Beauty and the Beast (2017): Havai Fişek Gösterisi

1991 yılında Gary Trousdale ve Kirk Wise ikilisinin yönettiği “Beauty and the Beast”, gişede harikalar yaratmış, hem eleştirmen hem izleyici nezdinde pek olumlu tepkilerle karşılaşmış, Disney animasyonlarının yeni altın çağını müjdelemiş ve En İyi Film dalında Oscar’a aday gösterilen ilk animasyon filmi olmuştu. Bu filmin üzerinden geçen 26 yılda dünyada pek çok şey yaşandı. Mesela Hollywood, dayatılmış cinsiyet kodlarına taş atmanın kimi yollarını buldu ve kullanmaya başladı. Mesela, 90’larda çocuk ya da genç olmuş bir nesil büyüdü ve yeni nesillere masal anlatma ihtiyacı doğdu. Mesela, ‘üçüncü boyut’ aşırı ticari bir bağlamda sinemaya kazandırıldı ve tek başına filmleri daha ‘kârlı’ hale getirmenin bir yöntemi oldu. Ve mesela, Animasyon ve live-action arasındaki köprünün şeritleri genişletildi, tasarılar ve oyuncular kadrajı tutarlı bir gerçeklik hissiyle paylaşmaya başladılar.

Yeni nesil Beauty and the Beast’in yapımcılarına “Neden?” sorusunu yöneltecek olsak bize muhtemelen bir üst paragraftaki sebeplerden bir seçki sunacaklardır. Haksız sayılmazlar; zira teknoloji, Hollywood için altın yumurtlayan bir tavuk ve nihayetinde bir şeyin alıcısı varsa yapılacak itirazlar bu düzende lafügüzaf. Öte yandan, karşı olduğumuz şey özünde ‘yeniden çevrim’ kavramı mı biz de emin değiliz açıkçası… Sanki daha çok, tembelliğe karşıyız itirazlarımızı yöneltirken ya da Hollywood’un bu konularda ‘manevi’ hiçbir argüman üretmiyor oluşuna, bir jenerasyonda iz bırakmış olan bir sanat eserini mezkur çağın menfaatler fabrikasına kurban etmedeki umarsızlığına… Evet, sanırız ki bu yazının konusu olan yeniden çevrim ekolünden yeniden çevrimlere karşıyız, hepsine değil.

İmkansız bir aşkın masalsı kaçınılmazlığı, önyargıların ne kadar da saçma, ne kadar da kusurlu oluşu, canavarlığın dıştan değil içten doğduğu, güç arzusunun zehri, tutkunun kudreti falan filan… Beauty and the Beast’e, ve masalların Disney yorumuna dair bilmeyip de bu yeni filmden öğreneceğiniz pek bir şey yok. Bill Condon, orijinal filmin taslağına birkaç (pek de ilham vermeyen) yeni şarkı, basında kendi başına bir haber konusu haline gelen bir gay moment, biraz CGI, biraz da ünlü oyuncu katıyor. Zaten sakınca da filmin öyküsel anlamda neredeyse karbon kopya bir uyarlama olmasında değil, malzemeyi kopyalarken ‘görsel zeka’dan kısıp ucuz bir ‘karnaval’ bir ‘cümbüş’ ruhuna yaslanmasında. Bill Condon’ın filminin koreografileri ya sıkıcı bir havai fişek gösterisi hissi bahşediyor ya da hem prensin hem de prensesin birbirlerinden sıkıldığı, orkestrasyonu pek yavan, bitmek bilmez bir ‘asil dansı’ izletiyor bizlere. Orijinal film, hele ki kırk dakika daha kısa süresi, Disney’in en formda yaratıcılığından doğan çizgileri ve çok daha parlak görsel zekasıyla orada dururken, yeni Beauty and the Beast’i izlemek için makul bir sebep bulup çıkarmak pek zor.

Beauty and the Beast’i iyice tahammülfersa hale getiren başat unsurlardan bir diğeri de hitap edeceği kitleyi iyi belirleyememiş olması. Farkındayız bu masaldaki bütün çatışma ‘güzellik’ ve ‘canavarlık’ arasındaki kesif zıtlıktan yola çıkarak şekil alıyor ve bunun neticesinde de karanlık ve aydınlık mefhumları tartışmaya açılıyor. Gelgelelim filmin diyalogları, karakterleri ve karakterler arasındaki ilişkileri sunma biçimleri yetişkinlerin dikkatini dağıtacak denli naif, basit ve çocuksu. Bunun üstüne binen fiziksel ve herhangi bir masaldan daha demode mizah da cabası. Buna karşın Condon bazı anlarda (Kurt saldırısı sahnelerini ele alalım örneğin) öyle bir dünya kuruyor ki, sanırsınız bu bir masal değil de gotikten beslenen bir gerilim filmi. Uzun lafı kısası, ‘karanlık’ ve ‘aydınlık’ dengesi, aynı anda hem bir çocuğa hem de bir yetişkine hitap edebilecek şekilde kurulamamış bu filmde bize kalırsa.

Serbest ya da sadık bir şekilde, bu hikaye defalarca sinemaya uyarlandı, malumunuz. Pek çok olanaksız aşk hikayesinin temelinde bir şekilde var olmayı sürdürecek bir felsefeye sahip olduğu için Beauty and the Beast uyarlamalarının sonu sanıyoruz ki hiç gelmeyecek. Bu gerçeği yüz yıllık sinema tarihi dahilinde çoktan kabullendik zaten. Sıkıntımız nasılsa inanırlar diye, çocukları bu hikayenin daha yavan hallerine inandırmaya çabalayan üreticilerle aslına bakarsanız. Yeni nesil Beauty and the Beast, 1991 yapımı animasyonu tekrar izlemeye vesile olmaktan fazlası olmasa en hayırlısı sanki.

Kaan Karsan
twitter

***

Türkçe adı: Güzel ve Çirkin

Yönetmen: Bill Condon

Senaryo: Stephen Chbosky, Evan Spiliotopoulos

Yapım: ABD, 2017

Oyuncular: Emma Watson, Dan Stevens, Luke Evans

Süre: 129′

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 51 vote, average: 2,00 out of 5