Çıplak Gerçek: Televizyonu Giydiren Dizi

Kaan Karsan
Kaan Karsan
16 Temmuz 2012

Çıplak Gerçek dizisinin tematik yapısını şimdilik bir kenara bırakalım ve basitçe, dizinin henüz projelendirilme aşamasından itibaren neden önemli olduğuna odaklanalım. Televizyon kanallarının ve televizyon yapımcıların en sevdikleri formül olan “seyircinin ortalamasını al” metodu artık bu camianın birinci kuralı. Bir dizinin amiyane tabirle “tutması” için özensiz, kalitesiz hatta yersiz olsa da, ortalama beğeniye hitap etmesi yetiyor.

Aslında, her şeyin başında, her şey bir toz bulutuyken karşımızda iki adet seçenek vardı. Bunlardan biri, son derece pürüzsüz bir ilerleyiş olması nedeniyle tercih edilebilecek bir yöntemdi. Televizyon, gelişen teknolojik imkânlar sayesinde gitgide sinemaya yakınlaşacak ve bu sayede estetik algılarımız her dönemde biraz daha çağ atlayacaktı. Kısacası, televizyon teknolojinin ilerleyiş istikametinde seyir ederek, izleyicisini değiştirecekti. Lakin Türkiye’de durum bu yönde cereyan etmedi. Seyirci, televizyonu yapımcıların kazanacakları para üzerinden yönetmeye ve kendi beğeni algılarını tatmin edecek bir düzleme doğru sürüklenmeye başladı. Bu nedenle de Türk televizyonu birbirinden çok kolay ayrıştırılabilecek ve bir kültürün evrilmesi konusunda katkısı tartışılabilir olan dönemlerden geçti. Birbirinin aynı sit-comlar, doğuyu mesken tutan töre dizileri ve bunun gibi pek çok ‘formatlaşan’ iş…

Bu esnada batı Avrupa televizyondan gitgide daha çok uzaklaştı. Televizyon kanalları ve sektörleri yerinde saydı. Okyanusun öteki yakasında Amerika Birleşik Devletleri ise televizyonu öteleyemeyecek kadar müptelalaşmıştı. Bu nedenle başka bir yönde bir yol izleyerek televizyon sektörlerini oldukça gelişmiş vaziyetteki sinema sektörlerinden beslemeye ve ortaya harika sonuçlar çıkarmaya başladılar. Televizyon hem estetik hem de teknolojik açıdan sinemanın yanında duran ve yardımcısı olan bir sektördü artık. HBO gibi paralı kanallar ise sinemanın dahi önüne geçebilecek işler çıkarmaya başladılar ortaya.

Bu kadar uzun bir giriş bölümünün ardından artık Çıplak Gerçek dizisinin neden önemli olduğuna dair bir şeyler söyleyebiliriz sanıyorum ki… Çıplak Gerçek, önemli bir dizi, çünkü bu dizinin iç mihraklar tarafından belirlenmeyen bir formatı var. Daha fazla reyting, daha fazla reklam sloganı, Ümit Ünal’ın dizisinin içinde hiçbir şekilde yok. Her biri kırk beş dakikadan oluşan ve toplamda on altı bölümden oluşacak olan dizi bu sektöre en azından zihinsel olarak çağ atlatabilecek ve işin içinde para olsa dahi sanatın sanat olarak kalabileceğini kanıtlayabilecek bir vizyona sahip. Bu bakımdan televizyon sektörüne girmek için bu denli ‘ölçülü’ ve ‘ayarlı’ bir projeyi bekleyen Ümit Ünal ile bu projeyi sahiplenip de kayda değer bir cesaretle arkasında duran Star Tv’yi kutlamak gerekiyor.

Peki, insani televizyon formatını özümseyen ve televizyonun her gün dizi başına iki buçuk saatimizi işgal etmemesi gereken bir araç olduğunu savunan Çıplak Gerçek, neyi anlatıyor? Aslında elde son derece tanıdık; ancak böyle bir diziyi fazlasıyla kaldırabilecek bir mesele var. Genç bir kız kayboluyor ve onun ‘farklı’ bir sosyolojik konumlanmaya sahip olan ailesi bunun üzerine kızlarını bulmak için polise başvuruyorlar. İlk üç bölümün nezdinde görünen o ki “kaybolma” mevzusu yalnızca bir çıkış noktası ve Ümit Ünal bunun geleceği konusunda bir merak yaratmak üzerine oldukça doğru hamleler yapıyor. Ümit Ünal’ın senaryo yazma becerisini sinemamızın yakın geçmişinden hareketle biliyoruz. Bu da bizim Çıplak Gerçek dizisinin emin ellerde olduğunu görmemizi sağlıyor.

Dizinin formatı ya da teması açısından son derece sağlam temeller üzerine kurulduğu açık. Ancak zeminde, bizleri asıl olarak endişelendiren unsur, Türk seyircisinin televizyona dair alışkanlıkları… Genellikle kapalı mekânda geçen ve ‘telaş’ kavramını ele alan yapısına rağmen dingin bir atmosfere sahip olan bu dizi, bizim televizyon seyircimize hitap etmeyebilir. Ümit Ünal’ın her zamanki akıcılığıyla, zekice kotardığı diyaloglar öykünün içerisine girebilen herhangi bir seyirciyi rahatça eline alabilecek olsa dahi diziye birkaç dakika şans verip de gerisinden medet ummayacak önyargı duvarları da olacaktır. Bu nedenle söylemek gerek, Çıplak Gerçek seyircisinden emek bekleyen, ilgi bekleyen bir çalışma. Neredeyse bütün televizyon kanallarında izleme şerefine nail olduğumuz, iki buçuk saat boyunca hissettirmeden(hiçbir şey hissettirmeden) akıp giden ve geride manasız gözyaşları dışında hiçbir şey bırakmayan dizilerden biri değil.

Sözün özü Ümit Ünal’ı, ekibini, ekipçe oluşturdukları müthiş cast’ı tebrik etmek ve bu dizinin arkasında duran Star Tv’yi de takdir etmek gerekiyor. Televizyonumuz, sonunda taşın altına her anlamda elini koyan ve er ya da geç yerden kalkacak olan bu taşı hareketlendirmeyi başaran bir dizi kazandı. Darısı diğer televizyon kanallarının ve diğer televizyon yapımcılarının başına.

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***