Aşk ve Devrim (2011): Dans Ettik Ayaklarımız Patlayasıya

Neslihan Güngör
Neslihan Güngör
30 Haziran 2012

Hatırlayanlar bilir 90’ lı yıllar Türkiye’ nin muhalif cephesinin üzerine kanla dokunmuş kara bir örtü gibi çökerek, muhalefeti oluşturan ana kitle olan gençlerin- henüz çocukluktan gençliğe geçişin tüm taze pırıltılarını yok ederek-  faili meçhuller, sabaha karşı kırılan kapılar ve göz altında intiharlarla (!) bir gecede yaşlanmalarına neden olarak, cesareti kendinden menkul bir kuşak yaratmıştır.

Görüşmeye gelmeyen arkadaşları evden değil, dönemin en etkin kayıp sorgulayıcısı olan “komşu kapımız” İHD’ den (İnsan Hakları Derneği) aramak ölülere dudaklarını kemirmek ama asla ağlamamak, eylemlerde kırılan kemiklere gülüp geçmek, bu dönemi yaşayan gençlerin nasıl bir ruh halinde olduğunu anlatan basit, küçük anımsamalardır.

Kendi tarihiyle sanatsal yaratı anlamında hesaplaşma yönünden biraz başarısız kalan Türk Sineması, 12 Eylül’ den sonra benzer pervasız saldırıları hayata geçiren 90’ lara bakıyor şimdilerde.

İnsan hakları ihlallerinin tavan yaptığı, beyaz Renaultlarla insanların kaçırıldığı, üniversitelerde dönem arkadaşlarımızın gözümüzün önünde ikinci kattan atılarak öldürüldüğü, habere çıkan gazetecilerin morluklarla dolu bedenleriyle haber olduğu yıllara.

Serkan Acar’ ın Aşk ve Devrim adlı çalışması bu anlamda oldukça yerinde bir çaba. Acar, dönemin devrimcilerinin bile kişisel deneyimlerini dillendirmek noktasında açmazda kaldığı,  yaşarken “fırtına gibi” yaşanan ama  anlatması zor bir sürece çevirmiş kamerasını.

Naif, inançlı karakteriyle Kemal, sıkı ve net yorumlarıyla Leyla, Yusuf Hoca, Şirin, Zeynel Abidin ve onların öğrenci gençlikle, işçilerle olan ilişkileri düz bir gerçekçilikle yansıtılmış.

Filmin anlatısında, her daim rutubetli ve buz gibi olan öğrenci evlerinin vazgeçilmezi bir demlik çay, tuğlaya bağlanan ısıtma, elektiriğin halledilmesi (pek çok yöntemi vardır, sayacın çengelini düşürme, mıknatıslama, direkt hat çekme vb.) duvarlardaki posterler, sıkışılan anlarda aşkın en güzel tanımlarını yapan Nazım Usta’ yı yardıma çağırma ve okunan kitaplar dönemi tanımlayan detaylar olarak karşımıza çıkıyor.

Zeynel Abidin’ in gözaltında kaybı ve sonrasında kızıl bayraklarla yapılan cenaze töreni, Avrupa’ dan örgütü yöneten “ağabey” in hıyaneti Acar’ ın elinde sulu gözlü bir tavra bürünmeden aktarılmış.

Filmin en zayıf noktasının, karakterlerde vücut bulan ciddiyet hali olduğu söylenebilir. Detaylar ve arka plan oluşturulurken konumlanan gerçekçilik sadece bu yönde yoğun bir hasara uğruyor.

Emma Goldman’ ın ünlü sözü “Dans edemediğim devrim devrim değildir” den hareketle, bu denli kıvamlı bir ciddiyet karakterlerde bir ruhsuzluk yaratmış.

Dünyayı değiştirmek gibi bir amaca soyunan insanların hayata dair kuvvetli bir tutkusu olduğunu çıkarsamak çokta yanlış olmaz. Evet bu tutku kimi zaman safiyet boyutlarında kendi kendini ateşleyen bir durumdur (filmin ana kale Sovyetlerin düştüğü zamanı anlattığı düşünülürse) ama bir diğer taraftan da bu tutku dans eder, aşk yaşar, sevişir, hüzünlenir, kaybeder, kaybetmeyi sindirir, yoluna devam eder.

Dönemin acımasız koşulları göz önünde bulundurulduğunda maalesef bu “sihirli halin” en güzel yaratıldığı sahne bir açılıştaki enternasyonel bölümü, bir de “Hidayet” şiirinin okunmasıyla sınırlı kalmış.

Oysa kantin masalarında çakmak “hacılamaktan” zevk alan, taşradan okula yeni kaydını yaptırmış “yoldaşları” “keklemekten” mizah üreten kendine özgü, düş gücünde sınır tanımayan bir nesil var ortada. Pervasız, safiyane, zeki ve haşarı bir nesil.

Ağır gün koşullarında eyleme “çeviklerin” saldırmasını “ama daha halay çekmedik” diye karşılayan, 6 Mayıs protestosunda yanlışlıkla darağacı ile beraber arkadaşının paçasını da yakan, sevgililer arasında Troçki tartışmaları yüzünden küslükler yaşayan bir nesil.

İşte bu noktada Acar’ ın filmi bu ruhun ciddiyet perdesi altından bir türlü görünememesi anlamında eleştirilebilir.

Yoksa yönetmenin özellikle Şirin’ in konuşmalarında altını çizdiği gibi “Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde” önermesi filmde bakidir, can yakıcıdır.

Neslihan Güngör

gungorness@hotmail.com

Twitter

Filmin bir diğer yorumu için: http://eksisinema.com/ask-ve-devrim-devrimci-aski/

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5