Brave (2012): Prensesini Nasıl Eğitirsin

Kaan Karsan
Kaan Karsan
06 Eylül 2012

“Animasyon olsun taştan olsun” çağında yaşıyoruz. Hafta sonları çocuklarını her halükarda bir filme götürmeye kararlı ebeveynlerin maddi olarak epeyce destekledikleri “animasyonlar dönemi” tüm hızıyla sürüyor. Teknik ve metinsel açıdan yetersiz ve yalnızca 0-6 yaş algısına hitap eden sinema çizgi-filmleri geçtiğimiz dönemde ardı ardına gösterim şansı buldular. İşin tuhaf ve bir o kadar da beklendik yanı, oldukça ucuza mal edilen bu filmlerin öyle ya da böyle, hedefledikleri hasılata ulaşmaları oldu. Zira “Sevimli Balık Pupi” ya da “Max Maceraları” gibi animasyon adları, bu yaş grubundaki çocukları sinema salonlarına çekmeye yeter de artardı bile. Animasyonların ortalama ‘sinemasal’ başarısının gitgide azalması, herhangi bir Pixar filmine karşı duyduğumuz heyecanın da artmasına sebebiyet verdi elbette ki.

En son arabalara kaş göz çizen ve onları konuşturan Pixar, alıştığımız gibi pek de yaratıcı bir örnek sunmamıştı Cars 2 ile. Tamamen ticari bir kaygıyla ‘araba sevdası’ ile ‘zeka’yı bir araya getirmeye çabalayan Cars serisi, ikinci filmin getirileri ile Pixar’ı pek de alışık olmadığı türden bir bozguna uğratmıştı. “Wall-E”, “Toy Story” ya da “Up” gibi dibine kadar yaratıcı animasyon örneklerinin ardından bu kez de karşımızda Pixar’dan çok Disney’e çalan bir animasyon var. Brave, odağına tipik bir prenses öyküsünü alıyor ve en azından proje aşamasında filme karşı olan beklentilerimizi azaltmamıza yol açıyor. Mesele, evlendirilmek istemeyen bir prenses, onu evlendirmek isteyen bir kraliçe, kara-büyü üstadı bir cadı ve prensesle evlenmek isteyen birkaç yavan prens…

Bu denli yaratıcılıktan uzak tınladığına bakmayın. Bu zaten Pixar’ın bile isteye aldığı bir risk. Brave, her zamanki gibi özene bezene yaratılmış onlarca karakterin cirit attığı; öykünün içerdiği tüm yaratıcılık hezeyanlarına rağmen sürükleyici olarak kotarıldığı; mizahın da bir Pixar geleneği olarak seyirci ciddiye alınarak takdim edildiği bir film. Hatta şunu da söyleyelim ki, ilk aşamada belirdiği gibi Disney’in dertsiz tasasız prenses hikâyelerine çalmaktansa, çocuklara göre fazlasıyla karanlık olmayı da tercih eden bir film.

Filme yazılan ilk senaryonun şu halinden çok daha fazla karanlık olduğu biliniyor. Sonraları biraz daha yumuşatılarak son halini alan senaryo, yer yer oldukça gerilimli anlar bahşediyor izleyenine. Özellikle ‘dönüşüm iksiri’nin etkisini gösterdiği sahneler ve bunun sonucunda bir korku filminin klişe öğesi misali ortaya çıkan ‘üç küçük ayıcık’ imgesi fazlasıyla manidar ve tesirli… Aydınlık görünen bir masalın ibresini ‘Pixar’yen’ hamlelerle karanlığa çeviren metinsel numaralar da kesinlikle göz alıcı. Kısacası Pixar, hedef kitlesini daraltmıyor ve yine özenli bir iş koyuyor ortaya.

Filmin metinsel boyuttaki basit ama dikkate değer söylemleri de filmin mesaj kaygısını pek bocalatmıyor. Kraliçe ile prensesin arasındaki ‘gelenek’ ve ‘özgürlük’ çatışmaları, ‘ataerkil’ görünen bir toplumun içten içe ‘anaerkil’ yansıması, erkeklerin gerekli gereksiz kavgacılıkları, bir kişinin kendi hayatı için iyi olan kararı vermesinin sonucunda çevresindeki insanların başına açtıkları dertler ve çok daha fazlası… Brave, kendini ciddiye almamasına rağmen yer yer ciddi olmayı başarıyor. Bu kez Toy Story 3’ten ‘sıkılıp’ çıkarılan kapitalizm alt-metninin yerinde her topluma ve çağa ayak uydurabilen, hem pre-modern hem modern bir ifadeler silsilesi mevcut.

Ancak gelin görün ki, Pixar’ın bu animasyona mahsus olduğunu umduğumuz denemeleri yüzünden Brave’den filmin süresinin ötesine geçebilen bir keyfi alabilmek pek de mümkün değil. Son yıllarda sıkça tecrübe ettiğimiz gibi, hatırlanan -ya da kendini sıkça hatırlatan- bir Pixar animasyonunun yerinde etkisi sınırlı bir animasyon duruyor. Zekâsıyla kendine hayran bıraktıran bir mizahtan çok anlık esprilerle yürüyen, kurduğu mitolojiyi ekonomik kullanan ve özellikle işin serüvensel boyutunun momentumu arttıkça keyif verici boyutunun ivmesi azalan bir film Brave.  Bu bakımdan Brave’i Pixar’ın unutulmaz animasyonlarından biri olarak işaret etmemiz maalesef imkânsız. Hatta Brave’in, biraz da Dreamworks’ün How to Train Your Dragon’una yakınsadığını söylememiz abesle iştigal olmayacaktır.

Brave teknik açıdan kusursuz, süresi boyunca eğlenceli ve sürükleyici bir film. Ancak gelin görün ki Pixar deyince şirketin bizde yaptığı çağrışımları tam olarak karşılamıyor. Birkaç paragraf önce söylemiştik, prensesli bir masal çekmek Pixar’ın bile isteye aldığı bir risk. Bu riskin sonucunda da en azından elindeki masalın altını başarıyla doldurmayı başaran, güldüren, kusursuz bir görsel dünya sunan bir film çıkıyor karşımıza. Ancak biz filmin artı hanesine yazılan bütün iyi ifadeler, filmi izledikten birkaç saat sonra aklınızdan çıkıp gidiyor.

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
2 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 52 votes, average: 2,50 out of 5