Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) : Nuri Bilge Ceylan’ın Yalnız Ve Güzel Ülkesine Ağıtı

157 dakikalık film epik destansı filmlerin aksine, sanki yönetmenler ve türler toplamı gibi…

NBC, karakterlerini erkeklerden oluşturması, onların iç dünyalarına ve kimyalarına odaklanmasıyla Western’ları hatırlatıyor. Uzun sekanslar ve yakın planlar, az konuşan suçlu-Western’lerde ‘man of few words’ karşılığı bir outlaw, doktor, kanun adamı savcı, komiser(şerif?), ıssız çölleri anımsatan taşra ve daha nice Western kalıpları… Ayrıca filmin ismi gibi, bir Western otörü olan Sergio Leone’ye yapılan bir gönderme…

Nuri Bilge, sinemasını yaparken (özellikle son 2 filminde) artık daha eski janrlar olan ‘kara film (film-noir) ve western’den beslenip, kendi anlatısını ve tarzını tür üzerinden harmanlayıp sanat filmi yapabilen ender yönetmenlerden biri haline geldi. Filmde, gece ıssız tarlalarda ışıkları yanan arabalar, cinayet, ceset, kürek, mizah… Coen’lerin ‘No Country For Old Men”iyle ilk filmleri ‘Blood Simple’ı akla getiriyor. Bu iki filmde, kara film ve western filmlerinin bir toplamı olduğundan yani ‘western-noir’, NBC’ın bir önceki filminde (Üç Maymun) sürdürdüğü kara film estetiğini bu filme de yedirerek iki türede atıfta bulunmuş oluyor. NBC’yi etkileyen başka yönetmenler: Ozu, Bresson ve Tarkovsky olduğunu biliyoruz. Yabancılaşma, yapılan soyut yolculuklar, minimal kadraj kompozisyonları zaten bu etkiyi gösteriyor. Bu yönetmenlere bir de bu filmde ‘Antonioni’yi eklesek hiç fena olmaz. Onun filmlerinde ki ‘bakış açısı’ kavramı anlatıyı ‘evrenselleştirir’. Tıpkı NBC’nin film de yaptığı genelleme, evrensellik gibi… Asla tek kişiye yoğunlaşamıyoruz filmde, tıpkı köy evinde bir çok erkeğin bir kadına nasıl baktığı, ne şekilde baktığı gibi.

Erkeğin kırılganlığı ve kadına bakışı sorgulanıyor.
Köy evi sahnesi, erkek denen şeyin aslında kadın karşısında nasıl büyülendiğini aciz olduğunu ve komik duruma düştüğünün ufak bir özeti niteliğindeydi. Komiser karakterinin karısıyla telefonda nasıl kılıbıkça konuştuğunu, ona muhtaç olduğunu, herhangi bir polisinde kılıbık olabileceğini gösteriyordu bize Nuri Bilge. Aynı şekilde doktor ve savcı karakterinin aralarında geçen gerilimli sohbet gibi; savcı da kendi hikayesini doktora arkadaşınınmış gibi anlatırken statü olarak ortamda büyük gözüksede aslında yaşadığı evlilik ve getirdiği ölümde kendi vicdanını sorguluyordu. Doktor’un hikayesi olmasa da onun da bir ‘kadın’ yüzünden yaşadığı olası pişmanlık bize fotoğraflarla anlatılıyordu. Zaten narrative bir cinayet öyküsü üzerine kurulmuştu ve cinayetin nedeni neydi? Kadın…

Bu asla NBC’ı kadın düşmanı yapmıyor düşünenin aksine, Üç Maymun’da da kadın düşmanı diye deklare edilse de NBC aslında böyle yapmıyor. Bize tam gerektiği gibi, gerçek hayattaki gibi ‘çıplak’ bir şekilde gösteriyor. Kadınlar kötüdür değil, erkek kadın karşısında böyledir diyor. Bize bu filmde erkeğin de bir nevi otopsisini yapıp deşifre ediyor.

Türkiye’de bürokrasi ve acı tebessümümüz
NBC filmini dantel gibi işlerken bir yandan da Türkiye’nin sorunlarına da bakış atmayı ihmal etmiyor. Jandarma ve Polis’in aralarında tartıştığı ‘sınır’ mevzusu gibi komik bir sahne bile Türkiye’de yaşanan saçma sapan Jandarma-Polis çekişmesinin bile aslında ne kadar güldürdüğünü gözler önüne seriyor. Bürokrasimizin ne kadar yavaş işlediğini, bunun alenen yapıldığını, bunu yapanların aslında bizim gibi vicdanı olan herhangi bir insan topluluğundan oluştuğunun, statülerin, mesleklerin ne kadar zor ve vicdani duygulara sebebiyet vereceğini gösteriyor film. Otopsicinin bile kendine yeni alet ve edavatlar alması gerektiği gerçeğine bile gülüyoruz. Çünkü bize komik gelen şey aslında ne kadar gerçek ve acı olması. Aynen kendi toplum gerçeğimize acı bir tebessümle gülmemiz gibi.
Filmin oyuncuları ve görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki muhteşem. Bir oyuncu ekibi ancak bu kadar uyum içinde olabilir ve filmin parçası haline gelebilir… Hepsi birbirinden müthiş oyunculuklar ve ayrıca doktoru oynayan ‘Muhammet Uzuner’ Nuri Bilge’nin sinemaya yeni bir keşfi ve yüzü. Artık NBC, her filminde bir dağa tırmanıyor gibi adeta. Şu an en tepeye çıktı ve bizi de oraya çıkardı.Yabancılaşan insanları, taşraları, erkekleri, kadınları… Ve kendi deyimiyle; yalnız ama güzel bir ülke olan Türkiye’ye ağıt niteliğinde bir film armağan etti. Teşekkürler Nuri Bilge Ceylan…

 

 

Bu yazı man of few words tarafından kaleme alınmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5