildir. Mesela İstiklal Caddesi’nin taşlarını böyle ustalar dizse, her bastığınızda sağından solundan paçanıza çamur fışkırmazdı. Böyle düşünmek, bu filmi bu kafayla izlemek lazım. O zaman ilgimi çeken şeylerden başlamak isterim.

dallas buyers club

Yıllardır soyadının nasıl okunduğu hakkında kafamın karışık olduğu Matthew McConaughey’yi izliyoruz bu filmde. Rolü gereği verdiği 20 kiloyla ilgili haberleri başka yerlerden okursunuz. Ama yıllardır sanki istediği role sonunda kavuşmuş Matthew Mc Conaughey.  Oscar’ı da alır mı bilemem ama adaylardan biri olmalı.  Kimse de itiraz etmez. 40’lı yaşlarına geldi. John Sayles’ın Lone Star (1996) ; Spielberg’in Amistad (1997) filmleriyle kendini de ispat etti aslında. Artık sörf tahtasıyla koşarken poz verme zamanı da geçti. Şimdi tek başına bir filmi taşımanın zamanı geldi. Becermiş mi? Evet.

Teksas’ın küçük kasabalarında büyüdüğü için o yüzden aksanla ilgili bir sorun yok.  Petrol kuyularında çalışıp, rodeo peşinde koşan o lümpen adamdan, iyi rol yapan yasadışı bir tüccara ve iyi bir kütüphane araştırmacısına dönüşmesi biraz şaşırttı doğrusu. Bu meseleyi eşime sorduğum da, “Teksaslılar her ne kadar köylü gibi görünseler de, o kadar da köylü değillerdir” dedi.  Yine de yürümesinden ilaçlar yüzünden kasılmasına, kanlı gözlerinden çarpık bacaklarına kadar beni ikna etti. Mesele sadece o kadar kilo kaybetmek değil. O homofobik adamın gözleri, ağzından çıkan her kelime tıkır tıkır çalışıyor. Sanırım senaryoyu okuduğunda, “bu adamı benden iyi oynayacak belki bir Billy Bob Thorton var ama o da yaşlı. Bu rol benim, Oscar da benim” diye düşünmüş olabilir Matthew McCoughney. Dibine kadar metod oyunculuğu, evet. Ama çalışıyor mu? Çalışıyor.

Jared Leto zaten sıskaydı, bi de üzerine kilo verince iyice çöp adam olmuş. Filmin güzel kızı Jennifer Garner’dan daha güzel bence. Gerçek hayat hikayesinde yeri ne kadardır bilemem ama Marc Bolan (T-Rex grubunun solisti) glamine hayran bir gay kitlesinin Teksas’ta bulunması bazılarınıza şaşırtıcı gelebilir. Şöyle bir bilgi vereyim: 90lar ve 2000 lerin başında epey revaçta olan extacynin ilk defa partilerde kullanıldığı yerde Teksas’dır. Öyle bir yer işte Teksas, bazen George Bush olarak geliyor bazen extacy. İşte ben Teksas’ın bu taraflarını da daha çok görmek isterdim. Ayrıca Teksas Türkiye kadar yer. Ayıp olur bu kadar homojenleştirmek. Bernie filminin başında adamın biri Teksas haritasını altıya bölerdi. Orayı tekrar izlerseniz (vardır illa ki Youtube’da) ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. Antep ve Urfa’yı ziyaret ederseniz apayrı iki Güneydoğu göreceğiniz gibi. Mesaj gibi oldu, devam edelim. Bireye karşı devlet (sistem,kurum) draması üzerine kurulu yapının en gereksiz parçası Jennifer Garner’ın oynadığı sisteme inanmayan doktor kızımız. Olmasa da olurmuş bence. Önce Meksika’dan sonra bilimum ülkeden getirdiği ilaçları, hiç de hayrına falan değil, eşek yükü kar etmek için o sıralar AIDSin daha yoğun görüldüğü homoseksüel çevreye girmek için homofobik Ron’un bir homoseksüele ihtiyacı var. O da Jared Leto oluyor.  Polis Akademisi’ndeki (Police Academy, 1984) barın adı neydi hakkaten, Mavi İstridye mi? İşte her neyse öyle bir barda bir maden buluyorlar ve satıyorlar da satıyorlar. Tabi bu kadar gerçekçi olunca ulan bu kadar ilaç nasıl girdi. Tamam ilk başta bi yakalandı ama, sattığı ilacın haddi hesabı yok. Tabi bahsettiğimiz yıllar 80’ler, öyle pipinizi memenizi gören havaalanı tarama cihazları yok. Kolay yani. Tamam o zaman. O engeli de aştık.

dallas buyers club 2

FDA (Yiyecek ve İlaç Dairesi Başkanlığı) filmin yardımcı oyuncusu. Beğenin beğenmeyin, ama hep birlikte kabul etmeliyiz, o bireysel hikayelerin arka fonuna özel şirketler tarafından kollanan kurumları yerleştirmeyi iyi beceriyor Amerikalı senaristler. Mavi En Sıcak Renktir’i (Blue is the Warmest Color, 2013) ABD’liler yapsa, izlediğimiz aşk filminin arkasına bir de homoseksüellerin evlilik hakkı mücadelesini çakarlardı.

Eğer filmin senaryosunda Ron doktorun “Bir ay sonra öleceksin” demesinden sonra doğaya gidip Rocky misali organik beslenseydi (sonu Steve Jobs gibi olurdu), başka şeyler söyler, hatta söverdim. Ama mesele Yiyecek ve İlaç Dairesi Başkanlığı’nın ilaçlara lisans vermesi kriterleri, bu kriterlerin süreci ne kadar yavaşlattığı, başka ülkelerin araştırmalarına güvenilmemesi meseleleri olduğu için kabul edilebilir bir alanda maç yapıyoruz. Ha elbette burada bu konunun tam detaylarına giremiyoruz (o zaman film olmaz) bize yettiği kadarını öğrenip, (FDA pek delikanlı değil, bürokrasi yavaş, büyük firmaların kontrolü altında) bireysel yolculuğumuza devam ediyoruz.

Patlamış mısır bitti. Evet Matthew McCoughney çok iyi, Jared Leto çok iyi. Öykü güzel. Daha fazla anlatırsam filmi anlatmış olacağım.

Sonunda “vay be millet nelerle uğraşıyor, halimize şükredelim” diyerek rahatlayacağınız (pek iyi değil bu rahatlama) bir film işte. İyi seyirler.

 

İnan Temelkuran

twitter

***

Yönetmen: Jean-Marc Vallée

Senaryo: Craig Borten, Melisa Wallack

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Matthew McConaughey, Jennifer Garner, Jared Leto, Denis O’Hare, Steffie Grote, Steve Zahn

Süre: 117’

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla