Birdman (2014): Veya Iñárritu’nun Katlanılamayan Sığlığı

Kaan Karsan
Kaan Karsan
24 Şubat 2015

Uyarı: Yazı  filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

Birdman, ilk kez Venedik Film Festivali’nde görücüye çıktığından bu yana, filmi önemli bulsun bulmasın, herkesin uzlaştığı bir nokta var: Kariyerinde büyük bir düşüş yaşayan, hatta neredeyse ortadan kaybolan Michael Keaton’ın Riggan karakteri için harika bir seçim olduğu. Keaton tercihi ‘dahiyane’ bulunan Iñárritu’nun Birdman’de büyük bir heyecanla ortaya koyduğu başlıca buluşu da, filmin tek plan coşkusu bir yana, gerçeklikle kurduğu paralellikler. Ancak bizce Iñárritu’nun dahiyane olarak nitelendirilebilecek asıl tercihi, Riggan karakterine teslim ettiği Keaton alter-egosu değil. Babel sonrası Guillermo Arriaga’yla yaşadığı ayrılık sürecinin ardından ‘önemini yitirme’ tehlikesiyle karşı karşıya kalan Iñárritu’nun Keaton’ı bir paravan olarak kullanarak kendi ‘depresyonunu’ ele alma biçimi ve bunu sunmak için kullandığı yöntemlerdeki cüreti.

Birdman, Riggan’ın filmde yapmaya çabaladığı uyarlama bir yana, temelde kendi yapım sürecinin hikayesini anlatan bir film. Prova üstüne prova, her şeyi kontrol altına alma arzusu ve bunun hiçbir zaman mümkün olmaması, iktidar savaşları, aniden patlak veren büyük sıkıntılar ve hepsini çevreleyen ürkütücü bir mükemmelleşme çabası… Bütün bu koşuşturmacanın tam ortasında deliliği ‘yönetmeye’ ve bu güne kadar yaptıklarının tam aksi istikametinde duran bir film yapmaya çalışan bir yönetmen var. İlk gününden bu yana sıradan insanların acılarla yoğrulmuş öykülerini anlatan, şehirlerin arka sokaklarında volta atan ve ele aldığı meselelere karşı her daim duyarlı bir tavır takınan…

birdman 2

Aslında ne Iñárritu’nun ihtiyari veya gayriihtiyari bir şekilde kendi Riggan’lığını anlatma yöneliminde ne de bu anlatıyı kurarken seçtiği iddialı sinema dilinde bir aşırılık tespit edebiliriz. Zira bir Broadway sahnesinin kulislerinde olup bitenleri, müthiş bir acelecilikle anlatmak ve bu aceleciliği tek plan estetiğiyle keskinleştirmek fena bir tercih sayılmaz. Tiyatro-sinema arasındaki sınırı, sınır kapısında duran kurgu mefhumunu bir illüzyonla yok ederek silikleştirme çabası da fikirsel anlamda takdire şayan. Hatta bu keşmekeşin arka planına eklemlenen caz davulu da filmin kesintisiz ve aksak ritmine işlevsel bir katkı sağlıyor. Birdman’de, eğer ki karakterlerin sesini kısarsanız, her şey yerli yerinde ve albenili görünüyor.

Gelin görün ki Iñárritu’nun üç kişilik bir ekiple yazdığı senaryo, filmin teknik adanmışlığının altını oyacak türden. Her biri filmin büyük illüzyonunu besleme amacıyla yazılmış gibi duran yama yan karakterlerden, yan hikayelerden geçilmiyor. İktidarını yalnızca sahnede sergileyebilen, takıntılı bir erkek oyuncu; hep övgü beklemiş, ancak hayatında işler hiç yolunda gitmemiş bir kadın oyuncu; Riggan’ın egoistliğinden çok çekmiş olan uyuşturucu bağımlısı kızı ve anaç tavrını her daim koruyan eski karısı; tek motivasyonu henüz izlemediği bir oyunu yerin dibine sokmak olan tiyatro eleştirmeni… Iñárritu, motivasyonlarına ve karakterlerine dair bir paragraf yazmakta bile zorlanacağımız birçok figürün aynı anda hem mizahını hem de trajedisini çıkarmaya çabalıyor. Ağırbaşlı filmleriyle tanınan yönetmenin mizah konusunda zekice hamleler yapamaması çok şaşırtıcı değil (Mesela sırf içinde yaşadığı kabusu katmerli (!) hale getirmek için Riggan’ı çıplak bir şekilde Times meydanında koşturmak iyi bir fikir sayılabilir mi?). Ancak Birdman’in trajedi yaratmak konusunda maharetli ya da yaratıcı olduğunu söylemek de pek mümkün değil.

