Bachelorette (2012): Kızlar Yine Bir Arada

Seçil Toprak
Seçil Toprak
20 Aralık 2012

Alışıldık hikâyelerin kahramanları gelinler ve nedimeler… Her sezon en az bir film izliyoruz evlenme hikâyeleriyle ilgili ve hemen hemen tüm ritüellerini biliyoruz ecnebilerin. Bu da bir başarı aslında, yani düğünden önce, düğün sırasında veya sonra yapılanları, seramoniyi öğretmişler bize. Hiç yabancılık çekmiyoruz el alemin düğününde.

Bir ilk film Bachelorette (Bekârlığa Veda). Bunun pek bir önemi var mı bilmiyorum, yani ilk film olmasının. Gayet yerli yerinde işleyen bir film çıkaröış yönetmen Leslye Headland, senaryosunu da kendisinin yazdığı bu ilk filminde. Vakit kaybı diyorsanız, itiraz edecek bir noktam dahi olmaz ancak bildiğimiz üzere bu tarz filmlerden ne bekliyoruz ki biz? Sırıtmayan oyunculuklar, akan bir senaryo, yerinde yakalanan komedi, hafif çatlak tiplemeler, aşk vs diyorsak bu tam da karşılığını bulan bir film. Ne yerden yere vurmak ne de göklere çıkarmak yersiz geliyor bana.

Hatırlarsınız geçen yılın kontenjan filmi Bridemaids’ti ve hatırı sayılır bir seyirci memnuniyeti yarattı. Hatta çoğu ödülde de adı geçti. Bunu bir başarı kıstası olarak kabul edersek, gayet başarılı bir sezon geçirdiğini söyleyebiliriz Bridemaids’in. Bachelorette de aslında bunun izini süren bir film. Belki komedi kısmı biraz daha törpülenmiş diyebiliriz. Hatta yaratılan Regan (Kirsten Dunst) tiplemesi başlı başına bir korku unsuru bile olabilir. Korku derken işin şakasını yapıyorum tabiî ki, yer yer Miranda’yı (The Devil Wears Prada, 2006, Meryl Streep’in canlandırdığı karakter) hatırlatmasıyla bir ürperti yaratmıyor değil Regan. Onun yanında hafif meşrep Katie (Isla Fischer) ve sorunlu tiplemesinden hallice Gena (Lizzy Caplan) filmin gelinin arkadaşı kontenjanını dolduran isimler. Tabiî gelinimiz Becky (Rebel Wilson). Wilson’a bu yılın yine keyifle izlenebilecek müzikal gençlik filmi Pitch Perfect’te de rastlıyoruz. Bu yılın Melissa McCarthy adayı denilebilir kendisi için ancak onun kadar öne çıkabileceğini zannetmiyorum.

Hangover – bu kez kızlar…

Amerikalıların lise hayatları ne kadar şenliklidir yine filmlerden biliyoruz. Buradaki “şenlik” ifadesi her türlü duyguyu ve durumu kapsıyor aslında. Ancak biz komedilere mevzu olan durumlarla ilgilenelim bu yazının çerçevesi dahilinde. İlk aklımıza gelenler elbette ki üç beş kızın bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır değil mi? İşte böyle bir grubun dört üyesi yukarıda saydığımız tiplemeler ve yıllar sonra yeniden –aralarındaki bağı hiç koparmadıklarını hatırlatarak- Becky’nin düğünü için bir araya geliyorlar. Bir nevi akşamdan kalma nasıl olunur, dün gece ne yaptık biz minvalinde bir gece yaşayarak buldukları düğün sabahına kadar sürüyor filmimiz. Kısa bir süreyi ele alsa da onları bağlayan geçmiş ve çeşitli anımsatmalar yoluyla bir hikâyenin taşları yerli yerine oturmaya başlıyor izleyicide. Üstelik sabahı nasıl bulduklarını adım adım izlediğimizden bir bulmaca çözmemize de gerek kalmıyor. Yine de Hangover’ı anımsatıyor Bachelorette.

İşin ucunda komedi olunca oyuncuların tepkilerini abarttıklarına çoğu zaman şahit oluruz filmlerde. Ancak Dunst’ı film boyunca takip edin ve geçişlerine de dikkat edin. Bence gayet başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Özellikle açılış sahnesinden itibaren çözülme anına kadar geçen süreyi çok iyi kotarıyor Dunst. Panik, kontrol, kıskanma, hüzün, sevinç, sinir… Her türlü duyguya ve duruma girip çıkabiliyor.

Son tahlilde eğlenebileceğiniz saatler vaadediyor Bachelorette size. Belki uzak olduğumuz bir kültürün kendi içindeki kodlamaları fazlasıyla tanıdık olmaya başladığı için fazla da yabancılık hissettirmiyor. Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum.

 

Seçil Toprak

twitter.com/sec_t

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5