Creation (2009): Ve İnanç, Evrim Geçirir.

Kaan Karsan
Kaan Karsan
31 Mart 2011

Bir bilim adamı düşünün, bütün sanılanların, bütün inanılanların karşısına geçsin, kanıtlar sunsun, yanlışları göstersin, rolleri değiştirsin, istemeden bir savaş açsın, hem geçmişi hem geleceği değiştiriversin bir anda. Bir bilim adamı düşünün istemeden açtığı savaşta çarpraz ateşin ortasında kalsın, düşmanlarını daha düşman etsin, sevdiklerini karşısına alsın, hayatının bu döneminde en sevdiğini kaybetsin, arada kalsın, ne yapacağını bilemesin.

Bu bilim adamı Charles Darwin.

Sinemayla az çok ilgilenen herkes sormuştur kendine, Charles Darwin’in hayatını ne zaman beyazperdede göreceğiz acaba diye. Bu dünyayı değiştiren müthiş bilim adamını, dünyanın ilk “evrimci”sini sinemaya aktarmak yönetmen John Amiel’e kısmetmiş. Darwin’in bu değişik yaşamının yalnızca bir kesitini anlatıyor “Creation”. Bu kesit, “Türlerin Kökeni(The Origin Of Species)” adlı biyolojinin temellerini derinden sarsan, doğru olduğu düşünülen her şeyin baştan gözden geçirilmesine neden olan eseri yazarken yaşadığı psikolojik buhranı ele alıyor. Öyle ki, filmin içerisinde ne çocukluğunu koyu katolik bir ailenin yaşama alanında geçirdiğini, ne de meşhur gemi Beagle ile Galopagos adalarına seyahat edişini görüyoruz.

Filmin yönetmeni John Amiel. Bugüne kadar filmografisinde henüz bir sıçrama yapamamış, sıradan bir yönetmen gibi gözüküyor ilk anda. Lakin bu filmde John Amiel her yönetmenin isteyeceği türde sinemasal bir atılım yapıyor ve hem anlatımı hem de taşıdığı duygu yoğunluğu ile çok önemli bir film çekiyor.

Konu Darwin olunca, filmin birçok çatışmadan uzak kalamayacağı biliniyor tabii ki de; ancak film her konuya öyle ılımlı yaklaşıyor ki, eminim en katı izleyici bile izlerken birçok şeye saygı duyabilecek, daha önce anlayamadığı bir çok şeyi anlamak için birkaç adım atacaktır. Zaten filmin herhangi bir biyografi olmamasının sebebi de bundan kaynaklanıyor. Film, birçok biyografide yapıldığı gibi dümdüz bir anlatıma tabii tutulmuyor; yenilikçi, kurgu oyunlu, sarsıcı ve sert bir işlenişle kendi sinemasal dilini buluyor. John Amiel’in övgüleri almaya başlayacağı nokta da burada başlıyor. Gerçi filmin birçok şeyi abartarak sunduğu da hem çeşitli tarihçiler hem de darwinistler tarafından net bir şekilde söyleniyor; bu söylemler filmi güvenilir bir “belgesel yönü olan biyografi” alanından bir nebze olsun dışlasa da, bunun “iyi” bir film olduğu gerçeğini kesinlikle değiştiremiyor.

 

Jon Amiel, önemli bir psikolojik biyografi izletiyor bizlere.

Filmin adının şu ana kadar fazlaca duyulmamasının sebebi de kesinlikle evrim teorisinin sahibi Charles Darwin. Dünya üzerindeki en muhafazakar, en örümcek kafalı mentaliteye sahip ülkelerden biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nde film kendine dağıtıcı şirket bulamıyor ve bu nedenle gösterim yüzü görmüyor. Mel Gibson’ın çektiği Passion Of The Christ filminin zamanında nasıl gişeler yaptığını hatırlayınca bu tutumu anlayabiliyoruz. Film ülkemizde gösterime girse verilecek tepkileri, çıkacak tartışmaları ise şimdiden duyar gibiyiz.

