Before Midnight (2013): Hep Özlediğimiz Gibi

Seçil Toprak
Seçil Toprak
16 Temmuz 2013

Bundan tam on sekiz yıl önce Richard Linklater, Kim Krizan’la birlikte, yirmili yaşlarında iki genç insanı bir araya getirip onlara Celine ve Jesse dediğinde, günümüz modern insanının ilişki prototiplerini yaratacağını düşünmüş müydü ki? Ethan Hawke’ın o gencecik haliyle Jesse’ye dönüşmesi ve Julie Delpy’nin tüm güzelliği ve muzırlığıyla Celine karakterini tam olması gerektiği yerden, kalbinden ve aklından yakalayabilmesi, bizi hem hoş bir aşk öyküsünün ağına taktı hem de kendi hayatımızı sorgulattı. Viyana’nın kaldırım taşlarında, tarihî yapılarında, güneş doğumuna kadar geçen bir kısacık ama kocaman günü birlikte karşılamıştık Celine ve Jesse ile. Before Sunrise (Gün Doğmadan Önce) çekildiğinde yıl 1995’ti. Biz filmi vizyonda izleyemedik. Sanırım ben ve benim yaş grubumdakiler için aynı şey geçerli. Çünkü Celine ve Jesse her ne kadar genç olsalar da onların yaşlarıyla aynı zamanda karşılaşmadık Before Sunrise’la. O yüzden belki Before serisinin gelen diğer filmlerini zamanında yakalayıp izleyebilmemiz bize daha çok yakın bir gelecek gibi göründü.

1995’te Viyana’dan ayrılırken yeniden görüşmeye söz veren iki genç ve başında kavak yelleri esen âşklarının 2004’teki yansımalarına baktığımızda, gönlümüze tıpkı güneşin batımındaki alacalık gibi bir karaltı geldi oturdu. Hüzündü bunun adı, isyandı, giden ve yaşanamamış (sadece geçmiş) yıllara duyulan öfkeydi, iki insanın birbirinden soracağı hesaptı ve yine aşktı. İki karakterin de kırılma noktalarına (burada kırılmayı kalp kırılması olarak değil, doruğa çıkan veya bastırılmış duyguların dışavurumu olarak kullanıyorum) işaret ediyordu Before Sunset (Gün Batmadan). Yine bitmeyen, yaşamaya devam eden karakterlerini bir günün içinde büyümeleriyle eş zamanlı anlatmayı seçiyordu Linklater. Tabiî ki dokuz yıl(lar) insanların özellikle yaş dönümleri için önemli. Yirmili yaşlardan sonra otuzlu yaşlardaki halleriyle yine aynı oyuncular Celine ve Jesse’ye hayat verirken özellikle Celine karakteri daha baskındı ikinci filmde.

before 2

 Buraya kadar kısa bir özetle aslında Before serisinin büyükler için bir büyüme öyküsü olduğunu anlatmaya çalıştım. Tabii burada coming-of-age denilen bir alt türü kastederek kullanmıyorum büyüme hikâyesini. Ancak yirmili yaşlardan başlayarak son filmde kırklarına gelen iki karakterin büyümelerine, olgunlaşmalarına da tanık olduğumuzu inkâr edemeyiz. Belki onlar için Celine ve Jesse olmanın ve bu ilişkinin büyümesinin hikâyesi diyebiliriz. Bu arada iki oyuncunun da hemen hemen kendi yaşlarında olan iki karakteri canlandırdıklarını da göz önünde bulundurursak gerçekten de Julie Delpy ile Ethan Hawke’ın bir nevi büyümesine, yaşlanmasına tanıklık ettik.

