Child’s Pose (2013): Vicdanın Samimiyeti

Kaan Karsan
Kaan Karsan
09 Ocak 2014

Rumen Yeni Dalgası’nın son dönemde sunduğu mahsullerin sayısı öyle bir ivmelendi ki, takip etmek için özel bir efor sarf etmek gerekiyor. Avrupa’daki varlıkları ve bir Doğu Avrupa ülkesi olmanın hezeyanları üzerinden sosyal-gerçekçi bir tavırla yerel gerçekliklerine odaklanmayı bir tür alışkanlık haline getiren Rumen yönetmenler de bu ivmeyi arkalarına alarak dünyanın dört bir yanında ses getirmeye devam ediyorlar. Berlin’de aldığı Altın Ayı ve FIPRESCI ödülünü kucağına aldığı gibi, ayağının tozuyla ülkemize konuk olan Çocuk Pozu, 32. İstanbul Film Festivali programının hiç şüphe yok ki en değerli yapıtlarından bir tanesiydi.  Melankolik, komik, gerçekçi ve inandırıcı bir büyüyememe öyküsü…

Çocuk Pozu’nun yerel ve bir o kadar da evrensel meselelerini anlatmak için seçtiği iki adet bahanesi var. Bunlardan birisi Cornelia ve üzerine titrediği oğlu Barbu’nun girdaplı ilişkisi… Diğeri ise Romanya burjuvazisine ‘ait’ olan Barbu’nun arabayla, alt-sınıfa mensup bir çocuğa çarparak kazara onun ölümüne sebep vermesi… Birbirine etkiyerek çetrefilli hale gelen bu iki ana öykü, bir ülkenin sosyal haritasını çıkarmak adına büyük bir fırsat takdim ediyorlar elbette ki.

çocuk pozu

Cornelia ve Barbu’dan başlamak ve onlarla bitirmek gerekiyor. Cornelia, gösteren ya da göstermeyen her anne gibi, çocuğuna âşık bir kadın… Oğlunu o kadar seviyor ki, onunla bir tür köle-efendi ilişkisi kurmaktan çekinmemiş. Köle ve efendi rolünü ise kimin üstleneceğini pek düşünmemiş. Kendi ayakları üzerinde durmak isteyen oğlunun arzularına karşı hiçbir dürtüsü yok. Zira çoğu anne gibi, onun kendi küçük cocuğu olduğu fikrini kafasından atamamış. Bu nedenle de Barbu’nun büyümesine engel olmuş. Diğer tarafta artık kendi özgürlüğünü ilan etmek isteyen Barbu var. Ancak onun problemleri de annesinin takıntıları kadar büyük. Barbu, hayata karşı olan tepkilerini, sadece gerçekten tanıdığı insanlara karşı gösterebilen, yaşına ve görünüşüne rağmen halen büyümeyi başaramamış bir çocuk… Tam anlamıyla güçlü bir figür olan annesine o kadar bağımlı bir halde ki, belki de özgürleşebileceğine kendi dahi inanamıyor ve bu nedenle de ayarsızca öfkeleniyor. Zayıf baba figürü de Barbu’nun büyümesini küçüklüğünden beri engelleyen en önemli unsurlardan bir tanesi tabii ki.

Yaşanan araba kazası ise Cornelia, Barbu ilişkisine yeni bir boyut; alt-sınıf, üst-sınıf ilişkisine ise alışıldık çatışmayı kazandırıyor. Tek amacı benliğini bağımsızlaştırmak olan Barbu, bir anda bir sonraki adımını kesinlikle tahayyül edemeyen, şaşkın bir katile dönüşüveriyor. Barbu, öyle şaşkın ki, olay tarafından fitili ateşlenen vicdani sürecin bile dâhilinde değil. Kendisine dayatılan bir ‘hayatı kullanma kılavuzu’ olan annesine amansızca ihtiyaç duyuyor. Cornelia ise bu sürece dahil olmaya tüm ruhuyla hazır. Cornelia, oğlunun kurtarıcısı, hayat muhasebecisi ve vicdanı olarak rol alıyor; kendi bedeninin sınırlarından taşarak hükmedebileceği her uzvuna ulaşıyor.

çocuk pozu 2

Tüm bu sürecin arka-planında ise Romanya’ya dair asıl dramatik süreç yaşanıyor. Alt-sınıfa mensup, düşük gelirli bir baba gencecik oğlunu yitiyor. Küçük bir çocuk, son model bir arabanın kurbanı haline geliyor. Çünkü gecenin karanlığında, hızlı giden son model ve pahalı arabalar tek derdi karşıdan karşıya geçmek olan yayalara alışık değildirler. Çocuk Pozu’nun gerçek anlamda ve nitelikli bir şekilde derinleşmesi de bu öykünün derinleşmesiyle koşut gidiyor. Zira filmin yönetmeni Calin Peter Netzer, bu süreci sıradan bir vicdan muhasebesine çevirmeden –hatta daha çok vicdanın samimiyetini sorgulatarak- peliküle döküyor. Birkaç farklı karakterin birkaç farklı hikâyesi, bir ülkenin sosyal gerçekliğinde, sürprizi bol bir şekilde aynı düzleme oturuyor.

Çocuk Pozu’nun belki de en tazeleyici özelliklerinden bir tanesi tipik Rumen Yeni Dalgası içerisinde biraz daha farklı bir damardan yol alması. Uzun planlarla ve gerçeklik duygusuyla hareket eden filmin ülke sinemasından uzağa direksiyon kırdığı alan ise Calin Peter Netzer’in heyecanlı kamera kullanımı. Netzer, neredeyse kusursuz bir ritim bularak filmin ilelebet dönüşen duygusuyla uyumlu bir üslup izliyor ve zamanlama konusunda harikalar yaratıyor. Aile müessesine olan yaklaşımıyla kendisini kabaca Adrian Sitaru’nun daha deli-dolu olanı olarak nitelesek çok da ileri gitmiş olmayız, sanıyoruz ki.

Filmin bir diğer, önemli ve dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi ise iki sene önce aynı festivalden aynı ödülle dönen Bir Ayrılık ile olan paralel spotları… Çocuk Pozu da tıpkı Bir Ayrılık gibi yaratıcı ve geniş çaplı sosyolojik tespitlerini önemsiz görünen bir dava süreci üzerinden, tüm karakterlerini iyiden iyiye derinleştirerek aktarıyor. Bu sebeple ‘onu seven bunu da sever’ ve ‘aynı formülün filmi’ gibi tabirleri de bileğinin hakkıyla kazanıyor. Hem de bunu bir tür izlek taklidine mahal vermeden, kendi dokusunu ve atmosferini oluşturarak yapıyor. Çocuk Pozu, açtığı konuların bir kısmını başarıyla kapatarak; kapatmamak istediğini de başarıyla açık bırakarak her türlü takdiri hak ediyor. Bir başyapıt olup olmadığını ise zaman gösterecek. Bizim fikrimiz olumlu yönde.

 

Not: Yazı ilk kez Yer Gösterici dergisinde yayımlanmıştır.

 

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

 

Türkçe Adı: Çocuk Pozu

YönetmenCalin Peter Netzer

SenaryoRazvan Radulescu, Calin Peter Netzer

Yapım: Romanya, 2013

OyuncularLuminita Gheorghiu, Bogdan Dumitrache, Natasa Raab, Florin Zamfirescu, Ilinca Goia, Vlad Ivanov, Mimi Branescu

Süre112′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5