Cinema Verite (2011): Tecavüz Edilen Hayatlar

Seçil Toprak
Seçil Toprak
08 Haziran 2012

Geçen yılın tv ödüllerinde adaylıkları olan bir HBO tv filmi Cinema Verite. Diane Lane ve Tim Robbins gibi iki güzel insanı da yan yana getirmesi bakımından ilgi çekiciydi doğrusu. Ancak esas ilgiyi çeken adıydı, adının gerçekle ilintisi ve gerçeğin televizyonda ne kadar yakalanabileceği. En azından isminin içinde saklanan ironi, bize televizyonların reality şovlarını bile hatırlatmalı. Kaldı ki filmin çıkış öyküsü yetmişlerdeki gerçek bir reality denemesi olan Amerikalı bir ailenin hayatına bakış. Yetmişlerin o cıvıl cıvıl renkleriyle bezeli görüntüleriyle, üç erkek iki kız çocuğu olan bir “örnek aile”nin yaşamını ekrana taşımak üzerine kurulu Cinema Verite, birçok filmi akla getiriyor ilk bakışta. En azından hemen hemen aynı dönemden çıkma Network (1976) filmini hatırlattı diyebiliriz. Tabiî bu hatırlatma, filmlerin yarattığı etki üzerinden değil, televizyon dünyasının inceliklerini (!) açık eden değinmecelerinden kaynaklanıyor. Hatta biz bu etkiye The Truman Show (1998)’u da ekleyebiliriz. Yine aynı sebeplerden ötürü tabiî ki.

İnsanı kendine bağımlı hale getiren ister sihirli densin isterse de aptal kutusu olarak namlansın; televizyon etkisi yadsınamaz bir icat. Her teknolojik gelişmenin veya değişmenin içinde barındırdığı kodlamalar da insan hayatını iyi veya kötü yönden etkiliyor. Hani bir anekdot vardır ya hep söylenen: “Televizyon çıktı, evlerin baş köşesine kondu ve hayatımızın (evimizin) en güzel bölümü ona ayrıldı” diye. Aslında tam bir tespit bu, çünkü televizyon gerçekten de salonların ya da televizyon odalarının-evet, böyle odaları var evlerin- baş köşesinde sırıtır ev ahalisine. Biz de oturup gözümüzü dikeriz o kutuya ve bize vaadettiklerine. E insanoğlu bu, aldıkça daha da ister, yetinmez değil mi eldekiyle? Bu, işin izleyici boyutu. Bir de yayınlayıcı yönü var işin. O da temelde “satma” eylemiyle eşdeğer tutulduğundan televizyonda “en fazla iş yapacak” eserler de bu satma eylemi üzerinden değer kazanıyor. Peki nedir en fazla satacak olan? İşte tam bu noktada “mahremiyet” sözcüğü karşımıza çıkar. İlişki, beden, seks, ne olursa olsun, insanın “özel”iyle ilgili mefhumlar neyi kapsarsa işte o “satar”! Çünkü insan, kendisine yasaklanan şeye bakmak ister. Bir kaza anında yaralanan bedenlerin yerde yattığı bir sahne getirin gözünüzün önüne, hemen insanlar toplanır ve bakar değil mi? Merak eder insan ve izler.

İzleme eylemi ne yazık ki günümüz insanının en fazla ilgilendiği eylem. Belki kendi gibi olana bakma ve kendine eş yaratma hali; belki kendinden olmayana bakma ve rahatlama hali gelir oturur insanın ruhuna ve yakasını bırakmaz. İşte izleme eylemi ne açıdan olursa olsun bir rahatlama eylemi yaşatır bedene ve ruha. Hem uzaksınız, hem yakın. Hele ki bu izleme televizyona doğru gerçekleşiyorsa aranızda bir de ekran vardır ki o andan izole olur daha derin bir rahatlık hissedersiniz dibindeyken olayların. İşte bu dürtülerle bakar insan öbürünün hayatına. Cinema Verite de bu izleme eyleminin üzerine kuruyor öyküsünü. Temeline aldığı bir aileyi (Burada özellikle vurgulanan Amerikan ailesi kavramı, filmi dar bir çerçeveye hapsediyor. Hatta kendini aklama çabalarının başgösterdiği son sahnelere doğru iyice sevimsizleşiyor söylemler.) her yönüyle insanlara izletme çabası içinde olan bir yapımcı ve o aile bireylerinin birbiriyle ilişkileri minvalinde ilerleyen film neticede bize bilmediğimiz hiçbir şey söylemiyor. Ancak hatırlattıkları bakımından değerleniyor bu HBO tv filmi gözümüzde. Kendisi de bir televizyon kanalı olan HBO içinden yine tv’ye yapılan eleştiriler olarak yorumlayabileceğimiz film ne yazık ki naif bir çalışma olmaktan öteye geçemiyor. Halbuki aile üzerine yakaladığı birkaç tespiti daha iyi yorumlayıp daha cesur davranabilse elindeki malzemeyi har vurup harman savurmamış diyebilecektik. Üstelik açılışında dökümünü verdiği sosyal ve siyasî alandaki birkaç gelişmenin de içini doldurmuş, o ayrıntıları sadece veri olmaktan çıkarmış olacaktı.

 

Seçil Toprak

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5