Sorumluluklar Sarınca Dört Bir Yanımı

İnsan, her yaşın ve ortamın kendine yüklediği sorumlulukların bazen tümünü birden, bazen kaçabildiği oranda bir kısmını yüklenerek yaşar. Her yaşın ayrı bir güzelliği ve derdi var denir ya, o hesaptan olmalı ki özellikle orta yaşa gelene kadar bu sorumluluklar pek yük gibi gelmeyebilir bedene. Ancak insan otuzları devirdiği anda kendinden başkalarının da sorumluluklarını üstlenmeye başlar. Tabiî ki bu yaş gruplandırması herkes için aynı işlemez, genel olarak günümüz insanı otuzlarını devirirken ebeveyn olmaya başladığı için bu genellemeyi yapıyorum. İşte, Celine ve Jesse de tam bu ebeveyn olma halinin içinden geliyorlar bu kez. Sanki onların başlarına gelmez, onlar bu döngünün içine girmez dediğimiz her şeyin içine girmiş hatta batmış halde çıkıyorlar karşımıza. Çocuklu olmak hali… Bir kez daha geçen dokuz yıl ve bu yılların Celine’e Jesse’ye olduğundan daha farklı davranması… Bir kadın olarak empati yapmak gerektiğinde belki Celine’in tarafına kaymak olasıyken Richard Linklater, Julie Delpy ve Ethan Hawke öyle bir yakalıyorlar ki sizi, perdenin önünde çaresizlik, komiklik, sıkıntı, sıkışmışlık, isyan ve öfke nöbeti içinde buluveriyorsunuz kendinizi. Evet, belki serinin en sert filmi bu. Filmin, gerçekçilik, gözlem, içinde bulunduğu yaş grubunu tam ciğerinden yakalama becerisi çok iyi. Aslında şimdiye kadarki üç filmin de bunu başarma yüzdesi çok yüksek. Kendiliğinden olma hali o kadar yerleşmiş ki seriye, bu filmleri “romantik film” kıstası içine sıkıştırmak olası değil kanımca. Duyarlı olma halini çok iyi yakalıyor ‘Before …’ filmleri, ancak romantik olma halini biz izleyenler olarak yüklüyoruz onlara.

before 1

Sinemada aşk, kadın-erkek ilişkisi gibi konulara kendiliğinden romantik yaftasını yapıştıragelmişiz ki aslında işleyiş açısından hiç de romantik olmayan, bilakis gerçekliğin dozajının gittikçe yükseldiği Before filmlerine sadece romantik film demek bana göre haksızlık. Hatta romantizmi akım olarak ele aldığımızda özellikle Before Midnight’ın romantizminden ne kadar uzak olduğunu görebiliriz. İnsanın doğasını değil dış dünyayı ve bu dünyada, hayalperestlikle örülü anlatımı yeğleyen romantikler için akıl dışılığın ve düş gücünün önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Özellikle rastlantılarla beslenen bir hikâye kurgusu vardır romantiklerin ve bu özellik bile bizi ikinci filmden itibaren romantizmden uzaklaştırır. Hatta kitapçıda tesadüfen görüştüklerini vurgulayan Jesse’ye Celine’in karşı çıkması, bu yönün de altını çiziyor. Dediğim gibi özellikle Before Midnight gerçekçilik zırhını çok iyi kuşanmış hatta can acıtacak derecede koyu gerçekçi bir film. Yakaladığı ve detaylandırarak incelediği gerek davranışlar gerekse kelimeler filmin tartışmacı havası içinde tam olması gerektiği yerde durup düşündürüyor insanı. Bu detaylandırmalar hayata dair daha çok ipucu veriyor izleyene Jesse/Celine/Linklater/Krizan cephesinden.

‘Before serisi’ filmlerini daha önce birçok kez tartışırken belki ortak olarak kullandığımız tanımlamaların başında “bitmeyen film” ifadesi geliyordu. Bitmeyen filmler bunlar. Akışıyla sizi içine çeken ve kapanış jeneriği göründüğünde de devam eden. Filmin bir nevi başarısı da bu zaten. Bitmediği gibi çoğalan bir yapısı var. Her izleyenin tartıştıkça üzerine bir şeyer daha koyabildiği ve gerçekten özellikle yaş dönümlerinde izlendikçe daha da detaylandırılabilen.

Before Sunset’in bitiş jeneriği akmadan önce şu diyaloğu duymuştuk Celine ve Jesse’den:

-Baby, you gonna miss that plane!
-I know…

En azından artık hikâyenin nasıl devam ettiğini biliyoruz. Dokuz yıl beklemek ve hep özlediğimiz karakterlerle yine dertleşmek, onları dinlemek adına Before Midnight eşsiz deneyimlerden birini daha yaşattı biz Beforeseverler’e.

 

Türkçe Adı: Geceyarısından Önce

Yönetmen: Richard Linklater

Senaryo: Richard Linklater, Julie Delpy, Ethan Hawke

Yapım: ABD, 2013

Oyuncular: Julie Delpy, Ethan Hawke, Seamus Davey-Fitzpatrick

Süre: 109′ 

***

Seçil Toprak

twitter.com/sec_t

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
2 votes, average: 4,00 out of 52 votes, average: 4,00 out of 52 votes, average: 4,00 out of 52 votes, average: 4,00 out of 52 votes, average: 4,00 out of 5