emma stone

Birdman, anlatmak istediği her şeyi, karakterlerin ağzından, bağıra çağıra seyircinin önüne koyuyor. Bunun en net örneklerinden biri ve filmin bütün meramının dile geldiği an, filmin henüz ilk yarısında Riggan ve Sam’in tartıştıkları sahnede gizli. Riggan, tartıştığı kızına şöyle bağırıyor: “Nihayet karşımda gerçekten bir anlamı olan bir şey yapma fırsatı var.” Babasının egosantrikliğinden çoktandır yılmış olan Sam ise buna cevaben, bir anlamda bu yazıyı yazma sebebimiz olan nutku çekiyor: “Kimin için bir anlamı olan? Üçüncü çizgi-roman sinemaya uyarlanmadan önce bir kariyerin vardı baba. İnsanlar o kuş kostümünün içinde kim olduğunu unutmadan önce yani. 60 yıl önce yazılmış bir kitabı, tek dertleri oyundan sonra nerede kahve içip kek yiyecekleri olan binlerce yaşlı ve zengin beyaz için uyarlıyorsun. Senin dışında bunu umursayan kimse yok. Şununla da yüzleş baba; bunu sanat adına değil, tekrar gündeme gelebilmek için yapıyorsun. Ama da unutma ki insanların gündemde kalabilmek adına savaştıkları bambaşka bir dünya var. Sen ise o dünya yokmuş gibi yaşıyorsun. Her şey, senin bakmayı reddettiğin bir yerde gerçekleşiyor. Seni çoktan dışlamış olan bir yerde… Sen kimsin ki? Blog yazarlarından, Twitter kullanıcılarından nefret edersin. Bir Facebook sayfan bile yok! Var olmayan sensin asıl! Tıpkı geri kalan insanlar gibi bir öneminin olmadığını fark etmekten ölesiye korkuyorsun. Ama maalesef, haklısın. Bir önemin yok. Yaptığın iş önemli değil, sen de önemli değilsin. Bunu kabullen artık.” Ezcümle, Sam, babasının, dolayısıyla filmin motivasyonuna dair her şeyi ifşa ederek üzerine akıl yürütecek hiçbir şey bırakmıyor geriye. Bir diğer örnek ise Riggan karakterinin filmin ilk sahnesinden itibaren çatıştığı Birdman egosu. Iñárritu, Riggan’ın yeniden kazanmaya çabaladığı saygınlığının önündeki en büyük engel olarak duran popülerlik geçmişini bir iç ses yardımıyla bedenselleştirmekten daha taze bir fikir bulamaz mıydı?

Birdman’in kör gözüm parmağına yapısını perçinleyen, en kolaycı çatışmalarından bir diğeri de, bir eleştirmen ile Riggan karakteri arasında kuruluyor. Mesleki telaşını Riggan’ı mahvetme güdüsüyle şekillendiren eleştirmen, apaçık bir şekilde, malum kehaneti engellemek için çabalayan Macbeth‘in cadılarını temsil ediyor. Elbette ki Riggan’ın nihai amacı da, onun sonunu hazırlamakta olan eleştirmeni alt etmek. Iñárritu, bu referansı görünür kılmak adına, iki karakter arasında gerçekleşen gergin bir diyaloğunun hemen ertesinde bir sokak meczubuna Macbeth’in en meşhur bölümlerinden birini okutuyor: “Yarın, yarın, ardından yarın, ardından yine yarın. Günden güne böyle sinsice sokulur işte, gelir vakti zaman. Eridi gitti cılız mum. Hayat dediğin nedir ki: Oynayan bir gölge, sahnede çırpınıp zamanını dolduran zavallı bir oyuncu. Oyun bitince duyulmaz artık sesi. Bir aptalın anlattığı gürültülü patırtılı bir masal. hiçbir anlamı da yok.” Iñárritu’nun bu ‘acilen anlaşılma’ çabası, filmin bütün yüzeyselliğini belki de tek başına seçilir kılan türden.

birdman 1

Peki Birdman, bunca ucuz tercihini ‘kendini ciddiye almayan’ tavrıyla ve muzip taraflarıyla bertaraf edebilecek bir film mi? Hiç sanmıyoruz. Birdman, kimi anlarında bilinçli olarak dağılsa da Lubezki’nin kamerası Riggan’ın büyük trajedisinden asla uzaklaşmıyor. Filmin mizahı dahi layığıyla ele aldığını sandığı büyük derde referanslar taşıyor. Birdman’in romantik ve birçok anlamda kafa karıştırıcı finali de; alternatifli, atıflı ve şakacı ismi de (Birdman ya da Cahilliğin Umulmayan Erdemi) özünde yoğun miktarda ciddiyet içeriyor.

Filmin henüz ilk dakikalarında Riggan’ın kulis odasındaki aynadan gözümüze yansıyan bir alıntı var: “Bir şey neyse odur; o şey hakkında söylenenler değil.” Iñárritu derinlikten tamamen yoksun filminde, söylemek istediğini en basit üslupla ‘bağırırken’ bu alıntının çok ekmeğini yiyor belli ki. Bir sanat eserini sergileme ve yeniden gündeme getirme telaşını Birdman’in aksine derinlikli bir şekilde anlatan onlarca film varken (Yakın bir örnekle, Clouds of Sils Maria gösterime gireli sadece birkaç ay oldu) Birdman’in vasat senaryosuna sadece algıyla oynayan görsel cambazlıkları nedeniyle prim vermek mümkün mü? Akademi’nin bu soruya verdiği cevabı duyar gibiyiz.

Kaan Karsan

twitter

***

Türkçe Adı: Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi

Yönetmen: Alejandro González Iñárritu

Senaryo: Alejandro González Iñárritu, Nicolás Giacobone, Alexander Dinelaris, Armando Bo

Yapım: ABD, 2014

Oyuncular: Michael Keaton, Zach Galifianakis, Emma Stone, Edward Norton, Naomi Watts

Süre: 119′

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5
Araç çubuğuna atla