Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2011): Bir Roman Gözlemi

Kaan Karsan
Kaan Karsan
12 Nisan 2011

“Tatil Kitabı” ile her genç yönetmenin özeneceği türden bir ilk film çeken Seyfi Teoman,  Barış Bıçakçı’nın aynı adlı kitabından uyarlanan ve 22. Münih Türk Filmleri Günleri’nde gösterilen ve bu sayede Türkiye’deki vizyonundan birkaç gün önce izleme şansı bulduğum, “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” ile geri dönerken yanında da oldukça modern ve Avrupa’lı bir sinema getiriyor. “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” sinemamızda çok nadir görülen türden bir film. Gerek odaklandığı konular gerek odaklanma biçemi bakımından son derece olgun, son derece ilerici bir ikinci film var karşımızda.

“Bizim Büyük Çaresizliğimiz” filminin temelleri , üniversiteli genç bir kızın, beklenmedik olaylar neticesinde iki orta yaşlı yakın arkadaşın beraber kaldığı eve sığınması ve onlarla tam olarak tanımlanamayan bir iletişim kurması üzerine inşa ediliyor. Ender, Çetin ve Nihal’in birbirleriyle olan ilişkileri filmin asıl olarak odaklandığı ve üzerinden ilerlediği nokta filmde. Kitapta anlatıcı olan Ender karakteri, bu filmde okuyana en az diğer karakterler kadar mesafeli. Zira Seyfi Teoman, olayı tek bir karakterin gözünden anlatmak yerine, anlatımı genel bir gözlem üzerine kurmayı seçmiş. Kelimelerin gücünden, karakterin bilinç akışından  yararlanmamayı seçen film, karakterlerinin iç seslerini ince detaylarla sakince anlatma yoluna gitmiş.

Nihal’in psikolojik açıdan bitik bir halde evlerine sığınmasına ilk başlarda soğuk bakan ve ondan bir şekilde kurtulmanın yollarını arayan iki yakın arkadaş Ender ve Çetin’in aralarındaki o yoğun ancak saf arkadaşlık olayların işlenişi üzerinde çok büyük bir etkiye sahip. Ender ve Çetin’in geçmişleri hakkında edindiğimiz kısıtlı bilgiler aralarında pek de alışık olmadığımız türden bir arkadaşlığın olduğu gerçeğine yönlendiriyor bizi. Ender ve Çetin, tüm heteroseksüellikleriyle birbirlerine ait olmayı başarabilmişler ve birbirlerinden hiçbir şekilde kopmamaya and içmişler adeta. Bu da bize, filmin içerisinde de göndermelesi yapılan, çok serbest bir  “Of Mice And Man” uyarlaması izlediğimizi hissettiriyor.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, üzerinde kesinlikle düşünülmesi gereken, “kitap” gibi bir film.

Seyfi Teoman’ın gözleminden, Ender ve Çetin’in bir çeşit orta yaş bunalımının pençesindeki iki karakter olduğu da söylenebilir.  Onların ruhlarını saran o garip boşluk da Nihal’i bir nevi arzu nesnesi haline getirip cazibeli bir varlık kimliğine büründürmektedir. Ender ve Çetin’in, yeri geldiğinde kişiliklerini ikinci plana atıp aşık oldukları kadınlar için kendilerini değiştirebilen ya da en azından buna çabalayan iki insan olduklarına dair edindiğimiz ipuçları da Nihal’e duymaya başladıkları ani ilgiyi desteklemektedir. Zira Nihal, hayatlarına giren “başka” bir şeydir ve Ender ve Çetin’in bir an önce birine aşık olmaya ve farklılaşmaya ihtiyaçları vardır. Çevrede de ruhlarındaki boşlukları doldurabilecek, günlük hayatlarında fark yaratabilecek tek kişi vardır: Nihal

Nihal ise yaşadığı psikolojik travmanın etkilerinden hiç sıyrılamamaktadır. Bu filmde bazı ani patlamalar ile verilmektedir. Seyircinin Nihal’i iyice tanıması filmin bazı yerlerinin mantıklı bir şekilde anlamlandırılması açısından çok önemlidir. Zira Nihal, daha önce de bahsettiğimiz gibi, bu öyküdeki farklılıktır. Bir durum öyküsünün olayıdır Nihal. Ender ve Çetin’den tek bir paragrafta bahsedilebiliyorken Nihal için ayrı bir paragraf açılması gerekmektedir.

