Cannes Günlükleri #4 (April’s Daughter, The Meyerowitz Stories)

April’s Daughter (Yön: Michel Franco) – Belirli Bir Bakış

Michel Franco sineması deyince aklına uzun ve yorucu planlar, boşluklarla süslenmiş, talepkar bir dramatik yapı ve ayakları pek de yere basmayan karakter motivasyonları gelenler yönetmenin yeni filminde de pek şaşırmayacak gibi… Zira Franco’nun yeni filmi April’s Daughter, yönetmenin süregelen tarzını bütün özellikleriyle bir kez daha görücüye çıkardığı, hayranlarını kendinden uzaklaştırmadığı gibi yönetmene yeni takipçiler de kazandırmayacak bir film zannımızca.

Franco, yeni filminde erken yaşta hamile kalan genç bir kadının çocuğuna bakamama hikayesi gibi başlıyor. Devamında ise kızının bebeğine bakamadığını gören anne devreye girerek, birtakım ‘şeytani’ planlarla kızının hayatını ele geçirmeye başlıyor. April’s Daughter‘da baştan sona ‘Yeşilçamvari’ dramatik olaylar ardı ardına gerçekleşiyor; ancak tıpkı yönetmenin önceki filmlerinde olduğu gibi bu olayların gerçekleşmesine yol açan karakter motivasyonlarının yerini tespit etmek oldukça güç. Öte yandan yönetmen ‘şok değeri’ olduğunu düşündüğü kırılmaları bir bir izleyiciye müthiş bir hevesle yaşatırken sözümona soğukkanlı yaklaşımıyla kendine güvenli ve üstten bakan bir gözlemci payesi biçiyor ve olanları bizim gibi izlemeye koyuluyor. Kimseyi ikna etmek, karakterlerinin hedeflerini, amaçlarını, içlerini dışlarını, varoluşlarını çizmek gibi bir hedefi yok. “Bu güne kadar ne zaman oldu ki?” diye sorarsanız buna da zaten bizim cevabımız yok.

April’s Daughter, aile, annelik, babalık gibi kavramlar üzerine akıl yürütme çabasında görünen sözde soğukkanlı, özde sakil ve çok kötü tasarlanmış bir çorba. Ancak şunu da itiraf etmemiz gerekir ki, bize kalırsa kendini önemsemek dışında hiçbir meziyeti olmayan bu görsel dili etkileyici bulan bir kitle de var. Sözün özü, Michel Franco sinemasında bu güne değin ‘ilginç’ bir şeyler bulanlar April’s Daughter‘dan bizim hislerimizle ayrılmayacaklar belli ki. (1,5/5)

The Meyerowitz Stories (Yön: Noah Baumbach) – Yarışma

Festivalin yarışmasında Netflix logosunun ikinci kez yuhalanmasına (Buna karşın salonda alkışla şirkete destek verenler olduğunu da eklemeyi unutmayalım) mahal veren The Meyerowitz Stories, Noah Baumbach’ın çok bilindik ‘baba meseleleri’ni mizah, incelik ve pek çok ünlü oyuncu eşliğinde ele aldığı, bunu yaparken de Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkmadığı hoş bir film. Adam Sandler, Ben Stiller, Dustin Hoffman ve Emma Thompson’ın yanısıra süresi dahlinde pek çok konuk oyuncuyu da ikamet ettiren film, her zamanki gibi Baumbach’ın diyalog yazma becerileriyle dikkat çekiyor.

Çocuklarına karşı eşit olmayan, alabildiğine bencil, bencilliğinden de hiç pişman olmamış bir baba; onun bencilliğinden aldığı nasiplerle hayata karşı farklı gidiş yollarından yabancılaşmış çocuklar ve onların modern dünyaya ayak uydurmaya çalışan yeni nesil çocukları… The Meyerowitz Stories, daha önce pek çok örneğini gördüğümüz, hatta iyisini de pek çok kez izlediğimiz ‘jenerasyon çatışmaları’ filmlerinin yeni bir örneği. Baumbach’ın filmini dikkate değer kılan başlıca faktör ise elbette ki senaryosu. Yine filmin ritmini yazdığı diyaloglar üzerinden kuran, bazı anlarda neredeyse ‘sit-com’vari bir tempoyu dramatik olarak sığ olmayan bir kurulum içine yedirmeyi başaran yönetmen, iki zıt duygu arasında ustaca gidip gelmeyi başarıyor metninde. Öte yandan en kıymetli malzemesini yaklaşık doksan dakika içerisinde tüketen film, pek az parlak ana sahip son yirmi dakikasında biraz sarkarak kazandığı ivmeyi yavaş yavaş tüketiyor.

Filmin ilginç taraflarından biri son zamanlarda adını ancak Pixels, The Do-Over, The Ridiculous 6 ve Top Five gibi filmlerle duyduğumuz Adam Sandler’ın yeniden ciddiye alınacak bir roller karşımıza çıkıp hiç de fena olmayan bir performans sergiliyor olması tabii. Aynı başarıyla ona eşlik eden Hoffman ve Stiller ile Sandler arasındaki kimya, filmin incelikli mizahını iyiden iyiye görünür kılarak The Meyerowitz Stories‘i festivalin ilk yarısındaki dikkate değer filmlerden biri haline getiriyor. Almodovar Netflix filmlerine savaş açmasaydı, filmin buradan bir senaryo ödülüyle dönmesinin ihtimaller dahlinde olduğunu dahi iddia edebilirdik. (3/5)

Kaan Karsan
twitter