Berlinale 2019 Günlükleri #2 (The Golden Glove, Öndög, The Ground beneath My Feet)

The Golden Glove / Yarışma (Yön: Fatih Akın)

Bir önceki filmi In the Fade’le dünyada beğeni toplayan ve Altın Küre’ye kadar uzanan Fatih Akın, kariyerinin belki de en büyük riskini alarak The Golden Glove ile karşımızda. Yeni filminde izleyeni bir seri katilin akıl odasına davet eden Akın, yaşlı ve yalnız kadınları katleden bir ruh hastasının grafik şiddetini ayan beyan göstererek kariyerinin en büyük provokasyonuna imza atıyor. Gelgelelim bu büyük provokasyonun altında yönetmenin “hemen, şimdi, acilen olay yaratmalıyım” tavrı dışında bir şey bulabilen beri gelsin. The Golden Glove’da gösterilen şiddeti sinema anlamında makul bir yere oturtmak ne mümkün… Basın toplantısında “Herkesin, katillerin bile, bir itibarı vardır” cümlesini kuran Akın, kurbanların itibarıyla pek ilgilenmiyor ve yönetmen sorumluluklarını asla işlemeyen bir kara mizahın ardına saklayarak kariyerinin belki de en manasız filmini yapıyor. Hatta şunu bile iddia edebiliriz ki kariyerini ateşe atıyor. (1/5)

Öndög / Yarışma (Yön: Quan’an Wang)

;”>

2006’da çektiği Tuya’s Marriage ile Berlin’de Altın Ayı’yı kucaklayarak bir sürprize imza atan Quan’an Wang’ın yeni filmi Öndög, son zamanlarda Doğu Bloğu ülkelerinden bolca gördüğümüz “ülke alegorisi” filmlerini Moğolistan’a uyarlayan, anlatısıyla muhteris bir film. Wang’ın filmi özellikle ilk yarısında adım adım Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’sunu hatırlatıyor, ikinci yarısında ise daha tinsel, daha ‘şiirsel’ bir sinemaya doğru yelken açıyor. İnatçı geniş planlar, ekonomik diyaloglar ve anlatmaktan çok hissettirmeye yönelik bir sinema, tabii ne kadarını hissedebilirseniz. Wang’ın filminden ne kadar nefret edeceğiniz ya da hoşlanacağınız tamamen bu tip bir sinemaya karşı yaklaşımınıza bağlı. Biz özellikle nefret etmemekle beraber bu iddialı stilin metne birkaç boy büyük geldiğini düşünmüş olabiliriz. (2/5)

The Ground beneath My Feet / Yarışma (Yön: Marie Kreutzer)

Beyaz yakalı bir kadının ‘delirme’ hikayesini anlatan The Ground beneath My Feet, ilk günlerde çok da parlak filmler sunamayan Berlinale yarışmasının heyecan verici filmlerinden biri. Toni Erdmann’vari bir kapitalizm eleştirisini psikolojik gerilim türüne yakın bir çizgiye kuran film, Marie Kreutzer’in başarılı rejisi ve başrolündeki Valerie Pachner’in olağanüstü performansıyla göz dolduruyor. Tıpkı yarışmadaki diğer filmler gibi gerektiğinden bir yirmi dakika daha uzun olan ve bu tarafıyla iyi fikirlerini yer yer sündüren film, bütün anlatısal zarafetine rağmen kimi anlarında fazla açıklayıcı, fazla kör gözüm parmağına hamlelerle etkisini biraz azaltıyor. Bu eksikliklerine rağmen Kreutzer’in günümüz dünyasına ve kendi hırslarına hapsolmuş bir kadının çırpınışlarını portreleme biçimleri genellikle oldukça heyecan verici. Festivalin henüz ilk günlerindeyiz; ancak başroldeki Pachner’in şimdiden kadın oyuncu ödülünün en büyük favorilerinden biri haline geldiğini de eklemek gerek. (3/5)

Kaan Karsan
twitter