Nihal’in hem Ender’i hem de Çetin’i  kendisine çeken o saf bir aşığı ya da uçlarda gezinen bir dostu andıran  dengesiz  tutumları Çetin ve Ender’i fazlasıyla cezbetmeye ve rakı eşliğinde aşk naraları atmaya itmekte ve onların hayatını geride iz bırakacak şekilde etkilemektedir. Halbuki Ender ve Çetin’in bir kızın duygusal dünyasındaki sıradan bir durak olmaktan, sağanaktan kaçılan geçici bir sığınak olmaktan öte bir şansları yoktur. Bunu kendileri de bilmektedirler ancak mevzuyu “O kendisini bize aşık hissederse ne yaparız” gibisinden samimiyetsiz söylemlerle geçiştirmekte ve kendilerini kandırmaktadırlar. Nihal ile aralarına mesafe koymalarının tek nedeni, kendilerine ve birbirlerine olan güvenlerini kaybetmekten korkmalarıdır.

bizim b%C3%BCy%C3%BCk %C3%A7aresizli%C4%9Fimiz 91517 Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2011): Bir Roman Gözlemi

Filmin sinemamızın Avrupa denilen yakın batıya iyiden iyiye yaklaştığı bir eser olarak yorumlanması çok doğru olacaktır. Zira film çok açıkça seçilebilen tercihleriyle oryantalist tavırlardan tamamen kaçınmakta ve tipik bir Avrupa şehrinde geçen bir dramı andırmaktadır. Seyfi Teoman’ın modernist Ankara güzellemesi de bunu fazlasıyla kanıtlar niteliktedir. Film boyunca alkol karakterlerin önemli bir dostudur ve dış mekan çekimlerinde bile baş örtülü kişilere fazlaca rastlanmamaktadır. Bu Seyfi Teoman’ın filmini batılılaştırma çabasıdır. Film gelenekçi bir film olarak değil, fazlasıyla modern bir gözlem filmi olarak kendinden bahsettirmektedir.

Seyfi Teoman’ın uzun ve emek gerektiren planları ve iyi yazılmış diyalogları filme ruhunu veren başlıca özelliklerdir. Mesele diyaloglar kadar karakterlerin fiziksel tavırları üzerinden de aktığından kamera hareketleri filmde çok önemli bir yer tutmaktadır. Seyfi Teoman filmindeki doğru tercihleriyle sinemasal bir bütünlük sağlamış ve güçlü bir sinema dili yaratmıştır. Kurguda yapılan ani sıçramaların filme kattığı o garip “zaman nasıl da geçiyor” hissi, duyguyu sömürebilecek bazı sahnelerin çok daha doğal ve acısız resmedilmesi ve karakterlerin tutarlılıkları filmin artı hanesine yazılan belli başlı unsurlarıdır.

Filmin üç başrol oyuncusu İlker Aksum, Fatih Altınöz ve Güneş Sayın ilk yirmi dakikada nedenini tam saptayamadığım bir şekilde seyredeni yabancılaştıran performanslar sergileseler de ilerleyen dakikalarda bu garipliğin oynadıkları karakterlerin kişiliklerinden kaynaklandığı belli olmaya başlıyor. Filmde oldukça kısa bir performansı olan Taner Birsel ise filme çok büyük bir kuvvet kazandırıyor ve çok inandırıcı bir karakter yaratıyor. Karakterler seyirciye beklendik bir şekilde tanıtılmadığından, filmi seyreden kişinin onları tanımaya çalışması filmi anlamak ve sevmek açısından mutlak bir önem taşıyor.Zira film tamamen karakter odaklı ilerleyen bir durum draması(hatta yer yer durum komedisi bile oluveriyor). Takip ve filmin içine girmek çok önemli “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”de.

Seyfi Teoman, başarılı ilk filmi “Tatil Kitabı”ndan sonra, tamamen kendine özgü bir tadı olan bir filmle çıkıp zaten umut vaadeden sinemasına bambaşka bir değer kazandırıyor. “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” ne çığır açıcı bir film, ne de bir başyapıt; ancak iyi bir romanın iyi bir yönetmen tarafından nefis bir şekilde gözlemlenmiş olan uyarlaması bu film. Sadece “çaresizlik” kelimesini bu kadar iyi anlayıp, o kelimenin tanımını bu kadar iyi yapabildiği için bile izlenmeye değer.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5