Berlin Kaplanı (2012): Eyvah Eyvah’ın İzinden…

Kaan Karsan
Kaan Karsan
26 Ocak 2012

Ata Demirer’in sinema yolculuğu, gösterilerinde sıkça canlandırdığı tiplemeler üzerinden devam ediyor. Demirer de bu sayede mizah damarına kaynaklık eden yöresel gözlemlerini bir kez daha sinemaya sunma fırsatı buluyor. Eyyvah Eyvah’daki pek sempatik Trakyalı Hüseyin karakterinin ardından, bu kez karşımızda aynı sempatik çizgiyi devam ettiren ‘alamancı’ Ayhan var. Ayhan da, tıpkı Hüseyin gibi, içi tertemiz, sevimli ve onu oluşturan karikatürize karakter özelliklerine rağmen doğal olmayı başaran bir karakter… Zaten Ata Demirer’in filmlerindeki sıcaklık da, mizahın suyunu çıkarmadan, her an samimi olmaya çalışmasından ileri geliyor.

Ayhan, genele vurunca başarısız görünen boksörlük kariyerinin son demlerindeki bir gurbetçi… Bu başarısızlığı da beraberinde parasızlığı ve borçlanmayı getiriyor elbette. Borçlarını ödeyemedikleri için tehditler almaya başlayan koçu ile beraber dara düşüyor ve bu tünelden bir çıkış yolu arıyorlar. Diğer elden, Antalya’da doğru düzgün tanımadığı akrabaları, bir araziden kalacak olan yüklü miktardaki bir mirasın ortak hissedarını(doğru tahmin ettiniz Ayhan’ı) oyuna getirip paranın üzerine konmayı arzuluyorlar. Ayhan’ın ise davet Türkiye’ye dönerken, ne mirastan ne de oradaki vaziyetten haberi var.

Ata Demirer, her zamanki gibi samimi karakterler üzerinden sıcak bir hikaye anlatmakta başarılı. Berlin Kaplanı, Yurdum insanının karşısına çıkan zorluklar neticesinde edindiği ikiyüzlülüğü ve yine aynı insanın yeniden beliren merhametiyle duyduğu pişmanlığı aynı film içerisinde eğretileştirmeden sunmayı başarıyor. Zaten bütün hikayelerini gözlemlediği Türk insanı portrelerinden hareketle oluşturan Ata Demirer’in bu insanları ne kadar sevdiği malum. Bu nedenle kendisinin şu ana kadar yazdığı her senaryo insani duyguların saflığını yoğun bir şekilde kullanıyor. Demirer’e göre, en kötücül karakterin içinde bile, bir merhamet duygusu var. Bu fikrini de ikna edici ya da inandırıcı bir biçimde sunamasa da en azından abartılı hale getirmiyor.

Yönetmen Hakan Algül, tıpkı Eyyvah Eyvah serisinde de olduğu gibi, filmini fazla estetize etmekten kaçınarak görkemsiz ve sade bir yönetmenlik sergiliyor. Sinema estetiği Berlin Kaplanı’nda maalesef mevcut değil. Fakat buna rağmen kısa süreli ve hafif bir şekilde de olsa, Berlin şehrinin kendine özgü duygusu filmin içerisine serpiştirilebilmiş ve ‘uzak’ duygusu filmin başlarındaki mühim rolünü tatmin edici bir şekilde canlandırmayı başarmış. Tabii bunda, Ata Demirer’in müthiş bir şekilde giydiği karakterinin de büyük bir payı var. Zira kendisinin pek sevdiği ‘alamancı’ tiplemesi, kendini çok fazla tekrar etmeden ve yavanlaşmadan filmin sonunu getirmeyi başarıyor. Demirer, gurbetçi jargonunu güzel bir şekilde özümsemiş ve bayağı olma ihtimali kuvvetli olan bir karakteri ilgi çekici hale getirmiş. Ona eşlik eden performansıyla Nihal Yalçın da, yapaylaşması muhtemel bir faciaya yol açacak bir karakteri mantık sınırları içerisinde tutmayı başarmış. İki karakterin arasında oluşan aşk, son derece zorlama bir çıkış noktasına sahip olsa da, ilerleyen dakikalarda en azından duygusal olarak addedilebilecek boyutlara ulaşıyor.

Bütün bu vasatı aşan özelliklerinin yanında, filmin bir türlü beklenen patlamayı gerçekleştiremeyen bir mizaha sahip olduğunu söylemek lazım. Berlin Kaplanı, her şeyi bir kenara bırakıp kahkahalara boğulmak isteyen sinemaseverleri tatmin etmeyecektir. Zira Algül ve Demirer mizahı sulu hale getirmekten kaçınırken toy haliyle bırakmışlar; güldürmeyen şakalarla basitleşen bir filmden ziyade tebessüm ettirmeye yönelik bir mizahı tercih etmişler. Bir güldürü tufanına dönüşmekten çok sıcak ve samimi bir hikaye anlatmaya yönelik hamlelerde bulunan film, öyküsel olarak da dikkat çekici bir yaratıcılık içermeyince, vasatı aşmakla yetinebilmiş. Bu bakımdan yakın dönem örneklerinin ışığında değerlendirmek gerekirse, Murat Saraçoğlu’nun “Yangın Var”ının bir kademe üstü bir film var karşımızda.

Uzun lafın kısası, Algül ve Demirer, Eyyvah Eyvah’ın izinde; ondan daha az komik ama anlatım açısından daha derli toplu olan bir film ile geri dönüyorlar. Çok özel bir fikir ya da muhteşem bir deneyim vadetmeseler de, özellikle Demirer’in rolündeki başarısıyla, izlenmeyi kesinlikle hak ediyorlar. Berlin Kaplanı, iyi bir film olmamasına rağmen yüzleri güldüren, mutlu eden bir film.

 

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5