Beautiful Creatures: Eklektiğin Etiği

Eray Yıldız
Eray Yıldız
02 Mart 2013

Kitap uyarlaması olan Muhteşem Yaratıklar, ergenliğin geride bırakılmasına ağıt şeklinde özetlenebilir. Temelde genç bir çocuğun anlatımıyla ilerliyor gibi gözükse de odağına genç bir kızın yetişkinliğe adım atmasını alıyor ve bunu kendi makul fantastik hudutları içinde üstü kapalı bir şekilde yansıtmayı beceriyor.

17. yaş gününde iyi veya kötü tarafı seçmek, ailesinin “genlerinden” ötürü makus kaderi olan kız, sayılı günleri kala bir başka kaderi olan aşkına da karşı koymak zorunda. Geçmişte bir “fani” sevmesinin bedelini kötü güçlerin onu ele geçirmesiyle ödeyen akrabasına dönüşmemesi için ailesi dört bir yandan tutuşarak kızın doğum günü de yaklaştıkça onu çocuktan ve çocuğa olan aşkından uzak tutmaya çalışacaktır. Son derece absürd duran bu hikaye iskeleti, bu “uydurma” fantazyasına rağmen her karakterin yolculuğunu, içsel ve dışsal çatışmasını gerektiği ölçülerde yine kendi hudutlarında rasyonalize edebilen bir yapıyı ihmal etmiyor.

Beautiful-Creatures4

Çeşitli edebiyat ve sinema yapıtlarına tonlarca referansın olduğu film, zengin gotik karakterleri, içine kapandığı bir dünyası olması bakımından aslında 90’ların Buffy serisi ya da günümüzün True Blood çılgınlığı gibi, tam da bir “geek” dizisinin ruhunu ve atmosferini taşıyor. Teknik ve görsel olarak da fazla iddialı olmaya çalışmaması, bütçenin ona kadar yettiği varsayımından ziyade sanki hali hazırdaki materyalin de mütevazi bir “normaller arasında azınlık” öyküsü sunmasından kaynaklı. Lee Harper’ın Pulitzer ödüllü Bülbül’ü Öldürmek kitabına da aralarda değinmesi, sözkonusu yapıtın “bir zamanlar Güney’de siyahların gördüğü şiddetli ırkçılık” içeriği doğrutulsunda kendi öyküsünü besleyen, kasabalının yabancılara ve kendinden farklılara son derece katı ve nemrut olma histerisini aktarma bakımından da başarılı bir ötekilik manzarası çizdiği söylenebilir.

Yönetmenin bundan önce pamuk şeker kıvamındaki filmi P.S. I Love You gibi, burada da aşkın engel tanımadığı, her koşulda dünyayı kurtarabildiği romantizmi filmi özellikle “tüketken” idealist gençler için biçilmiş kaftan kılıyor. Yer yer aşırıya kaçan, özgüven fışkıran Twilight-vari naifliği (ve neredeyse o sagaya selam durmasıyla bile) aslında çok aşamalı, hızlandırılmış popüler kültür kursu niteliği taşıyor. Yalnız bunu Twilight serisi gibi son radde magazinel, hedef kitle tacirliği edasıyla değil, gayet masumane ve samimi tınılayan, kendisinin farkında bir şekilde uyarlıyor. Eklektik atmosfer yapısını, 2000’ler öncesi büyücü, tatlı cadı vb ekollerinden birer tutamla zenginleştirerek hatır-sayar bir etikle görselleştiriyor.

Tim Burton külliyatına da belirli bir mesafeden ayna tutan Beautiful Creatures, kitapta da epey yer ayırılan müzikleriyle ekol olma, popüler tüketime girme döngüsünü başarıyla tamamlıyor. Tüm bu formülleri doğrultusunda finalde acı bir klişeler yumağı tadı bıraksa dahi akılda seyir zevki ortalamanın üstünde, hedeflediği modla veda eder biçimde kalıyor. “Bir genç kızın ergenlik anıları” şeklinde de tanımlanabilecek üstü kapalı “kendin ol” mesajı olarak Beautiful Creatures, 2013’ün vasat-üstü fantastik sinema hanesine adını yazdırmayı başarıyor.

 

Türkçe Adı: Muhteşem Yaratıklar

Yönetmen: Richard LaGravenese

Senaryo: Richard LaGravenese, Kami Garcia

Yapım: ABD, 2013

Süre: 124′

 

eraybu@gmail.com

twitter.com/pyschedelia

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5