Aşk Kırmızı (2013): Renk Tercihi, Vezir de Eder Rezil de…

Fırat Ataç
Fırat Ataç
14 Mart 2013

Genelde milliyetçi damarı ağır basan filmleriyle ve alaturka aile dramlarıyla karşımıza çıkan Osman Sınav, Uzun Hikaye‘den çok kısa bir süre sonra bu sefer Aşk Kırmızı ile karşımızda. Sinemanın romantik kanadına da bir örnek kazandırmayı kendine borç bilen yönetmenin aşkı bu denli ön plana koyduğu ilk filmi, aynı anda hem geleneksel hem de Avrupai olmanın uç noktalarında dolaşan, kişisel bir Issız Adam yorumu gibi.

Maddi durumu gayet yerinde gözüken ve eşiyle birbirlerine deli gibi aşık oldukları birbirlerine hitap şekilleriyle tanımlanan (- Seni seviyorum kocam! – Ben de seni karım!) evli bir çiftin erkek tarafı Ferhat (Tayanç Ayaydın), iş toplantısı için gittiği bir otelde büyük gönül yarası Nazlıgül (Nurgül Yeşilçay) ile karşılaşıyor. Seneler Nazlıgül’ü değiştirmiş, nedeni aynı zamanda filmin flashback hikayesi olan hayat şartları onun eskort kız olmasına sebebiyet vermiş. Film boyunca büyük aşkını seneler sonra görmesinden dolayı canı yanan bir adamdan ziyade bencilliğin dibine vurmuş bir erkek müsveddesi olarak ortalıkta dolaşacak olan Ferhat’ın kendini durduramaması, yaşantılarının sonsuza kadar değişecek olmasının nedeni olarak gösterilebilir. Ancak Nazlıgül’ün de aşık bir kadın gibi değil de tam bir profesyonel edasıyla eski erkeğini baştan çıkarması olabildiğine garip.

8371549315_e8be7048d0_b

İkilinin tek gecelik ilişkileri sonrasında birbirleriyle görüşmeye devam etmesinin gizlenemeyen ayrıntıları bir süre sonra Ferhat’ın eşi Zeynep (Ezgi Asaroğlu) tarafından farkediliyor. Kocasını asla kaybetmek istemeyen bu kadının Nazlıgül’le arkadaş olmaya karar vererek kendi çapında bir gizli ajan hikayesinin içine girmesiyle yavaş yavaş insiyatifini kaybeden bir işle baş başa kalıyoruz. Arka taraftan seslerini duyurmaya çalışan Şahin (Teoman Kumbaracıbaşı)’in kadınları et parçasına indirgeyen halleri, Galip (Burak Sergen)’in tanımlanamayacak karikatürize pislikliği durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.

Başladığı anda ilk farkedilen şey, bunun şık bir film olduğu. Vedat Özdemir‘in görüntü yönetimindeki başarısı Aşk Kırmızı’yı benzerlerinden bir tık öteye taşıyor mesela. Türkiye sinemasında büyük prodüksiyon olarak etiketlenen filmlerin çoğunda göremediğimiz bir titizlik perdeden gözlerimize yansıyor. Ama hepsi o kadar. Olabildiğine seksi görünen Nurgül Yeşilçay, Pazar: Bir Ticaret Masalı‘nı tek başına taşıyan Tayanç Ayaydın, üçlü ilişkilerin değişilmez tarafı Ezgi Asaroğlu (bknz. Acı Aşk) öyle bir senaryonun içerisinde öyle komik durumlara düşüyorlar ki bunu kelimelere dökmek, deveye hendek atlatmaktan daha zor.

Bir noktaya kadar ilgi çekiciliğini koruyan hikaye, her anında sinirlerinizin boşalabileceği bir çizgide ilerliyor. İplerin kopmasının bir tek cümleye baktığı ‘o an’ geldiğinde ise inancınızı kaybediyor ve bunun bir romantik/drama değil bir parodi olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. İşin kötü tarafı da bu zaten. Osman Sınav bu filmi eğer ki abartılı bir aşk parodisi olarak piyasaya sürseydi -ki filmle ilgili ilk eleştirilerden sonra bunu yapabilir- mutlak bir başarıdan söz edebilirdik.

8358166324_08d4c2f05f_b

Aşk Kırmızı, karakterlerin birbirlerine anlamsızca baktığı senaryosuzluk anlarından, motivasyon belirsizliklerine, bir yandan ‘üçlü bir ilişki sürdürülebilir mi?’ merkezli cesur önermeler sunarken, öte yandan kırmızı bir bankı metafor olarak seçtiği ajitasyon yan hikayeyi bize yedirmeye kalkmasına kadar her anlamıyla dengesiz bir film. Bu dengesizliği sineye çektiğiniz an ise ciddi bir eğlence vadediyor. Ülkemizde çekilen çoğu komedi filmini alaşağı edebilecek hınzırlıklar (!) barındıran Aşk Kırmızı hakkında ‘Osman Sınav sineması’ yerine ‘Osman Sınav’ın bizi sınaması’ benzetmesini de yapabiliriz.

Değinmeden geçemeyeceğimiz bir diğer konu ise kendisine karşı nötr olduğum Mehmet Erdem‘in filmin her anında çalan parçaları. 4-5 kere hem de bazen baştan sona…İşin içine bir de kendisinin televizyonda görünmesini ekleyin. Neredeyse film için yapılmış bir soundtrackten değil, albüm için yapılmış bir klipten bahsediyoruz. Biraz abartı olmadı mı?

Yazıyı Aşk Kırmızı’nın ruhuna uygun, kafaları karıştıracak bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Zamanında Nilüfer’in seslendirdiği, söz-müziği Selami Şahin’e ait olan ‘Tanrım’ parçasının kabul edilemez bir aşk ve kırmızılık barındıran haliyle: ‘Aşk Kırmızı sarmış dört bir yanımı, duymayan kalmadı bu feryadımı, bu gidişle Sınav beni öldürür, kuluna bırakma sen al canımı, sen al canımı…’

 

Filmin Adı: Aşk Kırmızı

Yönetmen: Osman Sınav

Senaryo: Osman Sınav

Yapım: Türkiye, 2013

Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Tayanç Ayaydın, Ezgi Asaroğlu, Teoman Kumbaracıbaşı

 

firatatac@hotmail.com / twitter

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
1 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 51 vote, average: 1,00 out of 5