Be Kind Rewind (2008): Sinema Aşktır!

Neslihan Güngör
Neslihan Güngör
05 Temmuz 2012

Konservatuvarda okuyan bir öğrencinin hikayesini duymuş ve çok etkilenmiştim vaktin birinde. Uzun süre para biriktirip bir kuyruklu piyano satın almış ve devasa enstrüman odaya sığmadığı için evin duvarlarından birini yıkmıştı. Sabah akşam eserleri çalışıyor ve artık hiç parası kalmadığından günlerini piyanonun başından kalkmadan sadece bulgur pilavı yiyerek geçiriyordu. O öğrenciye hayranlık duymuştum, bir insan bir sanat dalını bu kadar çok sevebilir miydi?

Oysa ben de her sabah saat 5’ te işe gitmek için uyanıyor, iş çıkışında akşam başlayan okulumun derslerine devam ediyor –ders dinler gibi yaparak uyuma konusunda oldukça başarılı bir yöntem geliştirmiştim- sonra da koşar adım Kadıköy’ e gidiyordum. Kitaplarımın, sinema notlarımın tıka basa dolu olduğu bir çanta ve elbette akşam yemeği için kantinden aldığım bayat sandviçlerle.

Tüm yıl boyunca en güzel filmleri Kadıköy’ deki bir kültür merkezinin küçücük sinema salonunda, elimdeki sandviçi dişleyip, perdeden yansıyan filmin kötü kopyasının ışığında notlar alarak geçirmiştim. Sinema salonu çok soğuktu, dik arkalıklı iskemleler oldukça rahatsızdı. Ama ay boyunca gösterecekleri Gavras ya da Fellini filmleri başladığı anda tüm ortam kadife tozlarla bezenmişçesine yumuşar, insan çözülen atkısını yeniden dolamayı –evet atkı ve paltolarla otururduk hasta olmamak için- akıl etmeden filmi seyrederdi. Sinema aşktı, fakat ben bu aşk haline o kadar kendimi kaptırmıştım ki, yaşadığımın bir aşk olduğunu düşünmek bile gelmezdi aklıma. Aşk ta tam böyle bir şeydi zaten…

Tıpkı Michel Gondry’ nin 2008 yapımı filmi Lütfen Başa Sarın’ da  (Be Kind Rewind) anlatıldığı gibi…

Yıkılmak üzere olan bir binada, çevredeki büyük dükkanlar filmlerin DVD kopyasına geçmişken, VHS video kasetler satan ve fazla kar etmeyen bir dükkanda başlıyor öykü. Ve bir güç santralini sabote ederken manyetik bir etkiye maruz kalarak dükkandaki tüm videoları silen Jerry yüzünden iyice içinden çıkılmaz bir duruma düşerek devam ediyor.

Neyse ki Jerry ve Mike dükkanın sahibi şehir dışında olduğu için silinen filmlerin yerine kendi çektiklerini satmayı akıl ediyorlar. Hayalet Avcıları (Ghost Busters-Ivan Reitman, 1984) ile başlayan yeniden yapımlar –daha doğrusu İsveçleştirilmiş filmler bir anda müthiş bir ilgi topluyor.

Sıfır bütçeyle çekilen filmdeki yöntemler ise bir dönem Türk sinemasında özellikle fantastik filmlerde kullanılan pratik yaratıcılığı aratmayacak nitelikte. Kocaman bir naylon poşetin içine giren kahramanlarımızın saçtığı yeşil hayalet ışıklarından tutun da, dolaptan çıkan uzaylı yaratık sarman kediye kadar.

Elbette sinema tarihinin bir çok kült filmi de bu yeniden çekimlerden nasibini alıyor. Kartondan hazırlanmış gökdelenleriyle King Kong (Merian C. Cooper, Ernest B. Schoedsack- 1933) , döner bir mekanizmanın içinde ilerleyen oyuncusuyla 2001:Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey- Stanley Kubrick, 1968), rezistans ve tenekeler kuşanmış olan Robocop (Paul Verhoeven, 1987), başından aşağı ketçap boşanan Carrie (Brian De Palma, 1976) ve daha niceleri.

Kahramanlarımızın filmleri neden bu kadar pahalıya kiraladıklarının açıklaması da çok basit aslında. Onlar filmleri İsveçliyorlar ve İsveç pahalı bir ülke. Şunu da belirmek gerekir ki, filmin yarattığı popülariteyle çekilen,  internet üzerinden bir çok pahalı yapımın İsveçleştirilmiş versiyonunu izlemek mümkün.

Telif hakları yüzünden haklarında dava açılan sinemacılarımızın mahallelinin katkısıyla çektiği filmler yok edildikten sonraki hedefleri kendi özgün filmlerini çekmek. Gerçeği ters yüz ederek, daha doğrusu “formüllere dayalı büyük filmler değil” kendi gerçekliklerini anlatarak. Ve bunu başarıyorlar da.

Sadece final sahnesi için bile izlenmeye değer olan filmde Jack Black ve Mos Def’ in yanı sıra Mia Forrow, Danny Glover ve Alien’ daki halinden bu yana ısrarla hiç değişmeyen  Sigourney Weaver’ı  görmek büyük zevk.

Sadece hayattan eğlenceli bir zaman çalmak için değil, ilk filmlerini çekmek üzere olan fakat maddi imkansızlıklarla boğuşan yönetmen adayları için de son derece cesaretlendirici –belki de gaza getirici demek daha doğru- bir film Be Kind Rewind.

Neslihan Güngör

gungorness@hotmail.com

Twitter

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5