John Amiel biyografiyi olaylar üzerine kurmaktansa psikolojik durumlar üzerine kurmayı tercih etmiş ve kısa bir sürede, etkisiz bir şekilde de anlatılabilecek olan bir meseleyi uzun vakitlere yayarak nefis bir şekilde anlatmış. Film bütün vuruculuğunu da buradan kazanıyor zaten. Darwin’in bilim adamı olan yönlerinden çok, insan olarak, aile babası olarak ele alan film, onun karısına olan bağlılığını da çok naif bir şekilde gözler önüne seriyor. Darwin ve ailesi tabanında zaten filmin filmin en önemli meselelerinden biri de ortaya çıkıyor: Darwin’in küçükken kaybettiği kızına olan çok derin sevgisi. Film bütün dramatik altyapısı, enfes bir kurgunun nefis yardımıyla, bu noktadan hareketle kuruluyor.

Kurgu, görüntü yönetmenliği, sanat yönetmenliği, makyajlar ve kostümler adeta kusursuzlar bu filmde. Filmin temposunu incelikli bir şekilde ayarlayan kurgu filmdeki en dikkat çekici unsur. Ayrıca daha önce Hot Fuzz gibi özgün bir komedi filminin görüntülerinden de sorumlu olmuş olan Jess Hall bu filmde de müthiş görüntüler yakalamış. Kağıt üstünde oldukça zor olan bu “duygu görselleştirilmesi” mevzusu, teknik ekibin müthiş yetkinliği ile kusursuza yakın bir şekilde kotarılmış.

Şimdi bahsedeğim konu ise tamamen kişisel fikirlerime dayanan çok öznel görüşlerim olacak. Kanımca film gerek oyuncu performansları, gerek konusunun işlenişi gerekse yönetimi açısından film alındığı sene Oscarlarda bile esamesi okunabilecek türdendi. Yenilikçi, duygusal ve çarpıcı anlatım, dudak uçuklatan dramatik altyapı filmi dönemin hatırlanacak, iyi filmlerinden biri yapıyor fikrimce. İnanç sistemini ve ahlâk yargılarını tehdit ettiği söylenen bu sözde “şeytan işi” teorinin nasıl bir süreçte oluşturulduğu, tek amacının ve yaptığının bilimi koşar adım ileri taşımak olduğunu görmek için iyi bir başlangıç bu film. Zaten filmi izleyip etkilenen birisinin, evrim hakkında daha fazla bilgi edinmek için Richard Dawkins kitaplarına yöneleceğinden hiç şüphem yok.

Paul Bettany’nin Darwin performansı ise öyle etkili ki filmi izlediğim günden beri kendisi aklıma Charles Darwin olarak kazınmış vaziyette. Paul Bettany öyle iyi anlamış ki Darwin’i, bize anlatırken yaşıyor onu, ona adeta can veriyor. Paul Bettany  bu performansı  ile yan rollerdeki iyi oyuncu görevinden, büyük filmlerin büyük oyuncusu kategorisine taşınması gerektiğini net bir şekilde işaret ediyor. Ona karısı rolünde eşlik eden Jennifer Conelly ise her zaman tanıdığımız tutarlı ve inandırıcı oyunculuğunu filme yansıtarak filmin taşıyan unsurlardan biri oluyor.

En neticesinde söylememiz gereken, John Amiel’in Darwin’i çok iyi anladığı, çok iyi yorumladığı ve çok iyi anlattığıdır. Filmin çeşitli anlarında çok fazla yoruma dayalı sahne çekmiş olsa da genel anlamda iyi bir film çektiği çok aşikar Amiel’in. Dönemin en değerli yapımlarından biri olduğu su götürmez bir gerçek. Keşke şu kurşun geçirmez muhafazakar bulutlar dağılsa da üstümüzden, filmi daha çok kişi izlese, Darwin’i daha çok kişi anlasa ve her yer daha aydınlık olsa.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5